9 Ağustos 2020, Pazar

Şule Çet’in avukatı Yıldırım: Bir sonraki celsede karar çıkabilir

Esra TokatBütün yazıları
dokuz8HABER Editörü

Ankara’da bir plazanın 20’nci katından şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybeden Şule Çet’in ailesinin avukatlarından Umur Yıldırım, Çet’in psikolojisi ile ilgili raporun sanıkların “intihar” iddialarını çürüttüğünü belirterek, “onların tutunacak tek dalı buydu” dedi. Yıldırım, yarın dudak okuma uzmanı raporunun gelmesi halinde “Savcılık makamı esas hakkındaki mütalaayı verip bir sonraki celsede de karar çıkabilir” dedi.

Ankara’da bir plazanın 20’nci katından 29 Mayıs 2018’de şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybeden Şule Çet’in davasının dördüncü duruşması yarın Ankara Adliyesi 31’nci Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek. Şule Çet’in ailesinin avukatlarından Umur Yıldırım ve Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Hakan Kar yaşanan son gelişmeleri dokuz8HABER’e değerlendirdi.

Çet’in psikolojisinin incelenmesi için bilirkişi heyeti talep ettiği Gazi Üniversitesi, bilirkişi raporunu tamamlayarak mahkemeye sundu. Raporda, ‘Maktulün intihar edebileceği konusunda dosyada bir bilgi veya gözlemin olmadığı’ belirtildi. Ayrıca olay yeri keşif raporunda ise atma/atılma konusunda “kesin bir ayrım yapılamadığı” belirtildi. Konu hakkında değerlendirmede bulunan Şule Çet’in avukatlarından Umur Yıldırım, “Biz en başından beri böyle olmadığını belirtiyorduk ama onların tutunacak tek dalı buydu” dedi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Hakan Kar ise rapor hakkında “Gazi Üniversitesi’nden hocaların düzenlediği rapor birçok noktaya açıklık getiren, çok zengin ve bilimsel bir rapor” yorumunu yaptı ve raporun davanın seyrini değiştirebileceğine dikkat çekti. Sanıkların iddialarının tek tek çürümesine dair konuşan Yıldırım, “Bunun sonunda ağırlaştırılmış müebbet var. Cinsel saldırı suçu var, her şeyi yapacaklar. Yeni iddialarda bulunacaklar. Ben artık şaşırmıyorum” dedi.

Hakan Kar ve Umur Yıldırım’ın tüm sorularımıza verdikleri cevaplar ise şu şekilde:

“BİLİRKİŞİ RAPORUNU HAZIRLAYANLAR UZMAN DEĞİL”

Olay yeri keşif raporunda herhangi bir netlik yok. “Her şey olabilir” ihtimali üzerine kurulu bir rapor. Siz bu raporu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Umur Yıldırım: Raporun bir bilirkişi tarafından hazırlanan nitelikli bir rapor olmasını beklerken ihtimaller üzerinden değerlendirme yapan bir rapor sunuldu. Mahkeme sorulara yanıt beklerken, bilirkişi raporu bütün ihtimallere açık bir kapı bıraktı. Esasında bu raporu hazırlamak için bilirkişi olmaya gerek yok çünkü mahkeme mesela Çağatay’ın parmağındaki kırığın boğuşma sırasında mı olduğunu yoksa birini tutmak isterken mi olduğu şeklinde bir soru yöneltti. Bilirkişi 2 ihtimal de var dedi. Bu cevabı verebilmek için zaten bilirkişi olmaya gerek yok. Bu cevabı ben de verebilirim, pekala siz de verebilirsiniz. Buna rağmen raporun yine önemli kısımları vardı. Berk Akand ‘Çağatay’ın odaya girerken Şule’yi kurtarmak isterken odaya girdiği’ni iddia ediyordu. Bunun mümkün olmadığını, kolunun bunu engellediğini, dolayısıyla görme ihtimalinin olmadığını çok net bir şekilde ortaya koydu. Yine Berk Akand ilk duruşmada Çağatay’ın Şule’yi attıktan sonra bardakları yıkadığını itiraf etmişti. Çağatay Aksu’da bu durumda, Berk Akand’ın bunu duyamayacağını, odalar arasında 7-8 metre mesafe olduğunu ifade etmişti. Açık şekilde kesin duyulabileceğini bilirkişi raporu ortaya koydu. Ama bunlar haricinde, ortaya maalesef bir şey konulamadı. Maalesef ucu açık bir rapor hazırlandı. Ayrıca bilirkişi raporunu hazırlayanlar maalesef bu konuda uzman kişiler değildi. Çünkü biri inşaat mühendisi, biri eski polis memuru ve üçüncüsü de adli tıp uzmanıydı. Yani bir matematikçi, bir fizikçi veya bu konuda eğitim almış kişiler değildi. Hatta ben bu kişilerin ilk defa bir yüksekten düşme olayına bilirkişilik yaptıklarına inanıyorum. Esasında önlerine böyle bir dosya daha önce büyük ihtimalle gelmedi. Dolayısıyla biz yarınki duruşmada Hacettepe gibi, ODTÜ gibi bu okulların matematik bölümlerine ya da fizik bölümlerine ya da adli tıp bölümlerinde uzman bir heyet oluşturulup, bu bilirkişi raporundaki çelişkilerin giderilmesini talep edeceğiz. Bu doğrultuda bir rapor hazırlanılmasını isteyeceğiz.

Şule Çet’in ailesinin avukatı Umur Yıldırım

“RAPOR BİLİMSEL DEĞİL”

Hakan Kar: Olay yerinde inceleme yapan bilirkişi heyeti, maalesef sorulara cevap vermek yerine “öyle de olabilir böyle de olabilir, aralarında ayrım yapılamadı” diye yorumlamış. Yaklaşık 11 tane soruya “böyle de olması mümkündür, şöyle de olması mümkündür” şeklinde cevap verilmiş. Öncelikle bu bir soruya cevap değildir. Bunu sorduğumuz herkes (bu konuda uzman olmasına gerek yok) bu soruya böyle cevap verebilir. “Ben aralarında ayrım yapamıyorum” demek bilimsel değildir. Bilirkişi heyeti raporunun “Yüzde kaç ihtimalle öyle olabilir yüzde kaç ihtimalle böyle olabilir?” sorusunu, bilimsel literatür kaynaklarıyla destekleyip öyle cevap vermesini beklerdim. “Aralarında ayrım yapamadık” gibi bir rapor gelmiş. Zaten bilirkişi heyetine bu ayrım yapılsın diye görüşleri soruluyor, onun için gidiliyor bu bilirkişi heyetine. Bilirkişi heyetinin raporunda, “olay anındaki şartları bilemeyeceğimizden, ne kadar uzağa düşer bilemeyiz” gibi bir yorum yapıldı. Dediğim gibi, sürekli “sonuçları bilemeyiz”, “ayırt edemeyiz” gibi raporların çok bilimsellikle bağdaşmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla raporun bilimsel açıdan tatmin edici olduğunu düşünmüyorum.

RAPORDA, ŞULE ÇET’İN MAKAM ODASINDAN ATILMA İHTİMALİ ORTAYA ÇIKTI

Tüm bunlara bakacak olursak hazırlanan bilirkişi raporunda bir ihmal olduğunu düşünüyor musunuz?

Umur Yıldırım: Özensiz hazırlanmış bir rapor olduğunu düşünüyorum. Çünkü rapor o kadar eksiklikler barındırıyor ki mesela şöyle bir ibare vardı: ‘O günkü hava şartlarını bilmediğimizden ya da rüzgarın akış yönünü, ne tarafa estiğini bilmediğimizden..’ Bakın bu geçmiş bir olay. Yani bundan 1.5 yıl önce olmuş bir olay. Bu pekala meteorolojinin sitesine girilip Ankara’da hava durumunun nasıl olduğunu, rüzgarın ne şekilde estiğini öğrenebilirsiniz. Kaldı ki ileriye doğru bile tahmin yapabiliyor meteoroloji. Bu durum bir de geçmişte yaşanmış. Yani meteorolojiye yazı yazıp istenebilirdi ya da sitesinden de öğrenilebilirdi. Ama maalesef bunlar da yapılmamış; özensiz hazırlanmış yani kendilerini topa sokmamışlar ve mahkemenin birçok sorusuna açık kapı bırakmışlar. Bizim açımızdan değerli bir rapor yine de. Çünkü Çağatay Aksu ve Berk Akand Şule Çet’in diğer odadan atıldığını iddia ediyordu. Biz ana makam odasından da atılmış olma ihtimalini ortaya koyduk ve bu rapor bizim dediğimiz ihtimalin de aslında var olduğunu ortaya koydu. Evet, buradan da atılmış olabilir dedi. Dolayısıyla bizim açımızdan değerli bir rapor ama ucu açık bir rapor. Biz daha net bir rapor bekliyoruz bu noktada. Daha detaylı, daha güzel araştırma yapılarak bu dosyaya bir rapor sunulabilirdi. Biz bu dosyada her şey yerine otursun istiyoruz. Bu sebeple açık kalan kısımlarla ilgili tekrardan bir rapor alınmasını talep edeceğiz.

Sanıkların “Çet’in psikolojisi bozuktu, o yüzden intihar etti” gibi bir iddiası da var. En son telefon kayıtları da geldi. Hastane kayıtlarından da Şule Çet hakkında böyle bir bulgu olmadığı söylendi. Böylelikle sanıkların iddiası çürütülmüş oldu. Bu durum mahkemenin seyrini değiştirecek diyebilir miyiz?

Umur Yıldırım: Kesinlikle. Biz bunu en başından beri söylüyorduk. En başından beri böyle olmadığını belirtiyorduk ama onların tutunacak tek dalı buydu. Öbür türlü kendilerini açıklayamıyorlardı. En son “Şule’nin dersleri kötü, babası para yollamadı bu yüzden intihar etmiş olabilir” tarzında artık saçmalık boyutunu aşan savunmalar yapıldı. Ama resmi bilirkişi raporu ile intihara meyilli olmadığı, dedikleri huşuların intihar ile ilişkilendirilemeyeceği ortaya konuldu. Ayrıca bu raporu sanıklar istedi. Şule’nin psikolojik durumunu inceleyen bir bilirkişi raporu alalım dediler. Onların talebiydi ve onların talebi doğrultusunda gelen rapor açıkça intihara meyilli olmadığını, dedikleri hususların intiharla ilişkilendirilemeyeceğini açık bir şekilde yazdı.

Hakan Kar: Tabii diyebiliriz. Gazi Üniversitesi’nden hocalarının düzenlediği rapor birçok noktaya açıklık getiren, çok zengin ve bilimsel bir rapor. Bütün ifadeler, bütün SGK kayıtları, kullandığı ilaçlar, olay yeri görüntüleri ve ifadelerini birlikte değerlendirmiş hocalarımız ve bir sonuca varmış. Yani Şule Çet’e teşhis olarak yazılan majör depresyon bulgularının olmadığı, prosedürel olarak ilacı yazabilmek için yazılmış olduğu, aynı zamanda intihar ettiğini belirtecek herhangi bir bulguya ne dosya incelemesinde, ne kullandığı ilaçlarda, ne ifadelerde rastlanmadığını ortaya koydular. Bence bu çok değerli bir rapor hocaları tebrik ediyorum.

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Hakan Kar

“BİR SONRAKİ CELSEDE KARAR ÇIKABİLİR”

Sanıkların çürüyen bu iddialarının ardından, onlardan yeni iddialar bekliyor musunuz?

Umur Yıldırım: Bekliyoruz tabi. Her duruşmada zaten yeni bir iddia ortaya attılar, yeni bir belge istediler. Mahkeme bunların bir kısmını dikkate aldı, bir kısmını almadı. Gelinen noktada bütün iddiaları çökerten kendilerinin istekleri doğrultusunda hazırlanmış bir bilirkişi raporu var. Birkaç tane daha belge var önceki duruşmalarda talep edilen ancak dudak okuma gibi hala gelmeyen raporlar var. Onlar da gelirse savcılık makamı esas hakkındaki mütalaayı verip bir sonraki celsede de karar çıkabilir.

“YARIN KEŞİF RAPORUNDA CEVAP VERİLMEYEN SORULARA CEVAP ÇIKABİLİR”

Dudak okuma uzmanının sunacağı rapor, sizce davada ne gibi bir etkiye sahip olacak? Ayrıca yarın yapılacak dördüncü duruşmada Türkiye’de düşme mekaniği alanında tek uzman olan Prof. Dr. Çağlar Özdemir dinlenecek. Sizce keşif raporunu çürütecek bulgular ortaya çıkabilir mi?

Umur Yıldırım: Dudak okuma uzmanı, asansör önünde yapılan konuşmaları inceleyecek. Ben orada itiraf olduğunu düşünüyorum. Çünkü vücut dillerine bakarsanız “niye yaptık?”, “niye attık?” tarzında ifadeleri var, orada Berk Akand bir sitemde bulunuyor. Dudak okuma uzmanının sunacağı rapor yarınki duruşmaya yetişebilir. Keşif raporunda cevap verilmeyen sorulara cevap olacak bazı bulgular çıkabileceğini düşünüyorum. Çünkü Çağlar hocanın raporunu okuduğum kadarıyla bazı bulgular elde edilmiş. Çağlar Hoca, raporu hazırladı. Rapor dosyaya girdi, mahkemeye sunuldu. Orada yazan tespitler bazı şeyleri açıklıyor. Özdemir yarın, düşmenin ve düşme mekaniğinin nasıl olduğu ile ilgili mahkeme heyetinde, hem heyetin hem de taraf avukatlarının sorularına cevap verecek. Bence o zaman birçok husus daha net açıklığa kavuşacak.

“CİNSEL SALDIRININ GERÇEKLEŞMİŞ OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

Şule Çet’in anal bölgesinde bulunan ekimozların zorla cinsel ilişki sırasında oluşabileceğini ifade etmiştiniz davada Hakan Bey. Ayrıca Çet’in bedeninde prostat sıvısı, tükürük sıvısı ve noktasal kanamalar tespit edilmişti. Bunlar tecavüz bulgusu için yeterli şeyler değil mi?

Hakan Kar: Ben Adli Tıp Kurumu’nun otopsi raporundan ve otopsi görüntülerinden kendi yaptığım incelemelerle tespit ettiğim bulguları mahkemeye rapor halinde sunmuştum. Mahkemede bu tespit ettiğim şeylerin nasıl olacağı bana soruldu ancak bu benim tespitim değil aslında. Hem ilk muayeneyi yapan adli tıp uzmanı hem de otopsi yapan adli tıp uzmanları zaten bunları tespit etmiş. Mesele şuydu: Bunun istemli bir cinsel ilişki ile olup olamayacağı. Ben de bu noktada sunduğum raporda kendi bilgi birikimim ve bilimsel güncel literatür eşliğinde bunun istemli bir cinsel ilişkiden ziyade, cinsel saldırı ya da cinsel zorlama şeklinde olabileceğini belirttim. Aynı zamanda anal ve vajinal örneklerde de prostat sıvısı ve insan tükürüğüne ait amilaz çıktı. Bir de vajinada bir erkek DNA’sı çıktı. Karşılaştırmaya elverişsiz olduğu için kime ait olduğu tespit edilemedi. Üstüne üstlük Şule Çet’in tırnaklarından da sanıklardan Berk Akand’a ait DNA çıktı. Bütün bu bulguları birlikte değerlendirdiğim zaman ben cinsel saldırının gerçekleşmiş olduğunu düşünüyorum.

Şule Çet’in telefon kayıtları incelendi ama son güne dair bir bilgi yok, sebebi nedir? Bu konuda bir gelişme var mı?

Umur Yıldırım: Sebebi şu: Şule’nin telefonu açılamamıştı. Sanıklar telefonun aslında hiç incelenemeyeceğini düşündüler çünkü Şule’nin telefonu parmak izi ile açılıyor. Şule’de hemen defnedildi. Polis orada hata yaptı ceset üzerinden parmak izini okutmadı. Biz de bunun üzerine dedik ki “Tamam telefon açılamamış olabilir ama sim kartını aktif edelim. Şule’nin maillerini biliyoruz. Biz sim kartı aktif ettikten sonra o maillerin sıfırlama kodu telefona gelecek. Maillerin hepsine girelim. O maillerin içerisinden bir icloud hesabı çıkabilir” dedik. Tamam dedi emniyet. Biz sıfır bir telefon aldık emniyete verdik. Emniyet operatörden PUK kodunu talep etti. Sim kartı yeni telefona taktı. Önce sim kartı sonra mailleri sıfırladık o maillerin birinden i-cloud hesabı çıktı. Sonra i-cloud hesabını kurdular yeni telefona bütün veriler geldi. 28’ine kadar geldi bunlar. Peki neden 29’u yok? Büyük ihtimalle gece 29’unda Wİ-Fİ’ye bağlanmadı Şule Çet. Bu yüzden telefon yedekleme yapmadı. Bu çok basit aslında hani çok düşünülecek bir durum değil. Telefonunuz Wİ-Fİ’ye bağlı değilken Whatsapp’ınız yedekleme işlemini yapmıyor. Keşke hepsi gelseydi. Biz aslında hepsi gelecek diye temenni ile verdik ama sanık tarafı aslında telefonu hiç açtırmak istemiyordu. Ardından emniyet çalıştı, biz çalıştık, emek harcadık, kafa yorduk ve veriler geldi.

“SONUNDA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET VAR, HER ŞEYİ YAPMALARINI BEKLİYORUM”

Çet’in telefon kayıtlarına dair emniyet 300 sayfalık bir rapor hazırladı. Telefonun geçmişine girildi. Bu veriler arasında intihar ya da intihara meyilli içerik bulunamadı. Whatsapp’a, galeriye her yere girildi ve hepsi incelendikten sonra yine “intihar ya da intihara meyilli bir içerik yoktur” denildi raporda. Bu onlar için çok aleyhe bir delil. Bu sefer de delilin güvenirliliğini sorgulatmaya başladılar “Nasıl 29’u yok?”, “Silindi mi?” gibisinden. Ancak o telefon 1 saniye bile olsun ne ailenin ne bizlerin eline geçti. Hep Emniyetteydi. Kaldı ki verilerin zaten nasıl getirildiği ortada ve sorunun cevabı da çok net ama insanlar hatta birkaç tane haber kanalında şöyle bir haber yaptırdılar: “Telefon aileye teslim edildi.” Hayır, aileye 1 saniye bile teslim edilmedi. Hatta benim hakkımda bir ara “Avukat verileri silmiş” dediler. Böyle bir algı yaratmaya çalıştılar. Ama mahkeme de, biz de bunun gerçeğini biliyoruz. Buna rağmen onlar en son duruşma Şule’nin ev arkadaşı Lilia hakkında bile ‘mesajları silmiş’ iddiasında bulundular ve Lilia’nın telefonunun tekrar incelenmesini talep ettiler. Bunun üzerine Lilya hanımın telefonuna tekrar el konuldu incelemeye sokuldu. Bakın Lilia Hanım ne yapmış biliyor musunuz? Lilia Hanım olaydan tamamen bağımsız bir kadın. Hani neden silsin diye insan düşünür. Ancak Lilia olay günü konuşulan mesajların hepsini Whatsapp üzerinden orijinal haliyle arşivlemiş, hepsini saklamış. Bunu götürdü mahkemeye teslim etti. Bakın Çağatay Aksu bütün verilerini sildi. Berk Akand bütün verilerini sildi ve sildiği gibi yanlış telefonu teslim etti. Olayın tanığı Pınar Turgut var o da bütün verileri sildi. Bunların üzerine olayla alakasız bir kadının veri sildiğini söylüyorlar ama kadın bütün verileri orijinal şekilde yedeklemiş. Hepsini orijinal şekilde tutmuş. İşte böyle bir dosya ama bu suçlamaları yapacaklar. Birilerine karşı daha da devam edecekler. Çünkü bunun sonunda ağırlaştırılmış müebbet var. Cinsel saldırı suçu var, her şeyi yapacaklar. Yeni iddialarda bulunacaklar. Ben artık şaşırmıyorum.

“TEDİRGİNLİK DUYUYORUM”

Dava sürecinin başından beri herhangi bir zorlukla ya da tehdit ile karşılaştınız mı?

Umur Yıldırım: Herhangi bir tehdit ile somut olarak karşılaşmadım ancak kendi adıma tedirginlik duyuyorum. Birkaç defa arabamla giderken takip edildiğimi hissettim. Belki öyle bir durum yoktu ama ben öyle hissettim. Arabaya binerken kapıları kilitlemek zorunda kalıyorum veya bizim sitenin güvenlikçisi biri geldiğinde kesinlikle X-ray cihazından geçiriyor, üzerini arıyor. Bu tarz şeyler yaşıyorum ancak bu benimle alakalı herhalde. Yani temkinli davranıyorum. Ancak ne olursa olsun gerçeğin ortaya çıkması için uğraşmak zorundayız. Öbür türlü onlara kalırsa bu iyi olmayacak.

Hakan Kar: Herhangi bir zorlukla karşılaşmadım. Ben Adli Tıp profesörüyüm ve benim uzmanlık alanım cinsel şiddet değerlendirme ve çocuk istismarı. Elimden geldiğince bilimsel veriler ışığında fikrimi ve görüşümü beyan ettim. Elimizden gelen verileri değerlendirmek ve en doğru sonucu mahkemeye sunmak ve bir kanaat bildirmek görevimiz.

Son Haberler

“Çocukların yaşam sürme ve şiddetten korunma hakları ihlal edilmektedir”

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, sosyal medyada bazı çocukların PKK'ye katıldıklarına dair paylaşılan videoya ilişkin açıklama yaptı. Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, sosyal medyada bazı çocukların PKK'ye katıldıklarına...

Ayasofya’da cuma namazına AKP’li Hacı Bayram Türkoğlu koronavirüs oldu

Ayasofya’nın cami olarak ibadete açıldığı cuma namazına katılan AKP Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu, koronavirüse yakalandı. AKP Hatay Milletvekili Hacı Bayram Türkoğlu, son 1 ay...

GÜN SONU | 8 Ağustos 2020 – Günün öne çıkan haberleri

dokuz8HABER olarak 8 Ağustos’ta öne çıkan gelişmeleri sizler için derledik. Lübnan’da Beyrut patlamasından önce sokaklarda yaşanan yolsuzluk ve hayat pahalılığına karşı gösteriler, patlamanın ardında ihmallerin...

Eşine kadro açan rektöre YÖK’ten soruşturma

Yükseköğretim Kurumu (YÖK), eşine özel kadro açtığı belirlenen Pamukkale Üniversitesi Rektörü Hüseyin Bağ hakkında soruşturma açıldığını duyurdu. Yükseköğretim Kurulunca (YÖK) Pamukkale Üniversitesi Rektörü Hüseyin Bağ...

Çok Okunanlar

Kavga ettiği kişiye tencere fırlatmak isterken balkondan düştü

İstanbul Küçükçekmece'de bir kişi, evinin balkonundan söz dalaşına girdiği kişilere tencere fırlatmak isterken aşağıya düştü. İstanbul'da bir kişi, yoldan geçerken...

Lübnan’da sokaklar karıştı emekli askerler bakanlık binasını bastı

Lübnan'da Beyrut patlamasından önce sokaklarda yaşanan yolsuzluk ve hayat pahalılığına karşı gösteriler, patlamanın ardında ihmallerin olduğunun ortaya çıkması ve...

Pamukkale Üniversitesi Rektörü’nden eşine özel yeni iş ilanı

Pamukkale Üniversitesi Rektörü Hüseyin Bağ, Personel Daire Başkanlığı kadrosunda adeta ‘adrese teslim’ ilan açtı. Kriterleri karşılayan ve başvuran tek...

Fazla kiloları nedeniyle evlenmesine izin verilmedi 212 kilo verdi

Zonguldak'da 8 yıllık sevgilisi ile evlenmesine fazla kiloları nedeniyle izin verilmeyen Akın Türkoğlu, 6 ayda 212 kilo verdikten sonra...

Tacizciyle kavga eden kurye tacizcinin ihbarıyla işinden oldu

İstanbul'da kuryelik yapan Doğan Kaya, genç bir kadını taciz eden erkeğe müdahale etmesinin ardından kavgaya karıştığı gerekçesiyle işten atıldı. Getir...

Muharrem İnce: “Meral Akşener sayesinde Cumhurbaşkanı adayı oldum”

CHP'nin eski Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, yeni parti kuracağı iddialarına ilişkin konuştu. İnce, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu'nun adayının Abdullah...

Merkez Bankası ve BDDK anlaştı, bankalar mevduat faizlerini artırdı

Merkez Bankası ve BDDK'nın bankalarla gerçekleştirdiği ekonomide normalleşme ve değerlendirme toplantısının ardından bankalar mevduat faizlerini artırdı. Merkez Bankası (TCMB) ve...

Günlük vaka sayısındaki artış devam ediyor

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye'de koronavirüs nedeniyle 15 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 1185 yeni vaka tespit edildiğini açıkladı. Bugün açıklanan...

Nero’nun katili evine Gabon Fahri Konsolosluğu tabelası asmış

İstanbul Sarıyer'de Nero isimli bir köpeği yakın mesafeden silahla vurarak öldüren Alp Erkin, evine Gabon Fahri Konsolosluğu tabelası asıp...

AKP’de hashtag çalışması: Albayrak’a önce köstek, sonra tam destek

Türkiye'de dolar ve euronun hızla yükselmesi ile birlikte eleştilerin odağı bir kez daha Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak...

Gözden Kaçmasın