“Bugün akşam saatlerinde koronavirüs şüphesi olan bir vatandaşımızın test sonucu pozitif çıktı. Tanı yüksek ateş ve öksürük şikayetinin sebebinin araştırılması sonucu konmuştur.” Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bu cümleyi bir yıl önce, 11 Mart 2020 günü kurdu.

Tüm dünyayı saran ve günlük hayatı kökten değiştiren yeni tip koronavirüs Türkiye’de 11 Mart 2020 günü tespit edildi. Geçen bir yıl içinde Türkiye’de 35 milyona yakın test yapıldı, 2 milyon 800 binden fazla vaka tespit edildi. Bir yıl içinde 30 bine yakın kişi koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi. Her gün 14 bin civarında yeni vaka tespit ediliyor. Türkiye’nin koronavirüs ile geçen bir yılını, ülke içinde ve dünyada yaşanan gelişmeleri derledik.

ÇİN’DE BAŞLADI, HIZLA YAYILDI

Dünyayı sarsan virüs Çin’in Vuhan kentinde Kasım ayında ortaya çıktı. 31 Aralık 2019 günü Çin, 41 kişide zatürre benzeri bir hastalık olduğunu duyurdu. ABD, 1 Ocak 2020’de virüsün Vuhan’daki hayvan pazarından yayılmış olabileceğini duyurdu. Çin 7 Ocak’ta “koronavirüs ailesinden yeni bir virüs” açıkladı. Vuhan’da geleneksel yıllık yemeğin yasaklanmaması virüsün yayılmasına zemin hazırladı. Kısa sürede Uzak Asya, ABD ve Avrupa’da vakalar görülmeye başlandı. Çin gecikmeli olarak kabul ettiği virüs için 23 Ocak’ta kentte karantina ilan etti ve 60 milyon kişiyi kapsayan bu karantina tam 76 gün sürdü. Ocak ayı sonunda Avrupa’da ilk vakalar görülürken, virüs Fransa ve İtalya’yı sert vurdu. Şubat ayı içinde Avrupa ve ABD virüsün pençesine düştü. Küresel salgın dönemi başlamıştı. Bu arada virüsün genomu tanımlandı ve dünya ile paylaşıldı. Aşı çalışmaları bu sayede büyük bir hızla yürütüldü.

SALGININ MERKEZİ AVRUPA

Mart ayı İtalya, İspanya ve Fransa’da ağır karantina koşulları altında oldukça zor geçti. DSÖ salgının merkezinin artık Avrupa’da olduğunu duyurdu. Dünya Sağlık Örgütü 11 Mart 2020 günü salgını “pandemi” olarak nitelendirdi ve o günden sonra dünyada çok şey değişti, “eski normal” unutuldu. Ülkeler “sürü bağışıklığı”, “eleminasyon” ve “baskılama” gibi yöntemler uyguladı. Eleminasyonu başaran bir kaç ülke büyük başarı sağlarken, diğerleri büyük sıkıntı yaşadı. Özellikle ilk anda “sürü bağışıklığı”nda ısrar eden İsveç ve İngiltere gibi ülkelerde büyük sıkıntılar yaşandı.

TÜRKİYE’DE İLK VAKA

11 Mart aynı zamanda virüsün Türkiye’de ilk kez tespit edildiği gün oldu. “Baskılama” yöntemi izleyen Türkiye, kısıtlamalarla “dengeli” bir hat izlemeye çalıştı. 13 Mart’ta spor karşılaşmaları ile bazı ülkelere uçuşlar iptal edildi, barlar kapatıldı. 16 Mart’ta okullar kapandı, daha sonra uzaktan eğitime geçildiği açıklandı. 17 Mart’ta Türkiye’de koronavirüsten ilk ölüm yaşandı, 20 Mart’ta tüm özel ve vakıf hastaneleri pandemi hastanesi olarak ilan edildi. 21 Mart’ta 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olanların sokağa çıkması yasaklandı. Kalabalık törenler yasaklandı, bahçe, park ve mesire alanları kapatıldı.

SOKAĞA ÇIKMA YASAKLARI

Mart sonunda ABD en çok vaka görülen ülke olmuştu. 1 Nisan’da BM salgının 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en büyük kriz olduğunu açıkladı. Türkiye’de virüs tüm kentlere yayılmış, dünya genelinde vaka sayısı 1 milyonu aşmıştı. 65 yaşın ardından bu kez de 20 yaşın altındakilerin sokağa çıkması yasaklandı. 10 Nisan günü sokağa çıkma yasağı paniği yaşandı. Saatler kala açıklanan yasak nedeniyle halk marketlere hücum etti, büyük kriz yaşandı.
8 Nisan’da Vuhan’da karantina sona ermiş, hayat normale dönmeye başlamıştı. Türkiye ve dünyanın geri kalanı için ise yeni başlıyordu. Nisan ayı boyu Türkiye’de kapsamlı sokağa çıkma yasakları uygulandı. 15 Nisan’da yaklaşık 90 bin mahpus koronavirüs tedbirleri kapsamında serbest bırakıldı.

BÜYÜK EKONOMİK DARALMA

25 Nisan’a gelindiğinde Türkiye dünyada en çok hastalık vakasının görüldüğü yedinci, en çok ölümün gerçekleştiği 12’nci ülke durumundaydı. Birleşmiş Milletler 13 Mayıs’ta açıkladığı rapor ile “küresel ekonominin yüzde 3,2 daralacağını” öngördü ve bu 1929 Büyük Buhran’dan beri en keskin daralmaydı. Haziran sonunda 10 milyon vaka aşılmış, yarım milyondan fazla kişi ölmüştü. 1 Temmuz’da BM Güvenlik Konseyi, “tüm çatışma alanlarında küresel insani ateşkes” istedi.
22 Eylül’de İngiltere’de salgının “tehlikeli bir dönüm noktasına gelindiği” belirtildi ve yeni yasaklar getirildi. Mutasyonlu virüsler kaygıları artırdı. 29 Eylül’de Kovid-19’un neden olduğu can kaybı dünya genelinde 1 milyonu aştı. Avrupa’da yeniden sokağa çıkma yasakları yaygın olarak uygulanmaya başlandı. Noel döneminde İngiltere’de mutasyonlu virüsün yoğunlaşması nedeniyle kısıtlamalar artırıldı. Pek çok ülkede Noel’de ailelerin bir araya gelmesi yasaklandı.

AŞIDA ADALETSİZLİK

Yaz başında görülen kısmi rahatlama kısa sürdü, Ağustos’ta başlayan yükseliş kesintisiz sürerken, iyi haber farklı ülkelerdeki aşı çalışmalarından geldi. 8 Kasım’da ise Pfizer-Biontech, 11 Kasım’da Sputnik V aşılarının yüzde 90’un üzerinde başarı sağladığı duyuruldu. Vaka sayısı 50 milyon, ölenler 1,6 milyonu aşmıştı. Bu iki aşıyı ABD’nin Moderna ve Çin’in Sinovac aşıları izledi. Aralık başından itibaren her ülke  bulabildiği aşılar ile öncelikli gruplardan başlayarak yaygın aşılamaya girişti. Aşıda eşitsizlik tartışmaları başladı. Gelişmiş ülkelerin aşıları kendilerine saklaması üzerine Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü ısrarla “adaletsizlik” uyarısı yaptı.

YAZ SONU YENİDEN YÜKSELİŞ

Türkiye’de yaz başındaki normalleşme kısa sürdü. Ağustos’ta yükseliş başladı, 30 Kasım’da vaka sayısı günlük 30 bini aştı. Yeniden yasaklar gündeme geldi. Hafta sonu ve gece sokağa çıkma yasakları kış boyu sürdü, 1 Mart’ta yeni normalleşme dönemine geçildi. Kentlerin durumuna göre “yerinde karar” dönemi başladı. Tedbirler kısmen hafifletildi, okulların önemli kısmında yüz yüze eğitime geçildi. Ancak normalleşmenin ilk haftasında vaka sayıları yeniden 15 bin bandına yükseldi. Vaka sayısı, bir haftada yüzde 33, bir ayda ise yüzde 63 arttı. Türkiye’de nüfusun yarısından fazlası halen yüksek ve çok yüksek riskli bölgelerde yaşıyor.
Çin’den gelen aşılarla şu ana kadar 10 milyon doz aşı yapan Türkiye’de 2.5 milyon kişi iki doz aşı olabildi. Mayıs sonuna kadar 20 yaş üzeri herkesin aşılaması hedef olarak ilan edildi. Aşılama sürecinin yavaşlığı sık sık eleştiri konusu olurken, 16 farklı yerli aşı için ise çalışmalar sürüyor. En erken Nisan ayında Faz 3 aşamasına geçilebileceği ifade ediliyor.