GÜNDEM POLİTİKA

Van Dosyası | AKP adayı Takva: Kayyum devlet politikası, AKP muhalif parti

dokuz8HABER/Bekir Güneş (@bekirgne2 )

31 Mart yerel seçimlerinde Van’da HDP ve AKP’nin adayları yarışıyor. HDP Van Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayı Bedia Özgökçe Ertan, “Van’da kayyum politikasına büyük bir tepki var 14 belediyenin 14’ünü de kazanacağız” derken, AKP Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı Necdet Takva, “Kayyum uygulaması bir devlet politikasıdır. AKP Van’da muhalif bir parti” ifadelerini kullandı. Takva’nın adaylığıyla geçmişte attığı “Kobani düşmeyecek” ve “AKP’lilere oy veren Kürt, babam da olsa evime almam, sokağa atarım” şeklindeki eski tweetleri yeniden gündeme geldi. HDP adayı Ertan’ın Afrin konusunda attığı bir tweet nedeniyle ise hakkında fezleke hazırlanmıştı.

31 Mart yerel seçimleri öncesinde il il seçim haberleri dosyamıza Van ile başlıyoruz. 2014 yerel seçimlerinde yüzde 53.1 oyla seçilen ve 17 Kasım 2016’da gözaltına alınan Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya’nın görevinden uzaklaştırılmasından beri kayyumla yönetilen Van, 31 Mart yerel seçimlerine hazırlanıyor. dokuz8HABER’den Bekir Güneş yerel seçimler öncesi HDP ve AKP’nin Van Büyükşehir Belediye Başkan adayları ve STK temsilcileri ile görüşerek seçimin nabzını tuttu.

HDP Van Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayları olarak Bedia Özgökçe Ertan ve Mustafa Avcı’yı gösterirken AKP’nin adayı Necdet Takva oldu.

“KAYYUM POLİTİKASI KÜRT SEÇMENİN İRADESİNE DARBE”

– Son seçimlerde HDP Van’da büyük bir farkla seçimleri kazanmıştı. Ancak kayyum atandı, eş başkanlar görevden alındı sadece büyükşehir değil bütün ilçelerdeki eş başkanlar görevden alındı ve belediye meclisleri feshedildi. Böyle bir süreçte seçime gireceksiniz. Halkın bu yöndeki tepkisi nedir?

Kayyum politikasına büyük bir tepki olduğu sahadan da yansıyor. Uzunca bir zamandır OHAL KHK’larını fırsat bilerek bu tasarrufu kullandı hükümet. 102 belediyemizin 98’ine kayyum atandı. Belediye meclisleri feshedildi, belediye eş başkanlarımızın neredeyse tamamı tutuklandı ya da soruşturma geçirdi. Bizlerle ilgili suçlamalara dair şu ana kadar süren yargılamalarda tek bir somut veriye ulaşılamadı. Bütün yargılamalar halka açık. Halk da bunu biliyor; bu darbeydi. Kayyum politikası açıkça yerel yönetim siyasetine, mentalitesine aykırı, başlı başına hukuksuzluk, ayrıca bizim belediyelerimize atanan kayyum politikası, bizim irademize, Kürt seçmenin, HDP’nin bütün olarak politikasına büyük bir darbe olarak algılanıyor ve anlaşılıyor. Kürt halkı bu bakımdan çok ciddi anlamda tepkili ve kayyum siyasetini bu topraklardan mutlak surette göndereceğini söylüyor. Böyle bir uygulamayı kabul etmediğini, iradesini tanımayanlara çok iyi bir cevap vereceğini söylüyor. Bunu her fırsatta belirtiyorlar. Biz de bu seçimlerde halktan aldığımız bilgi ve güçle kayyumları göndereceğimizi hem söylüyoruz hem de kararlıyız. Van’da örneğin 14 belediyenin 14’ünü de kazanacağız.

“HALKIN İRADESİNİ TANIMAMAK İKTİDARA KAYBETTİRECEK”

Bölgede de durum farklı değil. Her yerden yükselen en büyük tepki irademize atanan kayyum aslında. Halk bu politik anlayışı kabul etmiyor. AKP-MHP ittifakının gelmiş olduğu nokta itibariyle Kürt düşmanı politikaları zaten ayyuka çıkmış durumda. Bütün politikalar Kürtlere yönelik düşmanlığı besleyen bir yerden bakıyor ve bu bütün Türkiye’nin en büyük sorunu haline gelmiş durumda şu an. Ve bütün Türkiye’de bu kamplaşma, kutuplaştırma siyaseti hem bu ülkenin geleceğine hem bu ülkenin barışına, demokrasisine, hukukun üstünlüğüne ve evrensel bütün ilkelere aykırı. Ve aslında bir sosyal deney yapmışsa eğer bu AKP – MHP ittifakı, bu sosyal deneyden açığa çıkan şey; halk iradesini tanımamazlığın kesin olarak bu ittifaka da bu iktidara da kaybettireceği mesajıdır. Yerel seçimlerde bir bütün olarak HDP, bu siyaseti geriletme çabası içerisinde. Bölgede de durum aynı bütün Türkiye’de de AKP’nin kendi tabanı dahil bu politikaya karşı çıkan Türkiye’de en az yüzde 50 insan var. Ben inanıyorum ki yerel seçimlerde bu irade bütün olarak açığa çıkacak, HDP bütün Türkiye’de demokrasiden yana olan tek parti olduğunu, barışa giden yolu örmeye çalıştığını gösterecek.

“KAYYUM MEŞRUİYET KRİZİ YARATTI”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “HDP kazanırsa sıkıntılı duruma düşeriz”, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “HDP’li belediyeler tekrar kazanırsa kayyum atayabiliriz”  gibi açıklamaları vardı. Bu açıklamalar nedeniyle seçmen kimi noktalarda sandığa gitmeme yönünde bir eğilim gösterebilir mi? Siz sokağa çıktığınızda ‘nasıl olsa kayyum atanacak o halde sandığa gitmeyelim’ yönünde bir eğilim gördünüz mü? 

– Uzunca bir süredir bunu yapmaya çalıştılar. Kürt seçmeni sandıktan uzaklaştırmanın hem psikolojik yönden hem de madden uzaklaştırma yöntemlerini denediler açıkçası. En son örneğini 24 Haziran seçimlerinde gördük. Örneğin şunu yaptılar; yasayı değiştirdiler, ittifak yasası çıktı ve onun dışında da seçim kanununda bazı değişiklikler yapıldı. Son dakika yine hukuka aykırı şekilde, seçim kanununa aykırı şekilde sandıklar taşındı örneğin. Hatırlarsınız bir çok bölgede sandıklar kilometrelerce uzaklara taşındı, birleştirildi ama yine seçmen büyük bir iradeyle kilometrelerce yol yürüyerek icabında o sandıklara gitti. Bu bir bezdirme politikasıydı psikolojik anlamda; ‘Bakın siz seçerseniz biz tutuklarız, milletvekillerinizi tutuklarız, belediye başkanlarınızı tutuklarız, kayyum atarız’, bunu yaptılar zaten. Yapmamaları gereken her şeyi yaptılar. Bu seçimde de bu argüman artık iflas etmiş durumda, bana kalırsa gördüğümüz kadarıyla. ‘Yine kayyum atarız’ kimsenin itibar etmediği bir söylem olarak çıktı ve artık bunu söylemiyorlar artık dikkat ederseniz son günlerde böyle bir şey söylemiyorlar çünkü ne kadar büyük meşruluk kaybettiklerini de görüyorlar. Kayyum atama politikası bütün dünyada AKP-MHP’nin, bu ittifakın Kürt karşıtı politika yürüttüğünü ve aslında bir hükümet olma bilinci, devleti yönetme bilincinden uzaklaştırıldığını daha açığa çıkarıyor. Bu çok ciddi bir meşruiyet krizi de yarattı; devletin yönetememesi, hükümetin yönetemiyor olması. Referandumla yönetim sistemini değiştirdiler. Bütün uygulamalar bakıyorsunuz ki dikta rejime doğru gidiyor. Bu kabul gören bir anlayış değil.

2014 yerel seçimlerinde yüzde 53.1 oyla seçilen ve 17 Kasım 2016’da gözaltına alınan Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bekir Kaya’nın görevinden uzaklaştırılmış ve yerine kayyum atanmıştı.

“MEŞRUİYET SORUNUNU ÇÖZEMEZLERSE DAHA BÜYÜK KRİZLE BOĞUŞACAKLAR”

Yasalarla, seçimle, baskıyla belki bir amacı yerine getirebilirsiniz ama sonuçta halk iradesi bunu benimsemiyorsa o yapılan her şeyin iflas etmesi kaçınılmazdır. Şu an öyle bir noktadalar. Meşruiyet sorununu çözemedikleri sürece bu ülkede demokrasinin yolunu açmadıkları sürece kendileri açısından çok büyük bir krizle boğuşacaklar. O yüzden kayyum atamaları imkansız demek mümkün aslında. Bir meşruiyet peşindeler bunu da seçimleri kazanarak başarabilirler ancak. Ama görüyoruz ki bu ittifak bitmek üzere çatlamıştır ve bir sürü kavga gürültü var kendi aralarında anlaşmazlıklar var. En büyük sebebi de bu yarattıkları ortam, ülkenin gelmiş olduğu aşama; şu an ekonomik kriz, yönetim krizi: Bir bütün olarak ülkeyi krizle ve çözümsüzlükle kotarmaya çalışıyor açıkçası.

“AKP-MHP İTTİFAKINI GERİLETECEĞİZ”

HDP’nin öncü kadroları siz, Selçuk Mızraklı, Ayhan Bilgen önemli kentlerde belediye başkanlığına aday oldunuz. HDP’nin bu yeni politikasıyla amaçladığı nedir?

Vekillerin aday gösterilmesini soruyorsunuz. Doğrusu bütün kentlerde kayyumları göndereceğiz ve AKP-MHP ittifakını gerileteceğiz. “Ya me ye” diye yola çıktık. Benimle ilgili durum örneğin veya Selçuk hocayla, Ayhan Bilgen ile ilgili mesele halkın talebiyle ilgili bir eğilim sonucu ortaya çıkmış bir durum. Bu tek başına vekillerle bu süreci yönetelim şeklindeki bir politika değil tamamen halkın talebi doğrultusunda şekillenmiş bir süreç. Nerede, nasıl bir şekilde en iyi sonucu alabileceksek bunun politikasını yürüttü partimiz. Hem eğilim yoklamaları hem kimi yerlerde ön seçimlerde yapıldı. Doğrusu Van Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı olarak verilmiş olması ya da bu teklifin gelmiş olması hem de halktan gelen bir teklifin değerlendirilmesi beni ciddi anlamda gururlandırdı, onur duydum. Bu görevi isteyerek bilerek elbette ki kabul ettim. Selçuk Hoca da Ayhan Bilgen de aynı durumda. Biz Kars’ı da alacağız, Diyarbakır’ı da alacağız, Van’ı da kayyum atanan her yeri de alıp halka birlikte yönetim, yerel yönetimin gerektirdiği bütün anlayışları, demokrasi anlayışını eskiden nasıl yapıyorsak kaldığımız yerden ama geliştirerek yürütmeye devam edeceğiz.

“BELEDİYELER KAYYUM DÖNEMİNDE YENİDEN BORÇLANDI”

-Yerel seçimlere ilişkin projelerinizi hazırladınız mı? Van’da en önemli projeniz olarak neyi söyleyebilirsiniz?

Hem bir vekil olarak hem de burada doğan büyüyen bir vatandaş olarak da kentin hem sorunlarına hakim biriyim hem de halkın taleplerini, yoksunluklarını yakından izleyen uzun zamandır bunun mücadelesini veren hükümeti sorgulayan bir çalışma yürüttüm vekil olduğum süre boyunca, hala da aynı çalışmayı yürütüyoruz. Soru önergeleriyle, denetim mekanizmalarıyla bir vekilin yapabileceği her yöntemi kullanarak Van’ın yoksun kaldığı bütün hizmetlerin halk için gelmesi gerektiğini hem anlattık hem de mücadelesini verdik. Şimdi artık yerel yönetim kademesinde yine aynı çalışma içerisinde olacağız. Hem denetleyen hem sorgulayan hem de elimizdeki bütün imkanları halkla birlikte kullanarak, tasarruf ederek icabında, yerel kaynakları en etkin en verimli şekilde kullanarak ama öncelikle halkın talepleri doğrultusunda kullanacağız. Projeler halkın ihtiyaçlarına göre şekillenir. Sorunların ve olması gereken hizmetlerin farkında olan ve bunu samimiyetle yerine getirmek isteyen yöneticiler bunun sadece öncüsü olabilirler. Fikir başlangıcı düzeyinde teklif sunabilirler. Bir proje hazırlığı böyle olmalı; ama gerisi halkın istekliliği, yerel yönetimin istekliliği, kaynakların yeterliliği ve elbette ki yerel paydaşların, yerel bütün ortakların katılımıyla mümkündür. Aksi halde benim projem şudur ve ben şunu yapacağım demiş olmak diğer partilerden farksız olmaz.
Belediyelerimizden önce, cumhuriyet tarihi boyunca hiç gelmemiş hizmetleri bütün zorluklarına rağmen hayata geçirmeyi başardık. Borçlu belediyeler devraldık ama hem borçları ödedik hem de bir sonraki yıla ya da seçimden sonra her kim olursa olsun bizden sonraki arkadaşlarımıza kasalarımızda paralar bıraktık. Kayyumlar atandığında bizim kasalarımızdan paralar çıktı. Şu an çok ciddi borçlanmalar olduğunu duyuyoruz. Sayıştay raporlarında da açığa çıktı.

“KAYYUM GELDİĞİNDE EN ÇOK İŞÇİ KIYIMI VAN’DA YAŞANDI”

Türkiye’de büyük bir ekonomik kriz de var şu anda. Bölgede bu kriz daha da çok hissediliyor. AKP’nin adayı ile konuştuğumuzda 20 bin kişilik istihdam sağlayacaklarını söyledi. Ekonomik krizin seçimi nasıl etkileyeceğini düşünüyorsunuz?

Yönetememezlik, işsizlik bu ülkenin süre gelen koşulları. Tabii ki bu ülkede fikirlerin susturulduğu, bir kesimin siyasi düşüncesi ve talepleri nedeniyle tamamen yok sayılmak istendiği, Kürt sorununun çözülmediği bir siyasi ortamda ekonomik krizin de olacağı, darbelerin de olabileceği bizler tarafından hep söylenegeldi. Nitekim çok acı tecrübelerini de yaşadık geçmiş birkaç yıla bakarsanız. Bu dönemin faturası tamamen bize kesilmek istenildi ama temelinde bu ülkede adalet, eşitlik ve özgürlüklerin; özellikle düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki bütün engellerin bizi getirdiği nokta budur. Yani ekonomik krizle insan haklarının demokrasinin ne ilgisi var diyemeyiz.
Bir gecede insanların işsiz kaldığı, bir gecede insanların bütün mal varlıklarına el konulduğu bir ortamda; siyasetçilerin tutuklandığı, milletvekillerinin tutuklandığı, avukatların, gazetecilerin her söz söyleyenin tutuklandığı bir ortamda elbette ki yatırımcı da ürker, kaçar. Üretemiyorsunuz, sürekli dışa bağımlı bir hale geliyorsunuz, bütün kaynaklarınızı tüketiyorsunuz. Ekonomik krizle beraber işsizlik birbirini besleyen, büyüten ve doğuran sebepler bütün bunlar. Şimdi bir anda işsizlik sorununu çözeceğiz demek bu ortamda bana çok da reel gelmiyor. Bu esas olarak hükümetin temel politikası nedeniyle oluşan bir sonuçtur; işsizlik bir sonuçtur. Temel politika devletin olmalı yerel politikalar bunu destekleyici tarzda olmalı. Yani bizim işsizlik konusunda yapacağımız bir şey yok da demiyorum. Yerel yönetimlerin kendi imkanları ölçüsünde alacağı bir çok destekle beraber, ürettiği hizmetlerle beraber elbette ki istihdama dönük çözümler de sunabileceği bir gerçek. Ama bunun bütün işsizliği çözmesi imkansız. Yani hali hazırda zaten yoksulluk ve işsizlik bu kentin en başat problemiyken kayyum geldiğinde en çok işçi kıyımının yaşandığı yer Van. 5 bine yakın işçi ve emekçi işinden, ekmeğinden edildi. Sadece belediyede çalışan işçiler değil üstelik kamu kurumlarına bağlı firmalarda çalışan işçiler de işlerinden edildi. Vali kayyumun tasarrufu sonucu. Yani hem böylesi güncel bir problem var; dava açıp davayla geri dönmesi gereken insanlar var. 16 yıldır AKP iktidarda olan bir parti, hala ‘işsizliği çözeceğim’, ‘aş getireceğim’ falan gibi seçim vaadinde bulunuyor.

“HİLE DÜZENİ KURULUYOR”

-Sizin Van’da hedefiniz nedir? 2014 seçimlerinin üzerine koymak mıdır? İlçelerde hedefiniz nedir? Seçimde 2 ilçeyi AKP kazanmıştı. Yaptığınız bir saha araştırması var mı, anket var mı?

Genel Merkezimizin, partimizin yaptırdığı araştırmalar var. Ayrıca son seçimin verileri var elimizde. Artan nüfus var, sandık bazlı çalışmalarımız var. Bütün bunları bir araya getirdiğimizde Van’da 14’te 14 diyoruz. Bizim sadece seçim argümanı olarak, propaganda aracı olarak kullandığımız bir söylem değil, tamamen verilere dayanan bir sonuç. Hile düzeni kuruluyor duyuyoruz, şişirilmiş sandıklar, seçmen kaydırmalar şeklindeki hilelere başvurulduğunu görüyoruz. Çünkü bir bütün olarak seçim hileleri sadece seçim günü yapılan hileler değil; seçim evvelinde, seçim günü ve elbette seçim sonrası sayım birleştirmede yapılan hilelerle açığa çıkıyor. Biz kararlıyız ve inançlıyız 14 belediyenin 14’ünü de kazanacağız.

“HALK KENDİ KİMLİKSEL AİDİYETLERİ NOKTASINDA BİR TANIMLAMAYI ARZULUYOR”

Necdet bey siz AKP Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldunuz, yaklaşık 1 aydır seçim çalışmaları yürütüyorsunuz. Şu anda seçim çalışmalarınız ne yöndedir? Halkın arasına girince nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Öncelikle bir kere siyasi partilerin kurumsal yapısını tanımaya yönelik bir zaman geçirdik. Yani onların yapısını ve bir siyasi partinin oluşum sürecini ve mevcut teşkilatlarını tanımayla ve birazda kendimi onlara anlatmayla geçti zamanın büyük bir bölümü. Aşağı yukarı bir 15 gündür de halkla bir araya gelip kentsel politikalar ve kentin ihtiyaç duyduğu temel problemler ve müdahale alanlarıyla ilgili görüşmeler gerçekleştiriyorum. Halkta da şunu net olarak gördüğümü ifade etmeliyim halk artık kendilerinin kentsel ihtiyaçlarının karşılanması yönünde bir arzuyu ifade ediyorlar. Tabi bunları yaparken de halk yine biliyorsunuz bizim bölgemizde kendi kimliksel aidiyetleri noktasında bir tanımlamayı arzuluyorlar. Zaten burada son 17 yıl içerisinde derin bir ideolojik temelde ve kimlik siyaseti üzerinden gerçekleşen bir yönetsel anlayış var. Hem bu anlamda kendini, kendi kimliksel değerleri üzerinden ifade eden ama bunu aynı zamanda kendi özgür kimlikleriyle ve yine yerel yönetim hizmetleriyle buluşturacak bir bakış açısını savunur hale getiriyor.

“20 BİN GENCİ İSTİHDAM EDECEĞİZ”

Şu anda halkla konuştuğumuzda sokakta röportaj yaptığımızda en çok şunu söylüyorlar. Bir seçim havasından  çok bir geçim havası, bir geçim derdinin olduğu yönünde. Sizde ekonomi alanından geliyorsunuz, Ticaret Odası başkanısınız aynı zamanda. Bu yönde halkın taleplerine nasıl bir cevap olacaksınız?

Malumunuz Van yıkıcı depremler yaşadı 2011 yılında ve depremden sonra da hepimiz şunu çok iyi biliyoruz ki Türkiye’nin ekonomisinden bağımsız Van üzerinde bir takım ekonomik sıkıntılar yaşandı ve kendi kentsel ekonomi bu anlamda ciddi problemlerle karşılaştı. Biz o süreci aşmaya yönelik meslek odası yöneticiliği yaptığımız dönemde bir takım projelerle en azından rutin kent ticaretini diri tutmaya yönelik faaliyetler gerçekleştirdik. Özellikle İran pazarına erişim konusunda gerçekleştirdiğimiz çalışmalar meyvelerini verdi ve kentsel ekonomimizi belli ölçüde rutin bir hale getirmeye çalıştık. Bir geçim seçimi olduğu da doğrudur ama aynı zamanda dediğim gibi burada kronik hale gelen derin ideolojik siyasetlerin de dönüşmesi gerektiğine duyulan ihtiyacı da halka anlatmaya çalışıyoruz. Halk iki meseleyi birlikte yorumlayarak bir karar verecek. Dolayısıyla ekonomik performansı ve rakamlar itibariyle dezavantajlı olan şehrimizi avantajlı hale gelmesini sağlayacak bir perspektife ihtiyacımız var. Necdet Takva biraz da bunu temsil ediyor aslında.

Van’da ürünlerdeki yüksek fiyatlardan dolayı yurttaşlar artık semt pazarlarına uğramıyor. Krizden dolayı esnaf gün boyu iş yapamadan tezgahlarını topluyor.

Dolayısıyla biz kentin kaynaklarıyla, kentin sahip olduğu potansiyellerle sadece Türkiye’de değil belki de dünyada sözü en çok edilen bir yerel yönetim modeli oluşturabiliriz. Bu şehrin kendi öznel koşullarıyla gerçekleşebilecek bir durumdur. Kentin sorunlarını biliyorum yani daha bir ay öncesine kadar kentin sokaklarında bu sorunu ve sıkıntıları yaşayan insanlarla birlikteydim. Şimdi bu insanlara bunları nasıl çözebileceğimiz konusunda bir takım anlatımlar gerçekleştiriyoruz. Ben sayın cumhurbaşkanımızın kentle ilgili hayalleri olduğunu biliyorum. İşsizlik meselesiyle, kentin aldığı yoğun göçle oluşan kentsel yoksulluk meselesini birlikte ele alıp hızlı bir şekilde ve ilk yıl içerisinde 20 bin genç insanı hızlı bir şekilde istihdam edecek bir yaklaşıma ihtiyacımız var ve projelerimizi biz bu çerçevede gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla burada nüfusun büyük bir çoğunluğu Kürtlerden oluşuyor ve Kürtlerin çok ciddi bir yoksulluk sorunu var kentsel doku içerisinde. Diğer halkların da yine kent dokusu içerisinde muzdarip olduğu sıkıntılar var, kentsel yoksulluklar var yani burada Kürtlerin, Acemlerin, Beyzadelerin birlikte yaşadığı ama bu birlikte yaşamın aynı zamanda bir kentin rengi olması yönündeki çabaya da hizmet edecek bir ekonomik model gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bireysel taleplerin karşılanmasının ötesinde kentsel ihtiyaçların karşılanması ve bu kentsel ihtiyaçların içerisinde bütün insanların burada ihtiyaç sahibi bütün insanların kendilerini ait hissedebilecekleri ama bunu yaparken de kendi kimlikleri ile ait hissedebilecekleri bir kentsel yönetim modeli üzerinde çalışıyoruz. Sadece halkımızın yoksulluk meselesini kentin zengin kaynakları ile buluşturabilecek bir köprüye ihtiyaç var. Necdet Takva AKP adayı olarak bunu vaadedecek.

“İNSANLAR BİR ŞEKİLDE TARIMDAN UZAKLAŞTIRILDILAR”

En önemli projelerinizden birkaçını sayar mısınız?

Bu üç bölgede bizim 2 bin dönüm alan üzerinde alanlarımızı tespit ettik. Kamuya ait araziler üzerinde kentsel tarım alanları oluşturacağız. Bu kentsel tarım alanları üzerinde özellikle zirai faaliyetlerle birlikte hayvancılık faaliyetlerini de öngören ama örtü altı sebzeciliğini de öngören bir yaklaşım içerisindeyiz. Kentin çeperlerinde oluşacak halkında rahatlıkla orada kendisini ulaştırabilecek, lojistik sağlayabilecek imkanlar sağlayacağız. Van biliyorsunuz ki yüz ölçümü Türkiye’nin 6. en büyük kenti, büyük bölümü tarıma uygun arazilerden oluşuyor fakat insanlar bir şekilde tarımdan uzaklaştırıldılar. Hızlı bir şekilde bizim ilçeler bazında çalışmalarımız var. Tarım makineleri parkları oluşturacağız, halkın tarlalarını süreceğiz, hasatlarına destek olacağız. Bir de şöyle bizim niteliksiz işgücü potansiyelimiz çok yüksek. Nitelikli iş gücünden bahsetmiyorum. Dolayısıyla halkı suyla, toprakla buluşturacak altyapıyı oluşturacağız. Yani onlara ne balık vereceğiz ne de balık tutmayı öğreteceğiz. Balık üretebilecekleri zemini oluşturacağız. Yeni bir söylem geliştiriyoruz. Van buna çok uygun Van halkının niteliği buna çok uygun, tarımsal geleneksel üretim tarzı buna çok uygun bunlar elbet bir sosyolojik arka planıda belirliyor. Biz çalışmalarımızı bu çerçevede kentin sahip olduğu eğitim düzeyi, niteliği ve geleneksel üretim tarzını birleştirip hızlı bir şekilde, minimum 20 bin insanı hızlı bir şekilde istihdamına kaynaklık edecek projeler üzerinde çalışıyoruz. Bununla beraber mesela Erek Dağı şu an dünyanın başka bir yerinde olsa inanılmaz derecede bir ekonomik değer haline gelecek ama biz şu an sadece Erek Dağı’na bakıyoruz. Erek Dağı’nı ticarete ve ekonomiye konu edeceğiz. Hızlı bir biçimde insanların buradan gelir elde edebileceği yapıya gireceğiz ve orada bir yeşil kuşak oluşturuyoruz. Yani merkezi 3 ilçeyi etkileyebilecek Edremit, İpekyolu ve Tuşpayı içine alacak bir mavi kuşak projemiz var. Bir de dediğim gibi Erek Dağı’nı da bostan içinden başlayarak Kurubaş bölgesine kadar olan alanda bir yeşil kuşak projesi oluşturacağız ama bu yeşil kuşak içerisinde aynı zamanda ekonomik değer üretecek kentsel katma değeri yüksek yatırımlar yapacağız. Yani kafelerin, restorantların olduğu, lokantaların kahvaltı salonların olduğu bir yeşil kuşak tasarladığınızda insanların belki de dünyada hiçbir yerde elde edemeyecekleri bir görsel şöleni de ekonomik bir değer olarak halkın hizmetine sağlamış olacağız.

“KAYYUM DEVLET POLİTİKASI; AK PARTİ VAN’DA MUHALEFETTE OLAN BİR PARTİ”

Şu anda adayı olduğunuz partinin atadığı kayyum tarafından yönetiliyor. Bu bahsettiğiniz projelerin şu an gerçekleştirilmesi yönünde bir engel var mı?

Şimdi ben aday olduğum parti tarafından atanmış bir kayyum fikrini doğru bulmuyorum. Yani kayyum uygulaması bir devlet politikasıdır. Dolayısıyla her ne kadar hükümet olsa bile siyasi partilerin aslında belki de bu meselede en mazlum ve masum olduğunu düşünenlerdenim. Yani bu süreçte şimdi AKP Van’da muhalif bir parti, muhalefette olan bir partidir. Dolayısıyla kayyum uygulamalarının tamamını hükümet eden siyasi partinin bir tasarrufu olarak algılamak bir ideolojik söylem ünitesine geçmemeli. Yani kayyum uygulamaları devletin kendi reaksiyonel tutumundan kaynaklı bir çıktıdır. Genel olarak ben partililerle konuştuğumda hiç bir AKP’li kayyumun doğru ve demokratik bir uygulama olduğunu düşünmüyor. Zaten düşünmüş olsaydı ben bugün adayları olmayacaktım. Dolayısıyla partide burada muhalefet olmayacaktı dolayısıyla kayyumlarda burada bir siyasi kimlikle hareket etmiş olacaktı. Türkiye’nin hiçbir yerinde kayyumların bir siyasal aktör olarak hareket ettiklerine ben şahit olmadım, fark etmedim. Van’da da bunu yapmıyorlar yani vali beyle biz rutinin dışında görüşme gerçekleştiremiyoruzya da yerel hizmetlerin sağlanması konusunda onların kendi deneyimleri, kendi perspektifleri, kendi uygulamaları var. Dolayısıyla aday olduğum partinin atadığı kayyum fikri bence doğru bir fikir değil, doğru bir söylem de değil. Devlet mekanizmasının reaksiyonel yaklaşımları ile siyasi partilerin meseleye bakış açılarını örtüştürmek meseleyi burada çarpıştırmaya sebebiyet verebilir diye düşünüyorum. Kayyum uygulamalarının yani süreç içerisinde geldiği noktaya baktığımızda çok başarılı faaliyetler yaptığını da söyleyebiliriz. Ama kayyum uygulamalarının kentsel dokuyu ve yerel yönetimi olumsuzlayan taraflarının olduğunu da söylemek mümkün. Dolayısıyla mesela bir Diyarbakır örneğine baktığınızda eğer sürdürülebilir bir uygulama olmuş olsaydı kayyumun bugün bir siyasi partinin AKP’nin adayı olmayacaktı değil mi? böyle bir bakış açısı ile baktığımızda. Şimdi AKP Van’da muhalefet bir partidir. Dolayısıyla en azından yerel iktidar bakımından bir muhalif kimliği var. Biz burada yerel yönetimin nihayetinde geçmiş on yıl içerisinde yöneten bir siyasi anlayışa karşı muhalefet yürütüyoruz ve bu seçimi de kazanacağımız yönünde bir anlayışa sahibiz. Öyle olmamış olsaydı AKP buradan bir aday göstermeyecekti ya da kayyumla yönetilen kentlerin hiç birinde aday gösterme ihtiyacı hissetmeyecekti. Salt bu çerçeveden baktığınızda da kayyumu iktidar olan ya da hükümet eden bir siyasi partinin uygulaması olarak görmek doğru değil.

“BEN KAYYUM OLMAYA GELMEDİM”

Sayın cumhurbaşkanı açıklama yapmıştı HDP’li belediyeler kazanırsa tekrar o eski pratiklerini ortaya koyarlarsa yeniden kayyum atanabilir gibi bir açıklaması vardı. Siz diyelim ki seçimi kaybettiniz, Sayın Cumhurbaşkanımız Van’a sizi kayyum olarak atama fikri oluşursa siz buna nasıl bakarsınız? Nasıl değerlendirirsiniz?

Şimdi aslında sorunuzun içinde cevabını da ifade ettiniz. Dolayısıyla HDP yöneticilerinin eski reaksiyonları, eski uygulamaları söz konusu olursa biz bu konuda bazı tedbirlere başvurabiliriz gibi bir şey. Dolayısıyla kayyum sürecini besleyen arka planına çok iyi bakmak lazım. Yani oradaki yerel yöneticilerin neler yaptıkları ya da en azından hukuk düzeni içerisinde ne tür sıkıntılar yaşadıklarını kısmen biliyoruz. Tabi biz devletin uygulamaları konusunda net ve çok zarih bilgilere sahip değiliz. Dolayısıyla ben böyle bir şeyin olacağını tahmin etmiyorum. Eğer HDP’nin kazandığı yerlerde de elbette bir özeleştirel bir bakış açısıyla hizmete odaklı bir yaklaşımla o derin ideolojik temeller üzerinden değil ama aynı zamanda insanların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik, bir takım çalışmalar yapacağını umuyor ve diliyorum. Bu bugüne kadar olmadı çok rahat söyleyebilirim ki biz Van’da HDP’nin yerel iktidar olduğu dönemlerde inanılmaz sıkıntılar yaşadık. Bir yıl boyunca belediye başkanlarından randevu almadığımız dönemler oldu, yani genel sekreterlerin bizi gördüklerinde arkalarını döndükleri zamanlar oldu. Ben bunları çok bir siyasal enstrüman olarak konuşmak istemiyorum aslında. Bunlar üzerinden bir politika da yapmak istemiyorum. Bunlar doğru değil yani buralarda da benzer sıkıntılar oldu ama ne devletin bu anlamda bir şu anda netleşen bir politikası olduğunu düşünmüyorum, kişisel olarak da benim kayyum olarak atanmam söz konusu değil. Seçimi kazanacağımız gerçeğinden de yola çıktığımızda da biz bunu seçilmiş demokratik teamüller çerçevesinde kendini ifade eden özgün bireyler olarak kentimize hizmet etmeyi planlıyoruz. Yani ben kayyum olmaya gelmedim, böyle bir şey yok.

“BİZ İNSANLARA GİTTİĞİMİZDE İTTİFAKTAN BAHSETMİYORUZ”

Aynı zamanda Türkiye’de belki de ilk defa çok sayıda koalisyonun çok sayıda ittifakın olduğu bir seçim olacak. Cumhur ittifakı, Millet ittifakı, adı konulmamış gizli ittifaklar olduğu bir seçim. AKP’nin aynı zamanda MHP ile ittifak kurduğu bir seçim. Van’da zaman zaman size MHP’nin de adayı gibi söylemler geliyor. Siz bunu doğru buluyor muzunuz?

Doğru bulmuyorum.  Yani HDP’nin yine siyasal söylemlerinden ve siyasal dezanformasyonlarına tekabül eden bir yaklaşım olarak, yine Kürtlerin duyguları üzerinden Kürt halkının duyguları üzerinden bir dönüşüm yaratmak çabasına hizmet eden bir yaklaşım olarak değerlendiriyorum. AKP burada muhalefet dolayısıyla AKP’ye oy vermeyen herkesin oyuna ihtiyacımız var çoğunlukla da HDP’ye oy veren vatandaşların bize oy vermesini talep ediyoruz. Yani biz bu insanlara gittiğimizde insanlara ittifaktan bahsetmiyoruz. Belki de milliyetçi partilerin güçlü oldukları kentler için bu söylenebilir ama burada göreceli olarak da kendini yarışa sokan iki parti varsa işte bunu sadece Van’da Necdet Takva şu partinin adayıdır söylemi üzerinden salt Kürtlerin milliyetçi duygularına hitap eden bir yaklaşımı ben doğru bulmuyorum.

“SELAHATTİN BEY DE NİHAYETİNDE DEĞERLİ İNSANLARDAN BİRİDİR”

Son olarak sosyal medyada da çok aktifsiniz. Özellikle twitter hesabınızı çok aktif kullanıyorsunuz ve zaman zaman pek alışık olmayan durumlar gelişiyor. Gençlerle münazaralara, tartışmalara giriyorsunuz ve bazı gençlerin sizin söylemlerinizi HDP’nin önceki dönem Genel Başkanı olan Selahattin Demirtaş’ a benzettiklerini görüyoruz. Demirtaş’ı örnek aldığınız ya da onun esprilerini yaptığınız yönündeki tartışmalara ne diyeceksiniz?

Bu doğru değil ben hayatım boyunca kimseyi örnek almadım. Kendim bir model oluşturmaya çalıştım, bunu söyleyenler bence aday olmadan önceki paylaşımlarıma da bakmalılar. Ben 2012 yılının sanıyorum ki Haziran ya da Temmuz ayında Twitter’a girmiş biriyim. Benim Twitter geçmişime baktıkları zaman bu tür yaklaşımla bir iletişim mekanizması oluşturduğumu göreceklerdir. Ama Selahattin bey nihayetinde Türkiye siyasetinde kendine yer edinmiş değerli insanlardan biridir. Ona da sahip çıkmayanları bugün örnek aldığım konusunda iddialara da ben sadece gülüyorum. Bu bir üslup meselesi siz bunu kopyalamazsınız. Herkes kendi öznel koşulları içerisinde, kendi kimliği çerçevesinde, kendi değerlendirmeleri içinde kendini var etmeye çalışır yani kopyalamayla, örneklemeyle bunu dediğim gibi yine o derin ideolojik tamamı yurt dışı odaklı trollerin bir iddiası olarak değerlendiriyorum. Kaldı ki böyle olmuş olsa bile bundan rahatsızlık duymam yani iyi bir şey varsa iletişim mekanizması sağlıyorsa bu iyi bir şeydir. Bunu şu şöyle yaptı da bu da böyle yapıyor demenin de çok bir anlamı yok eğer iyi bir şey yapıyorsam bu insanlarında beni desteklemesi gerekiyor hatta onlar da beni kopyalayabilirler belki. Bunun bir beysi yok, bundan mutluluk duyarım ben.

YILLAR ÖNCEKİ KOBANE VE AKP PAYLAŞIMLARI GÜNDEME GELDİ

Necdet Takva’nın adaylığının açıklanmasından sonra sosyal medyadaki eski paylaşımları gündeme geldi.

AKP Van Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Takva’nın paylaşımlarında AK Parti’ye oy verenlere çok sert eleştiride bulunduğu görülüyor.
Takva’nın, “Kobani düşmeyecek! Gün birlik günüdür, Van halkı sokaklarda olmalı”, “Yaşlı bir Kürde yapılan işkencenin emrini veren AKP’lilere oy veren Kürt, babam da olsa evime almam, sokağa atarım” şeklindeki paylaşımı dikkat çekti.

TÜRSAB BAŞKANI ÖZGÖKÇE: KRİZ TEĞET GEÇMİYOR

TÜRSAB Başkanı Cevdet Özgökçe, “Maalesef dövizin yükselmesiyle ülkemiz de, bölgemiz de bundan ciddi anlamda etkilendi. Cumhurbaşkanı yıllardır diyordu ‘Ekonomik kriz Türkiye’yi teğet geçti’ diye. Maalesef 3-5 yıldır Türkiye’de ciddi anlamda bir kriz var. Fakat biz Van olarak bunu teğet geçiyorduk. İran pazarımız çok iyiydi, ciddi anlamda bir pazarımız vardı. İran’da da bir döviz artışı oldu; 3 liradan 9 liralara yükseldi şu an 11,5 lira dolar. Newroz öncesi bizim paramızla İran parası eş değerdi. Yani onların bin tümeni bizim bin liramıza tekabül ediyordu. Şimdi bizim bin liramız onların 2 bin 300- 2 bin 400 tümenine tekabül ediyor. Neredeyse 1,5 kat fazla oldu. İster istemez böyle olunca İran’dan müşteri almamaya başladık. İç pazara yöneldik. İç pazarda 2018’de iyiydik. Hedefimiz daha iyi yerlere gelmek. Maalesef dövizin yükselmesi bizim için çok kötü oldu, bölge için çok kötü oldu. Yatak kapasite sayımız düştü. İç pazarda inşallah 2019’dan ümitliyiz” dedi.

– Bir çok yerde işverenlerin konkordato ilan ettiğini biliyoruz Van’da şu anda işverenlerin, esnafın durumu nasıl?

Valla bizim esnafımızın durumu da maalesef içler acısı. Görüşüyoruz sektörle, konaklama sayısı gerçekten çok düştü. Ciddi anlamda bir daralma var, piyasada para yok. Bizler paralarımızı alamıyoruz, borç verdiğimiz müşterilerimize ulaşamıyoruz. Bizler kurumlarla da çalışıyoruz. Yaklaşık 5-6 aydır kurumlar da ödeme yapmıyorlar. Bizler zincirin halkaları gibiyiz. Bir yerde tıkanınca diğer tarafa ister istemez yansıtıyorsun.

-Yerel seçimler yaklaşıyor. Bir çok yerde insanlar bir seçim havasına girilmediğini, bir geçim havası olduğunu söylüyorlar.

Van’da gerçekten seçim havası yok, insanlar gerçekten geçim derdinde. Yani bir önceki dönemlerde seçimler olduğu zaman çarşı pazarda cıvıl cıvıldı insanlar. Seçim konuşulurdu ya da seçim araçları geziyordu, adaylar geziyordu. Şimdi adaylar da gezmiyor. Yani gerçekten hiç seçim havası yok. Biraz da ben bunu ekonomiye bağlıyorum. Mesela lokantaya gidiyorduk eskiden, lokantalar tıklım tıklımdı. Şimdi artık lokantalar boş. Bütün esnaf öyle yani. Ben yaklaşık 10 yıldır bu sektördeyim, son 10 yılın en kötü sezonunu geçirdik. 5-6 yıldır sezon çok kötü. Masraflar artıyor. 2019’a geçtik SSK’lar arttı, harçlar arttı, vergilerimiz arttı. Maalesef iş kapasitemiz düştü. Yani 3 personel çalıştıran esnaf şimdi 1 personele düştü. Ödeyemiyoruz yani.

OSB DERNEĞİ BAŞKANI BOZKURT: SEÇİM HAVASI YOK, KRİZ SIKINTISI VAR

Van OSB Derneği Başkanı Sanayici Şemsettin Bozkurt, “Hakikaten bölgede bir seçim havası yok yani iki kutuplu siyasetin içinde devinen bölgemize baktığımız zaman ne AKP cenahında ne de HDP cenahında bir seçim havası göremiyoruz. Malumunuz 2018’in ikinci yarısında başlayan derin bir ekonomik kriz nedeniyle bir çok işveren iflasla karşı karşıya kaldı, bu iflasların ötelenmesi için konkordato sistemi çıktı. Dolayısıyla ben de şunu diyebilirim. İnsanlar bu seçimlere seçim havasındaymış gibi girmiyorlar. Herkeste derin bir ekonomik kriz sıkıntısı var. İnsanların yüzü gülmüyor sokakta baktığınız zaman, bende bir seçim havası göremiyorum açıkçası” diye konuştu.

“TÜRKİYE FAİZE TESLİM OLDU”

Siz de 20 yıldan fazla bir süredir ekonominin içerisindesiniz, bir işverensiniz. 20 yıldır hiç böyle bir hava görmüş müydünüz?

Biz 2001 krizi de dahil çeşitli krizler yaşadık. Bu kadar derin bir kriz etkisi ben bugüne kadar görmedim. Neden diyeceksiniz? Çünkü yüzde 70, 80’e yakın enerjiye gizli bir zam geldi, hem doğalgaz hem elektrik keza sokaktaki vatandaşların kullandığı temel gıda ürünlerine baktığımızda yüzde yüze varan bir enflasyon farkı var. İnsanların alım gücü düştü. Verilen rakamlara ve istatistiklere baktığımız zaman yüzde 20 civarlarında enflasyon farkı görülse de yüzde yüzün üzerindedir. Bu da insanları çok derin bir şekilde etkiliyor, insanların asgari ücret yüzde kırka yakın bir artış oldu fakat yüzde yüz enflasyon oldu. Bu da dolayısıyla işverene ciddi bir yük olarak geldi. İşveren ciddi bir şeyle karşı karşıya yani herkes kur farkına dikkat çekerken benim deminden beri dikkat çektiğim şey faizdir; Türkiye hakikaten faize teslim oldu. Özellikle üreticiler açısından ve banka ile işi olan tüm ticaret erbabı açısından 2019 yılı korkunç bir yıl gibi geliyor bana. Bu karamsar hava içerisinde insanlar seçime giriyor. Seçimlerde de bu ekonomik krizin etki edeceğine ben inanıyorum.

“KRİZ AKP’NİN OYLARINI OLUMSUZ ETKİLER”

Bu kriz iktidar partisinin oyları etkiler mi peki?

Olumsuz yönde etkileyeceğine inanıyorum yani öncelikle şunda açık olmamız lazım, Türkiye’de insanlar gittikçe hukuka olan inancını yitiriyor, hukukun bağımsız olmadığı bir yerde ekonominin ve demokrasinin gelişmesinin imkanı yok. Bunun için öncelikle hepimizi, tüm yurttaşları, Kürt,Türk, Laz, Arap, Çerkez hepimizi koruyacak olan bağımsız, özgür bir yargıdır. Yani evrensel bir hukuk sistemidir. Dolayısıyla bu krizin temelinde biraz hukuka olan inancın sarsılması da yatıyor. Ciddi bir ekonomik göç de bu anlamda yaşandı. Yani aslında temelinde teknik olmasa da tekniktir de kriz bir yerde ama birazda hukuki sonuçları doğurduğu bir teknik sıkıntıdır. Oradan bağlanarak kayyuma gelirsek eğer gerçekten kayyumlar hakkını teslim edersek gözle görülür şekilde şehircilik anlamında iyileştirmeler yaptılar. Fakat bu yetmiyor insanlar siyasi iradelerine, seçilmişlerinin yerine kayyum atanmasını asla kabul etmiyorlar. Biz toplumun içerisindeyiz, yani bu kayyumun hizmetlerinin oya tahvil olabileceğine ben inanmıyorum. Yani toplumu bir piramit gibi düşünürsek toplumu kahir ekseriyeti olan halk asgari geçimle veya asgari ücretle veya hiç doğrudan şehircilikle bir ilgisi, alakası olmayan insanlar, toplum daha çok onlardan teşkil olduğu için bir kısım ticaret erbabını ilgilendiriyor bu tür yatırım ve şehircilik konuları. Dolayısıyla çok oya tahvil edeceğini tahmin etmiyorum. Bütün üreticiler ve ticaret erbabı açısından da hukuk her anlamda hukuk ve demokrasi denklemi üretimden ve ticaretten çok daha önemlidir. Çünkü bunlarında güvencesi bağımsız bir hukuk ve neticesinde güzel bir hukuk ve evrensel bir hukukun neticesinde de güzel bir demokratik olgunluk oluşur.

SAHA ARAŞTIRMASINA GÖRE VAN’DA HDP YÜZDE 56’DA

Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi tarafından Van’da yapılan saha araştırmasına göre de, AKP diyenlerin oranı yüzde 37,2, HDP diyenlerin oranı yüzde 56, CHP diyenlerin oranı yüzde 1,4, MHP yüzde 1,8 olarak belirtildi. İçinde kararsızların da olduğu “Diğer” grubunun oranı ise yüzde 3,6 olarak tespit edildi. Van’da HDP’yle AKP arasındaki fark yüzde 18.8 olarak ölçüldü.

VAN 2014 YEREL SEÇİM SONUÇLARI

BDP adayı Bekir Kaya % 53.1

AKP adayı Osman Nuri Gülaçar % 41.

SP adayı Fethullah Erbaş % 1.3

24 HAZİRAN 2018 SEÇİM SONUÇLARI

HDP % 59.40 milletvekili sayısı 5

AKP % 31.73 milletvekili sayısı 3

MHP % 3.07

CHP % 2.59

BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN KİMDİR?

Bedia Özgökçe Ertan,06.01.1975 tarihinde Van’da doğdu. Lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladı.

İnsan Hakları Derneği Van Şubesinin kurucularından olup yönetim kademelerinde görev alan Ertan, Van Bölge Barosu İnsan Hakları Merkezi ve Van Barosu Kadın Hakları Merkezinin kurucularından oldu.

Baroda, ayrımcılıkla mücadele, mülteci hukuku ve işkencenin önlenmesi alanlarında çalıştı. Ayrımcılıkla mücadele ile ilgili çok sayıda ulusal ve uluslararası eğitimde yer alan Ertan, İnsan Hakları Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.

2004 Yerel Seçimlerinde Demokratik Halk Partisi listesinden seçilerek Van’ın ilk kadın İl Genel Meclisi Üyesi oldu.

24 Haziran 2018 seçimlerine yeniden HDP Van Milletvekili seçilen Bedia Özgökçe Ertan hakkında 7 Mart 2018’de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Afrin paylaşımları nedeniyle ‘örgüt propagandası yapmak’ suçlamasıyla fezleke hazırlanmıştı.

HDP Van Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayı Bedia Özgökçe Ertan, dokuz8HABER’e yaptığı açıklamada Van’da 14 belediyenin 14’ünü de kazanacaklarını söyledi.

NECDET TAKVA KİMDİR?

1969’da Van’da doğan Necdet Takva, ilk ve orta öğrenimini Van’ da tamamladıktan sonra Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun oldu. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Yönetim Bilimleri Dalında Yüksek Lisans derecesi aldı. Van Ticaret ve Sanayi Odası’nda Genel Sekreterlik yapan Takva, Van Kent Konseyi başta olmak üzere birçok STK’da yer aldı. Van Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı’na; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) 74. Genel Kurulunda, Ticaret ve
Sanayi Odaları Konsey Başkanlığı’na seçildi. Takva ayrıca TOBB Fuarlar Komitesi Üyeliği, Organize Sanayi Bölgesi Müteşebbis Heyet Başkan Vekilliği görevlerini de icra etmiştir. Necdet Takva, evli ve dört çocuk babasıdır.

dokuz8HABER’i takip edin

Video