Yeni koronavirüs tedbirlerini eleştiren Kalaycı, ‘’Biz eğlence sektörü olarak can çekişiyoruz. Gezi’den bu yana, yıllardır çok zor durumdaydık. Beyoğlu esnafı olarak pandemi bizim altın vuruşumuz oldu’’ değerlendirmesini yaptı.

Beyoğlu Eğlence Yerleri Derneği (BEYDER) Başkanı Aydın Kalaycı, pandeminin başlamasından bu yana getirilen kısıtlamaların eğlence sektörüne ve Beyoğlu esnafına yansıyan ekonomik zararı değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabine toplantısından sonra açıkladığı yeni koronavirüs tedbirleri kapsamında kapatılan eğlence sektörünün durumunu değerlendiren BEYDER Başkanı Aydın Kalaycı, dokuz8GÜNDEN KALAN programında Bekir Güneş’in sorularını yanıtladı.

‘’Bizi pandemi değil, koronavirüs değil ekonomik kriz öldürecek’’ değerlendirmesinde bulunan Kalaycı sözlerine şu şekilde devam etti:

YENİ KORONAVİRÜS TEDBİRLERİ İŞVERENLERİ NASIL ETKİLEYECEK?

‘’Bizim ciddi şekilde 9 aydan beri kapalı olan esnaf grubumuz var ‘’diyen Kalaycı, ‘’Sadece Beyoğlu’nda 240 tane mekan var. Biz onların bir şekilde pandemi kuralları çerçevesinde açılmasını beklerken tekrar bir saat 10 ve 12 değişiklikleri oldu. Bizimle bayağı bir oynamaya başladılar. Son bir altın vuruş olarak cuma günü itibariyle hepimizi kapattılar. Tamam biz 6 ayda bir sene de kapatalım. Ama bizim ekonomimiz ne olacak, biz bu kiraları nasıl ödeyeceğiz? Faturaları nasıl ödeyeceğiz banka kredilerinin nasıl ödeyeceğiz yetkililer Bununla ilgili bir açıklama yapmadı. Biz ibretle bekledik. Tamam biz kapatalım. Herkes bize ‘para canlısı, işte bunlar alkol satıyorlar’ diyebilirler. Hayır bizim de bir ailemiz var, bizimde bir ekmeğimiz var. Şu anda Beyoğlu’ndaki esnaf arkadaşlarımın yüzde 75’i mal sahipleri tarafından haciz ve icra ile karşı karşıyalar. Ben kapattım, kiramı nasıl ödeyeceğim, personele nasıl para vereceğim. Çok dertliyiz bu konuda’’ dedi.

ÇALIŞANLARIN DURUMU NE OLACAK?

Şartlar uygunsa bazı arkadaşlarımız kısa çalışma ödeneğinden para alıyorlar. 1400 -1500 liradan ne olacak? Emekçi arkadaşımız garson veya komilerin kira olarak verdiği para bunlar. Geçinemiyorlar. Biz de mekan sahipleri olarak bizden para talep ediyorlar ama bizde de yok. Zaten can çekişiyoruz. Biz Gezi’den bu yana yıllardır çok zor durumdaydık. Beyoğlu esnafı olarak pandemi bizim altın vuruşumuz oldu. Çok açılır kapanır bir ilçeyiz biz. Bazı günler açıyorlar bazı ürünler kapatıyorlar. Bu açma kapama işine alışkın biri çeyiz aslında biz. Şu anda bizi düşünmüyorlar. Siz ne yiyeceksiniz, ne içeceksiniz, bu faturaları nasıl ödeyeceksiniz? Ben televizyonlarda bağırdım. ‘Bize bir şey vermiyorsunuz bari sicil affı çıkarın.’ Pandemi sürecinde esnafımızın sicili bozuldu. Kimse kartlarını ödeyemedi ve şu anda bankalardan 10 bin lira kredi çekemiyoruz.

KALAYCI: TÜKENDİK, ARTIK GÜCÜMÜZ KALMADI

Bizi pandemi değil, koronavirüs değil ekonomik kriz öldürecek. Son durumumuz bu. Avrupa’da da örnekleri var, Avrupa’da kapattı. Ben mal sahibime ne cevap vereceğim? Şimdi ben cuma günü akşam 20.00’de dükkanımı kapatıyorum. Ne zaman açılacağı da belli değil. Ben bu ayın ve önümüzdeki ayın kirasını nasıl ödeyeceğim? Tamam biz 3 yıl kapatalım ama bize bir kolaylık sağlayın, destek verin, bir paket sunun. ‘Biz sizi kapattık ama şunları şunları almayacağız’ deyin. Benim SGK çalışıyor, vergileri almaya devam ediyorsunuz. Dükkanı kapatsak dolaplarımız çalışıyor, elektrik faturası dönmeye başlıyor. Ben bunları ne ile ödeyeceğim? Ben şu algıdan da çok rahatsızım. Sanki pandeminin merkezi 9 aydan beri eğlence mekanları ,restoranlar gibi gösterilmeye çalışılıyor. Biz şu an bir AVM’den, bir metrobüsten, 1 metrodan daha mı tehlikeliyiz anlamış değilim. Tamam mesafe dediler mesafeye uymaya çalıştık. Belki uyumayan arkadaşlarımız olmuştur. Bunu savunmuyorum ama masaların aralarını aç dediler açtık, hijyen dediler hijyeni sağladık. Biz de tükendik, artık gücümüz kalmadı. Bu süreç içerisinde Beyoğlu’ndaki 17 esnaf arkadaşım boşandı, ailesi dağıldı. Hep bu ekonomik kriz yüzünden. Biz açtık bir şekilde saat 10’a kadar falan ama benim o barmen, kulüp sahibi arkadaşlarım 9 aydan beri evlerinde eşlerine ve çocuklarına, ‘ben işe gitmiyorum’ diyemedi.

KALAYCI: SEKTÖRÜMÜZ YILANIN BAŞI SEÇİLDİ

Genelgede bize ‘açabilirsin ve paket servis yapabilirsin’ diyor. Örneğin, Nevizade’de restoranlar nasıl paket servis yapacak? Müşteri buraya gelip ‘iki duble rakı, iki tane meze ver’ mi diyecek paket servis olarak. Paket servisin altyapısı bizde yok. Biz restoranlar köşedeki dürümcü değiliz ki. Bence bu insanlar restoranın ne olduğunun farkında değil. Ben net söylüyorum. Bu başından beri bizim için siyasi bir karardır. Bizi başından beri ‘şer’ mekanlar olarak görüyorlar. Biz kapatalım, tabii ki önce sağlık, tabii ki insanlar ölmesin. Ama yani sektörümüz yılanın başı seçildi. Bütün Türkiye için bunu konuşuyorum. Her gün televizyonlarda eğlence mekanları ve barlar. Her gün bütün haber kanallarında. Bizi artık pandeminin çıkış noktası haline getirdiler. ‘Buralardan yayılıyor.’ ‘Bizim AVM kadar bir metrobüs kadar tehlikeli bir durumumuz mu var’ diye sordum. Bizi ön plana çıkartıp virüsün merkezi olarak göstermeye çalışıyorlar. Televizyonlarda her gün İstiklal Caddesi yayınlanıyor. İstiklal Caddesi kalabalık bir yer bunu engelleyemezsiniz.

‘’DÜKKANLARIMIZA 2 MİLYONA YAKIN YATIRIM YAPTIK’’

‘’’Çok cenaze kalkar Beyoğlu’ndan’ diye bir tabir kullanacağım. Yani çoğu yer kapatır dayanamaz. Kapatmak da bir çözüm değil’’ diyen Kalaycı değerlendirmelerine şöyle devam etti:

Şu anda dükkanlarımıza nereden baksanız 2 milyona yakın bir yatırım yapıldı. Ben kiramı ödemedim diyelim, yatırımımı nasıl bırakayım. Enterasan bir durum, akıl sır erdiremiyorum. Televizyonun başında Cumhurbaşkanı’ndan, ‘iş yerlerinizi kapatıyorum ama size şu imkanları sunacağım’ demesini bekledim. Ama devletimizin bize verdiği bir şey yok. Almaya gelince, ödemeler hemen talep ediliyor. Ben vergimi ödemediğim zaman hemen tepeme biniyor. Sen kapalı dükkandan hala vergi istiyorsun. Böyle bir adalet var mı? Kapalı dükkandan sen vergi istiyorsun. Biz mekanlarımızı keyfi kapatmıyoruz, devlet kapatıyor. Verdiğimiz vergilerin yüzü suyu hürmetine insan destek verir. Minimum her dükkanda 15 kişiden aşağı çalışan yok. Bu 15 tane aile demek. Tedarikçi firmalar ile beraber Beyoğlu’nda 550 bin kişi çalışıyor. Taksiciye, çorbacıya, köylüye, kasaba, manava, sucuya, tekstile kadar her sektöre dokunuyoruz. Ama bizi yok sayıyorlar. Sanki küçük bir esnaf grubuyuz. Ciddi vergiler veren kurumlarız.