Hatay’da sel mağdurları: Yatacak yerimiz yok; kimse sesimizi duymuyor
Hatay kentinde üç gün önce meydana gelen ve Samandağ, Defne ile Antakya ilçelerinde büyük yıkıma yol açan sel felaketinin ardından evleri ve iş yerleri su altında kalan vatandaşların mağduriyeti devam ediyor.
Anka Haber Ajansı’na açıklamalarda bulunan afetzedeler, evlerinin, tarım arazilerinin ve eşyalarının tamamen kullanılmaz hale geldiğini belirterek, yetkili birimlerden ve sorumlulardan acil destek beklediklerini ifade etti. Bölgede yaşanan afette beş kişi yaşamını yitirirken, çok sayıda konut, ticarethane ve tarla sular altında kaldı.
SUYUN İÇİNDE UYANDIK, DAMA ÇIKTIK
Evinde bulunan tüm eşyaları çamur ve su altında kalan Emel Karaçay, ikametgahında kullanılabilir durumda hiçbir eşyasının kalmadığını ifade etti. Yetkililerin kendilerine “ilgileneceğiz” demesine rağmen herhangi bir geri dönüş yapmadığını belirten Karaçay, kaderlerine terk edildiklerini kaydetti. Emel Karaçay, şiddetli yağışlarda Asi Nehri’nin su seviyesinin yükseldiğini fakat daha önce hiçbir zaman böyle bir afetle karşılaşmadıklarına dikkat çekerek, sele maruz kaldıkları geceye dair şunları söyledi:
“Baraj kapaklarını açtıklarına dair söylenti var. Daha önceki yağışlarda da su yükseliyordu ama bu kadar olmuyordu. Dama çıktık, itfaiye bizi kurtardı. Depremin sesi var kaçabiliyorsun ama selde uyanamadık. Suyun içinde gözümüzü açtık. O sırada elektrik olsaydı şu an hayatta olmazdık.”
Yaşadıkları mağduriyeti aktarmaya devam eden Karaçay, "Tencere, tavamız bile kalmadı. İnsanları arıyoruz yardım istiyoruz ama kimsenin umurunda değiliz. Yetkililer gelip fotoğraflayıp gitti. Belediyeden evin önündeki suyu indirmesini istedik. ‘Burası tapulu, ben orayı kazıyamam’ diyor. Bizim yerimiz de tapulu. Hayvanlarımız, evimiz, işyerimiz gitti. Ağaçları kurtarmak istiyorum” ifadelerini kullandı.
GEÇİCİ KONAKLAMA BİTİYOR, NEREYE GİDECEĞİM?
Yetkili kurumların sorumluluğu birbirinin üzerine attığını ve kendilerine sağlanan geçici konaklama sürelerinin bitmek üzere olduğunu dile getiren Karaçay, barınma sorununa işaret etti. Karaçay, “Biz nereye gideceğiz” sorusunu yönelterek, “Şu bahçedeki su açılsın istiyoruz. DSİ belediyeye sevk ediyor. Belediye başka birime. Eskiden Asi dümdüz denize kadar gidiyordu. Üstünü örtüp, doldurup önünü kapatmışlar. Suyun gidecek yeri yok” dedi.
Kaymakamlık tarafından, evleri kullanılamayacak durumda olan vatandaşlara bir otelde beş günlük rezervasyon yapıldığını, ancak bu sürenin de dolmak üzere olduğunu ve gidecek yerlerinin bulunmadığını vurgulayan Karaçay, “Bugün üçüncü gün. Nerede kalacağız? Mehmet Öntürk ‘mağdur vatandaşlarımızın evlerinde temizlik yapılacak’ dedi. Hiç kimse gelmedi” şeklinde konuştu.
6 BİN TL YAŞLILIK MAAŞIYLA NE YAPACAĞIM, GİYECEK KIYAFETİM BİLE KALMADI
Selin beraberinde getirdiği yoğun çamur sebebiyle giyecek hiçbir giysisinin kalmadığını, deprem ve sel felaketleri yüzünden artık çok yorulduğunu ifade eden Nehide Cemaloğlu, ömrü boyunca böyle bir durumla karşılaşmadığını belirtti. Cemaloğlu, “Hayatımda böyle bir şey görmedim. Ne elbise kaldı ne de eşya. Kıyafetler kokudan giyilmiyor. Yengeme yıkaması için gönderdim. Çamaşır makinem de yok artık. Beyazları elde yıkıyorum ama çamuru gitmiyor. Deprem oldu, sel oldu gidecek bir yerimiz de yok. Gelir yok. 6 bin TL yaşlılık maaşı ile ne yapacağım? Ekmek 15 lira. Kahvaltıda bir yumurta, peynir yiyemiyorum. Yeğenlerim yanıma gelince onlara harçlık veremiyorum” dedi.
DEPREMDE EVİMİZ YIKILDI, YANGINDA HER ŞEY YANDI ŞİMDİ DE SEL
Deprem felaketinin ardından çadırlarda ve konteynerlerde yaşam mücadelesi veren ailelerin önce yangın, şimdi ise sel afetiyle tüm varlıklarını kaybettiğini aktaran Sabah Demir, selin nehir taşması sonucu değil, yukarı bölgeden bir anda geldiğini vurguladı. Demir, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Deprem sonrası bu bahçede evleri yıkılan on aile oturdu. Eşyaları yeni baştan aldılar. Depremden 8-9 ay sonra elektrik kontağından bir yangın çıktı. Ailelerin beyaz eşyaları, her şey yandı. AFAD, Kızılay yangında buraya geldi, çekim yaptı ama bir fayda görmedik. Selle beraber bu üçüncü afet oldu. Yine gelip fotoğraf, video çektiler. Bu sefer olacak mı olmayacak mı meçhul.”
YETKİLİLER GEÇMİŞ OLSUNA DAHİ GELMEDİ
Selin aniden ve yüksek tazyikle evinin içerisine girdiğini, kendi canını son anda kurtarabildiğini belirten Serap Kubbe, pencereden kaçmak istediğini ancak bunun mümkün olmadığını ifade etti. Her tarafının suyla çevrildiğini kaydeden Kubbe, “Kimse yağmur suyu, dere suyu demesin. Tazyikli bir suydu. Deprem olduğunda bittikten sonra çıktım ama ateş ve su çok farklı hiçbir yere çıkamadım. Allah’tan su çabuk indi. Tabi ardından her yerde çamur kaldı. Ben yetkililer bize el uzatsın isterim. Ama bir yetkili bile 'Geçmiş olsun' demedi. Ben şu anda evimde yatamıyorum” ifadelerini kullandı.