İBB davasında yargılanan Vedat Şahin etkin pişmanlık ifadelerini reddetti
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasının Silivri'de görülen 42'nci duruşmasında savunma yapan tutuklu sanık Vedat Şahin, hakkındaki "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "örgüt üyeliği" suçlamalarının tamamını reddetti.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında yer aldığı, 68’i tutuklu toplam 414 sanığın yargılandığı davanın duruşması, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde bulunan 1 No’lu duruşma salonunda gerçekleştirildi. Duruşma, saat 11.06’da tutuklu reklamcı Vedat Şahin’in savunmasıyla başladı. Kültür A.Ş.'den yalnızca üç alt ihale aldığını, bu işlerden pandemi nedeniyle zarar ettiğini belirterek, "Ne kamuyu zarara uğrattım ne de suçtan kaynaklanan mal varlığı akladım. Hakkımdaki iddialar, etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişilerin sonradan değiştirdikleri beyanlara dayanıyor" dedi. Mahkeme başkanının, bazı beyanlarını hatırlatması üzerine Şahin, bu bilgilerin kendi gözlemine dayanmadığını söyleyerek, "Bunlar duyumdu. O dönem televizyonlarda ve basında yer alan haberlerden etkilenerek yazdım. Artık kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum" ifadelerini kullandı. Etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadeyi daha önce geri çeken Şahin, iddianamede "Eylem 78" ve "Eylem 119" kapsamında suçlandığını hatırlatarak suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini belirtti.
Savunmasına mesleki geçmişini anlatarak başlayan Şahin, 1994 yılından bu yana etkinlik, sahne sistemleri, ses, ışık ve organizasyon sektöründe faaliyet gösterdiğini, Medyafon ve VESA isimli şirketlerin sahibi olduğunu bildirdi. Şahin, şirketlerinin kamu kurumları, belediyeler, özel sektör kuruluşları ve sivil toplum örgütlerine teknik organizasyon hizmetleri verdiğini dile getirdi.
Soruşturma sürecinde kendisine "itirafçı olması" yönünde baskı yapıldığını belirten Şahin, cezaevinde ziyaretine gelen bazı kişilerin, belirli ifadeleri vermemesi halinde tahliye olamayacağını söylediğini ifade etti. Bazı avukatların da eşinin tutuklanabileceğini dile getirdiğini kaydeden Şahin, savcılık ifadesinde söylemediği bazı beyanların tutanağa geçirildiğini belirterek, "Tanımadığım kişiler cezaevinde beni ziyaret ederek hakkımda çeşitli suçlamalar olduğunu, buradan çıkamayacağımı söylediler. Özellikle terör suçlamasıyla karşı karşıya olduğum yönünde psikolojik baskı oluşturulmaya çalışıldı" dedi. Şirket yetkilisi olması nedeniyle eşinin de tutuklanabileceğinin kendisine söylendiğini ifade eden Şahin, cezaevinde bulunduğu dönemde maddi taleplerde bulunmak isteyen kişilerin de ziyarete geldiğini kaydetti. Hakkında çıkan haber ve söylentilerin kendisine aktarıldığını belirten Şahin, "Neyle suçlandığımı dahi tam olarak bilmeden, aylar boyunca sadece kendimi savunmaya çalıştım" şeklinde konuştu.
İddianamede yer alan suçlamaların Kültür A.Ş. üzerinden aldıkları işler nedeniyle yöneltildiğini ifade eden Şahin, Kültür A.Ş.'den yalnızca üç alt ihale aldığını söyledi. Bu ihalelerin toplam değerinin yaklaşık 30 milyon lira olduğunu kaydeden Şahin, ihalelerin pandemi dönemine denk gelmesi nedeniyle işlerin büyük bölümünün yapılamadığını ve yaklaşık 16 milyon lira zarar ettiklerini belirtti. Şahin, "Kamuyu zarara uğrattığım iddia ediliyor. Oysa bu işler için teminat mektubu verdik. Yaklaşık 30 milyon liralık işten yalnızca 14 milyon lira ödeme alabildik. Bu ihaleler nedeniyle zarar ettik" dedi.
Kültür A.Ş.'den iş alan bazı şirketlere taşeron olarak hizmet verdiklerini anlatan Şahin, haklarında ileri sürülen sahte fatura iddialarını da reddetti. Yaptıkları tüm işlerin fotoğraflarının ve belgelerinin dosyaya sunulduğunu belirten Şahin, "Hiçbir surette yapılmayan bir iş yoktur. Yapılan işler teslim edilmiştir. İşlerin görselleri, faturaları ve kayıtları dosyada mevcuttur. Sahte ya da naylon fatura söz konusu değildir" ifadelerini kullandı. Ticari faaliyetlerinin kapsamına değinen Şahin, "AK Parti döneminde çeşitli belediyelerin açılışları, kültür merkezi etkinlikleri, hayvan barınakları, atölyeler ve benzeri organizasyonlarda da görev aldık. 2024 yılında da Eyüp Belediyesi başta olmak üzere çeşitli kurumların kültür merkezi, kütüphane ve meydan açılışları gibi etkinliklerinde hizmet verdik. Dolayısıyla şirketimizin yalnızca İBB ile değil; many belediye, kamu kurumu ve özel sektör kuruluşuyla ticari ilişkisi ve iş deneyimi bulunmaktadır" dedi.
Aleyhine beyanda bulunan kişilerin ilk ifadelerinde kendisi hakkında herhangi bir suçlama yöneltmediklerini, ancak daha sonra etkin pişmanlık kapsamında verdikleri ifadelerde suçlamalarda bulunduklarını belirten Şahin; Kamil Taşçı, Serdar Haydanlı, Ahmet Çiçek ve diğer bazı isimlerin ifadelerine tek tek değindi. Bu kişilerin tahliye olabilmek amacıyla gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarını ifade eden Şahin, "Bu kişilerin ilk ifadelerinde suçlama yok. Daha sonra tahliye olabilmek için ifadelerini değiştirerek sahte fatura ve para transferi iddialarında bulundular" dedi. Tanık Deniz Dörtyol'un kendisine 8 milyon 450 bin lira teslim ettiği yönündeki beyanlarını da reddeden Şahin, bu kişiyle yalnızca iki telefon görüşmesi kaydı bulunduğunu bildirdi. Şahin, "Sadece iki telefon görüşmesi olduğu söylenen bir kişiden milyonlarca lira teslim aldığım iddia ediliyor. Böyle bir para alışverişi olmadı. Bu iddia yalnızca baz kayıtlarından hareketle oluşturulmuştur" diye konuştu.
MURAT ONGUN İLE TİCARİ İLİŞKİM YOK
Örgüt üyeliği suçlamasına da yanıt veren Şahin, iddianamede bağlı olduğu yöneticinin Murat Ongun olarak gösterildiğini ancak Ongun ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığını belirterek, "Murat Ongun'u 2016 yılından beri tanıyorum ancak ticari bir ilişkim olmadı. Hiçbir hiyerarşik yapı içerisinde yer almadım. Bana emir ya da talimat verebilecek bir kişi olmadı" dedi. Yaklaşık 15 aydır tutuklu bulunduğunu belirten Şahin, tutukluluğunun gözden geçirilmesini talep etti. Başka bir gelir kaynağı bulunmadığını ifade eden Şahin, tutukluluk nedeniyle ailesinin ve çocuklarının mağdur olduğunu söyledi. Şahin, "Dosyada aleyhime somut delil yoktur. Hakkımdaki suçlamalar soyut beyanlara dayanmaktadır. Tahliyemi ve yargılama sonunda beraatimi talep ediyorum. Ayrıca şahsi hesaplarımdaki blokelerin kaldırılmasını istiyorum" dedi.
Daha sonra Şahin’in çapraz sorgusuna geçildiğini belirten duruşma kayıtlarına göre, mahkeme başkanı Şahin'e 30 Haziran ve 11 Eylül 2025 tarihlerinde savcılıkta verdiği ifadeleri hatırlatarak, duruşmada bu beyanları reddetmesinin nedenini sordu. Şahin, söz konusu ifadeleri cezaevinde kendisiyle görüşen bazı avukatların yönlendirmesiyle verdiğini ifade etti. İfadelerine katılan avukat Mirsad Albayrak'ın daha önce dosyanın diğer sanıklarından Kabil Taşçı'nın avukatlığını yaptığını belirten Şahin, "Eşim üzerinden bana ulaştılar. İlk başta kabul etmedim. Ancak üzerime yöneltilen suçlamalar nedeniyle sağlıklı düşünemez hale geldim ve yönlendirmeyle ifade vermeye başladım" dedi. Mahkeme başkanının, etkin pişmanlık ifadeleri sırasında dosyaya sunulan fatura ve çeşitli belgelerin de yönlendirme kapsamında mı hazırlandığını sorması üzerine Şahin, söz konusu belgelerin ticari faaliyetlerine ilişkin gerçek belgeler olduğunu ancak ifadelerin etkin pişmanlık çerçevesinde kurgulandığını belirtti.
Mahkeme başkanının, 11 Eylül 2025 tarihli ifadesinde Kahraman Yeşilyurt'un yurt dışındaki mal varlığı ve bazı para transferlerine ilişkin ayrıntılı beyanlarını hatırlatması üzerine Şahin, bu bilgilerin kendi gözlemine dayanmadığını söyledi. Şahin, "Bunlar duyumdu. O dönem televizyonlarda ve basında yer alan haberlerden etkilenerek yazdım. Artık kimseyi zan altında bırakmak istemiyorum. Şu anki beyanlarım geçerlidir" ifadelerini kullandığını kaydetti. Duruşmada söz alan savcının Şahin'e, dosyada yer alan bazı şirketler arasında düzenlenen faturalarla ilgili sorular yönelttiği görüldü. Şahin, RESTA Event ile Haydanoğlu şirketleri arasındaki ticari işlemlere ilişkin tüm sevk irsaliyeleri ve faturaların dosyaya sunulduğunu belirtti. Savcının, Kültür A.Ş. eski Genel Müdürü Serdal Taşkın ile para transferlerine ilişkin sorusu üzerine Şahin, Taşkın ile yaklaşık 20 yıllık bir arkadaşlığı bulunduğunu belirterek, söz konusu para hareketlerinin ticari borç-alacak ilişkilerinden kaynaklandığını kaydetti. Şahin, "Tüm para hareketleri banka kayıtlarında mevcuttur. Elden para alışverişi olmadı" dedi. Şahin, Karbonat Reklam isimli şirketten alınan hizmetlere ilişkin sorular üzerine de pandemi döneminde yetişemedikleri bazı organizasyon işlerini taşeron firmalara yaptırdıklarını, Karbonat'ın da bu kapsamda hizmet verdiğini belirtti. Savcının Emrah Bağdatlı ve bazı şirketler arasındaki ilişkilere yönelik soruları üzerine ise Şahin, bu konudaki bilgilerinin kişisel gözleme değil, sektörde duyduğu bilgilere dayandığını belirterek, "Şahit olduğum bir konu değil, piyasadan duyduğum şeylerdi" dedi.