İstinaf Cumhuriyet Başsavcılığı, Tutar Yapı Sitesi davasında hükmün bozulmasını istedi
Adana Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı, Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen 6 Şubat depremlerinde Adana'da 63 kişinin yaşamını yitirdiği Tutar Yapı Sitesi'ne ilişkin davada 15'er yıl hapis cezası verilen iki sanık hakkında Yargıtay nezdinde resmi temyiz başvurusunda bulundu.
ANKA Haber Ajansı muhabirinin edindiği bilgilere göre, başsavcılık tarafından hazırlanan temyiz dilekçesinde, söz konusu mahkumiyet kararının hem usul hem de esas yönünden kanuna aykırılıklar barındırdığı ifade edilerek kararın bozulması talep edildi. Kahramanmaraş merkezli depremlerde, Adana'nın Çukurova ilçesi Yurt Mahallesi sınırlarında yer alan Tutar Yapı Sitesi'nin C Bloku'nun yıkılması neticesinde 63 kişi hayatını kaybetmiş, 12 kişi de yaralanmıştı.
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu blokun yıkılmasının ardından ilk aşamada teknik uygulama sorumlusu olarak belirlenen Cüneyt Akkaya hakkında kamu davası açtı. C Blok'un zemin katındaki dairede tadilat yaptırdıkları belirtilen sanıklar Bekir Baloğlu ve Osman Baloğlu hakkında ise ilk olarak ek kovuşturmaya yer olmadığına dair takipsizlik kararı verilmişti. Savcılık daha sonra bu sanıklar hakkında da "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçlamasıyla 22 yıl 6'şar aya kadar hapis cezası istemiyle dava açtı ve ardından açılan bu davalar birleştirildi.
Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonucunda üç sanığa da "iyi hal" indirimi uygulayarak 15'er yıl hapis cezası verilmesine hükmetti. Yapılan itiraz üzerine dosyayı inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi de bu mahkumiyet hükümlerini onadı ve sanıkların tahliye edilme yönündeki taleplerini reddetti.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanıklar Bekir Baloğlu ve Osman Baloğlu yönünden Yargıtay'a gerçekleştirilen temyiz başvurusunda hükmün bozulması istendi. Başsavcılığın temyiz dilekçesinde, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun geçmişteki bazı kararlarına atıfta bulunularak şu değerlendirmeler aktarıldı:
"Dosyada mevcut bilirkişi raporuna göre 'ek takipsizlik' kararı verilmiş, bu 'ek takipsizlik' kararına karşı itiraz yolunun açık olması nedeniyle yapılan 9 ayrı itiraz 3 farklı Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedilmiştir. Bu şekilde, itiraz üzerine kesinleşen 'ek kovuşturmaya yer olmadığına' dair karar, mahkeme denetiminden geçerek yargısal karar halini almış ve yargı otoritesi özelliğini göstermiştir. Mahkemece yapılan yargılamada, duruşmada dinlenen tanık beyanlarına göre suç duyurusunda bulunulması üzerine 'ek takipsizlik' kararı kaldırılmış; sanıklar Bekir ve Osman Baloğlu hakkında, tanık beyanları ve alınan yeni bilirkişi raporuna istinaden kamu davası açılarak haklarında mahkumiyet kararı verilmiştir"
SONRADAN ALINAN BİLİRKİŞİ RAPORU YENİ DELİL SAYILAMAZ
Başsavcılık, Yargıtay’ın bazı yerleşik içtihatlarını hatırlatarak dilekçesinde şu ifadelere yer verdi:
"Yerleşik içtihatlara göre, salt sonradan alınan bilirkişi raporunun yeni delil niteliğinde sayılamayacağı belirtilmiştir. Yine Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2 Temmuz 2025 tarihli, 2025/5469 sayılı ilamı da göz önüne alındığında; duruşmada dinlenen tanıkların genel olarak sanıkların kolon kestiğine dair beyanda bulundukları, ancak takipsizlik kararına konu bilirkişi raporunda bu hususun irdelendiği anlaşılmaktadır. Sulh Ceza Hakimliklerine yapılan 'ek takipsizlik' kararına yönelik itirazlarda da bu hususların ileri sürüldüğü, ancak Sulh Ceza Hakimliklerince itirazların reddine karar verildiği görülmektedir. Bu şekilde, 'kovuşturmaya yer olmadığına' ilişkin kararın ardından dosyaya yeni bir delil eklenmediği; bilirkişi raporu tanziminin, 'kovuşturmaya yer olmadığına' ilişkin karar verilmeden önce de Başsavcılığın inisiyatifinde olmasına rağmen rapor alınmadığı anlaşılmaktadır. Sonradan alınan bilirkişi raporunun yeni delil niteliğinde olmadığı halde, CMK'nın 172/2. maddesinde yer alan 'kovuşturmaya yer olmadığına dair' karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hakimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz' hükmü dikkate alınmaksızın; sanıklar hakkında verilen 'kovuşturmaya yer olmadığına' dair kararın ardından yeni bir delil elde edilmeden, hatalı şekilde bu kararın kaldırılması suretiyle kamu davası açıldığı ve bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla sanıkların mahkumiyetine karar verilmiştir."
YENİ BİLİRKİŞİ RAPORU ALINMAMASI USUL VE YASAYA AYKIRIDIR
Başsavcılık ayrıca, dosya kapsamında yer alan iki farklı bilirkişi raporu ile tarafların mahkemeye sunduğu uzman görüşleri arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu; bilimsel bir inceleme gerektiren ve davanın konusunu oluşturan binanın yıkım sürecinin tüm yönleriyle değerlendirilmekten uzak kaldığını kaydetti. Duruşma esnasında dinlenen kurtarma ekibi görevlilerinin ve mahkemeye katılanların beyanları da dikkate alındığında, binanın yıkılış şekli ile enkaz üzerindeki gözlemlerin de titizlikle değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Sanıkların kusur oranlarının tam olarak belirlenebilmesi amacıyla dosyada mevcut bilirkişi raporları ve uzman görüşleri arasındaki çelişkileri açıklığa kavuşturacak nitelikte yeni bir rapor alınması gerekliliğinin gözetilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtildi.
Başsavcılık, belirtilen bu gerekçeler doğrultusunda iki sanık hakkındaki mahkumiyet kararının usul ve esas yönünden kanuna aykırı olduğunu belirterek, söz konusu hükmün bozulmasını talep etti.