KESK’ten Adalet Bakanlığı önünde çağrı: Arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ve bağlı sendikaların yöneticileri ile KESK Ankara Şubeler Platformu üyeleri, Adalet Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, 10 Şubat’ta gerçekleştirilen operasyonlarda tutuklanan sendikacı, gazeteci, siyasetçi ve hak savunucularının serbest bırakılması talep edildi.
Basın açıklamasında konuşan KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, toplumsal muhalefete yönelik baskıların sürdüğünü belirterek, gözaltı ve tutuklamalarla emekçilerin sesinin kısılmaya çalışıldığını söyledi.
Koçak, 10 Şubat’ta gerçekleştirilen operasyonlarda çok sayıda siyasetçi, sendikacı, gazeteci, ekolojist ve demokratik kitle örgütü aktivistinin gözaltına alındığını, bunlardan 85 kişinin tutuklandığını ifade etti. Tutuklananlar arasında HABER-SEN Merkez Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Halil Doğan, SES ve Eğitim Sen üyeleri ile LİMTER-İŞ yöneticilerinin de bulunduğunu belirten Koçak, halen 82 kişinin farklı cezaevlerinde tutulduğunu söyledi.
Aradan dört ay geçmesine rağmen iddianamenin hazırlanmadığını kaydeden Koçak, tutuklular hakkında herhangi bir somut delil ortaya konulmadığını savundu. Tutukluluğun “peşin cezaya” dönüştüğünü ifade eden Koçak, sendikacıların hangi somut suçlamalarla karşı karşıya olduklarını öğrenemeden cezaevinde tutulduğunu, bunun hukuk ve adaletle açıklanamayacağını dile getirdi.
Koçak, HABER-SEN yöneticisi İbrahim Halil Doğan’a yöneltilen suçlamanın, katıldığı iddia edilen bir Zoom toplantısına dayandırıldığını öne sürerek, düşünce açıklamanın ve sendikal faaliyet yürütmenin suç gibi gösterilmeye çalışıldığını söyledi. Koçak, operasyonlarla hedef alınanın örgütlenme hakkı, ifade özgürlüğü ile emekçilerin bir araya gelme ve itiraz etme iradesi olduğunu ifade etti.
Sendikal faaliyetlerin anayasal güvence altında olduğunu hatırlatan Koçak, buna rağmen sendikacıların soruşturulduğunu, yöneticilerin ve üyelerin cezalandırılmaya çalışıldığını belirtti. Bugün sadece tutuklu arkadaşlarının özgürlüğünü değil, temel hak ve özgürlükleri savunmak için bir araya geldiklerini söyleyen Koçak, düşünce ve ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri hakkının hedef alındığını savundu.
Koçak, Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu tarafından yayımlanan Küresel Haklar Endeksi’ne de değinerek, Türkiye’nin sendikal hakların en ağır biçimde ihlal edildiği ve çalışma yaşamının emekçiler açısından en kötü olduğu 10 ülke arasında yer aldığını söyledi.
Türkiye’de sendikal haklar ve demokratik özgürlüklerin anayasa ve uluslararası sözleşmelerde yer almasına rağmen uygulamada engellendiğini savunan Koçak, grevlerin yasaklandığını, sendikacıların soruşturulduğunu, işçilerin işten çıkarıldığını, gazetecilerin susturulduğunu ve muhaliflerin gözaltına alındığını ileri sürdü.
“SALDIRILAR ARTARAK DEVAM EDİYOR”
Koçak, şöyle konuştu:
“Gezi Direnişi’nin 13. yıldönümü anma etkinliğinde anayasal güvence altındaki toplantı ve gösteri hakkını kullanmak isteyen bizler bir kez daha polis müdahalesiyle karşılaştık. Aralarında sendika MYK üyelerimizin de bulunduğu çok sayıda kişi tartaklanarak gözaltına alındı. Saldırılar artarak devam ediyor. Devlet kurumlarını, yargıyı, üniversiteleri ve medyayı kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillendiren iktidar, yargı eliyle siyaseti dizayn etmeye, yok etmeye, yok edemiyorsa da kendisine uygun bir muhalefet yaratmaya çalışmaktadır. Ana muhalefet partisine kayyum atamak gibi darbe dönemlerini dahi geride bırakan bu yönelimler rejimin çok daha otoriter bir hale bürüneceğinin, faşizmin kurumsallaştırılmak istendiğinin de göstergesidir. Bu kabul edilemez. Hiç kimse bizden hukuksuzluğu hukuk diye kabul etmemizi beklemesin. Hiç kimse bizden susmamızı, boyun eğmemizi, arkadaşlarımız unutulsun diye beklemesin. Çünkü biliyoruz; bugün sendikacılara yapılan yarın tüm topluma yapılacaktır. Nitekim daha önce toplumun bir kesimine yönelik yapılanlar şimdi iktidar ve iktidardan nemalanan kesimler dışında toplumun diğer tüm kesimlerine yönelik gerçekleştirilmektedir.”