15 Ağustos 2020, Cumartesi

Bir 8 Mart’ta daha, biz bu ‘kadın’ olmayanlarla ne yapacağız?

Bunlar da var

Temmuz 2020 itibariyle COVID-19 verileri -1: Dünya ve Türkiye ne durumda?

"Dünyadaki gidişe bakıldığında olgu sayısının hala yükselmeye ve rekorlar kırmaya devam ettiği, ancak ölümlerin aynı şekilde artmadığı görülmektedir. Bu...

Babalar, oğullarınızı iyi eğitin!

Her kadın katledilişinden sonra sosyal medyada birtakım nasihatler döner. Anneler, erkek evlatlarınıza bunları bunları öğretin diye. Henüz babalara itafen...

‘Dijital Mecralar Düzenlemesi’ adı altında yeni sosyal medya kısıtlamaları

2007 yılında internete dair ilk düzenleme yapıldığından bu yana yaptığım işlerin çoğu 'Dijital Haklar & Hürriyetler' çerçevesinde oldu. Buna özellikle...

Martın başlamış olmasıyla birlikte 8 Mart için düzenlenen etkinlikler, eylemler, kampanyalar, afişler, çağrılar tekrardan kafamızı çevirdiğimiz her yerde. Bu aynı zamanda benim için de yılın en sevdiğim tartışmasının zamanı geldi demek. Sınırlandırılıyor, sömürülüyor, şiddet görüyor, sokaklarda öldürülüyoruz; sebebin sadece cinsiyetimiz olması ise öfkenin yönünden sapıp “kadın” olmayanlara saplanmasına yol açıyor. Bu safları bölmek demektir.

5 Şubat 2020 tarihinde Ankara Goethe-Institut tarafından ev sahipliği yapılan bir film & panel tartışması etkinliğinde Barbara Miller’ın #Kadının Hazzı belgeselinin gösterimi gerçekleştirildi. Panel konuşmacılarından birinin de belirttiği gibi sanat aslında bizi iyileştirmesi için değil, bir araya getirmesi için sahnedeydi, etkinliğe gösterilen yoğun ilgi bir kez daha bu birlikteliği hatırlatması ile umut vericiydi.

Belgesel, ait oldukları ataerkil toplumlar ve dini cemaatlar tarafından dayatılan sessizliği bozan 5 cesur, zeki ve kendi kaderini tayin edebilen kadının portresini çiziyor.

- Advertisement -

“5 kadın 5 ayrı hikaye, yine dönüp dolaşıp geldiğimiz aynı yer oluyor, anlatılan bizim hikayemiz” diyordu kendini erkek olarak tanımlayan ve bundan dolayı bu platformda konuşmanın pek de haddi olmadığı ‘farkındalığını’ yanında taşıyan bir konuşmacı. Erkeklerin bizim adımıza konuşmasından sıkıldık, ama bu ne zamandır kendi adlarına konuşamayacakları anlamına geliyor? Hepimizin adına konuşmaya kalkan patriyarkaya karşı verilen mücadelede erkeklerin farklı erkeklik hallerinin onları nasıl sınırladığı, baskı altına aldığı, belirlediği gibi konular üzerine düşünmesi (ve konuşması) hegemonik erkekliğin dışında onları elleri temiz suç ortağı erkekliğin konforundan da çekip çıkarabilmemiz için oldukça önemli. Elbette bunu savunurken kulağa tatlı gelen söylemlerin geldikleri yerlere dikkat etmek ve gerçekliğin farkında olmak gerektiğini inkar etmiyorum. Aynı salonda karşımıza her an ananelerden, bunu yine birbirine yapanın kadınlar olduğundan, düzeltenin de kadınlar olacağından, her şeyin içinden annelerin oğullarını nasıl yetiştirdikleri ile çıkabileceğimizden bahseden ‘erkekler’ çıkacak. Sadece burada söz konusu olan onlar aracılığıyla konuşan ataerkinin ta kendisi. Bu yüzden meydanlara çıktığımızda yanımızda istemediğimiz şey ‘erkeklerin desteği’ olmalı, ‘erkeklerin kendileri’ değil.

Öte yandan ikili cinsiyet söylemi feminizmin kendi içindeki en büyük meydan okuma alanlarından biri.

Salon kendini tartışmaya kaptırmışken söze giren bir dinleyicinin geldiğimiz noktada bu tartışmayı hâlâ ikili cinsiyet temelinde şekillendirmenin ne kadar isabetli olacağı üzerine yaptığı bir uyarıyla birlikte konuyu bu açıdan irdeleme fırsatı da edinmiş olduk. Tarihi süreçte bu söylem biçimi şüphesiz feminist hareketin hak kazanımlarını belirlemesinde işlevsel bir yere sahip olmuştu. Ancak bugün feminist hareketinin kendini bu ikili cinsiyet söylemi kıskacından kurtarması gerekiyor. Gücün alınacağı zeminin çoğullaşması için gösterilen muhafazakar tutumun bir kenara bırakılması elzem. Çünkü patriyarka tarihi olarak çok köklü bir hasım. Hegemonik erkeklik dışında başka bir alan bırakmayan bu baskınlık bir şekilde ezdiği ve kendi içinde yer tanımadığı ötekilerin de birbirini ötekileştirmesi ile kapsadığı alana konuşlanmaya devam ediyor. Ne kadar şekil değiştirmiş olduğu önemli değil. Benim diyeceğim o ki karşısına farklı kollardan ama aynı zamanda bölünmeden çıkabilmek sizce de daha güçlü bir el değil mi?

Manşet

Mehmet Ceyhan: 28 gün sokağa çıkma yasağı yapmalıydık

Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, Türkiye'de koronavirüs salgınının seyrine dair değerlendirmelerde bulundu. Ceyhan, "28 gün sokağa çıkma...

Çok Okunanlar

İki ilde 65 yaş üstü için karar

Sivas'ta yeni tip koronavirus tedbirleri kapsamında 65 yaş üstü vatandaşlara getirilen sokağa çıkma kısıtlaması ertelendi. Gaziantep'te yasak sürüyor Sivas’ta 65 yaş üstüne getirilen sokağa çıkma...

Yanlış adrese baskın yapan polis ev sahibini darp ve tehdit etti

Diyarbakır'da yanlış adrese baskın yapan özel harekat polisleri, ev sahibini darp ettikten sonra hatalarını fark edince şikayetçi olmaması için evi basılan Süleyman Arıkan'ı tehdit...

İzmir Çeşme’de orman yangını: Jandarma bölgeyi boşaltıyor

İzmir Çeşme'de Balıklıova'da başlayan orman yangını Ildır'a kadar devam etti. Jandarma geniş güvenlik önlemleri alarak bölgeyi boşaltmaya başladı. İzmir'de Çeşme'de yaşanan orman yangını nedeniyle jandarma...

Duygu Delen soruşturmasında Mehmet Kaplan tutuklandı

Gaziantep'te şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybeden Duygu Delen ile ilgili soruşturmada, Delen'in hayatını kaybettiği evin sahibi ve erkek arkadaşı Mehmet Kaplan tutuklandı. Gaziantep'te pencereden...

Son Haberler

AKP’den ‘cinsel yönelim’ ve ‘toplumsal cinsiyet kimliği’ ifadelerine şerh

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın İstanbul Sözleşmesi ile ilgili “Artık kendi çerçevemizi kendimiz belirlememiz gerekiyor” sözlerinin ardından gözler yeni düzenlemenin nasıl olacağına çevrildi....

“24 Haziran’da CHP’nin 1645, AKP’nin 3 bin sandıkta görevlisi yoktu”

Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde 13 bin sandıkta partinin görevlisinin olmadığı ve 4 milyon oyun sokakta bırakıldığı iddiasına yanıt veren CHP kaynakları, Cumhurbaşkanlığı seçiminde sandıkların...

6 ilde daha 65 yaş ve üstüne kısıtlamalar geldi

Şanlıurfa, Siirt, Malatya, Kahramanmaraş, Düzce ve Yalova’da artan koronavirüs vakaları nedeniyle 65 yaş üzeri yurttaşlar için kısıtlamalar getirildi. Şanlıurfa, Siirt, Malatya, Maraş, Düzce ve Yalova’da...

818 milyon çocuğun ellerini yıkama imkanı yok

Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF, bazı ülkelerin COVID-19 salgını sırasında derslere devam edeceği için dünya çapında 800 milyondan fazla çocuğun okulda el yıkama imkanlarından...

Buna Benzer