Pandeminin ilerleyen dönemlerinde giderek artan şekilde hayatımızı kaplayan görüntülü görüşme araçları, beraberinde ciddi bir yorgunluğu, bitkinliği, bıkkınlığı ve tükenmişliği de getirmeye başladı. Literatüre “Zoom yorgunluğu” olarak giren bu yeni olguyu, ben “ekran yorgunluğu” olarak ele almayı daha anlamlı buluyorum.

Sürekli evde olduğumuz, fazla hareket etmediğimiz, saatlerimizi ekran başında geçirdiğimiz halde ağır yorgunluk yaşadığımız gün sayısı hiç de az değil. Görüntülü görüşme araçlarının hayatımıza getirdiği kolaylıkların bir de “zor” tarafı var: Ekran yorgunluğu!

Pandeminin ilk dönemlerinden bugüne gittikçe artan şekilde hayatımıza giren çevrimiçi görüntülü görüşme platformları pandeminin ilk aylarında pek çok insan için görece bu yeniydi; biraz merak, biraz eğlence biraz da kolaylık ve rahatlık kaynağı olabilmişti. Ancak pandeminin ilerleyen dönemlerinde giderek artan şekilde hayatımızı kaplayan bu araçlar, beraberinde ciddi bir yorgunluğu, bitkinliği, bıkkınlığı ve tükenmişliği de getirmeye başladı. Literatüre “Zoom Fatique” yani “Zoom yorgunluğu” olarak giren bu yeni olguyu aslında ben daha kapsayıcı bir tanımla “ekran yorgunluğu” olarak ele almayı daha anlamlı buluyorum.

EKRAN YORGUNLUĞUNUN NEDENLERİ

Ekran yorgunluğunu yaratan en önemli etkenlerden bazıları; yakın mesafedeki bir şeye uzun saatler odaklanmaya çalışmak, iletişimin önemli ögelerinden olan beden dili, yüz ifadesi, mimikler ve mikro mimikleri doğru okumaya, anlamaya çalışmak, karşımızdaki ekranda birden fazla insana odaklanmaya çalışırken yaşadığımız dikkat ve konsantrasyon zorlukları, bir yandan ekrandaki kendi görüntümüzle dikkatimizin dağılırken, bir yandan da aynı anda alışık olmadığımız kadar çok şeyi alışık olmadığımız bir ortamda takip etmeye çalışmanın getirdiği yorgunluktur. Ağ bağlantısından kaynaklanan kopmaların ve aksaklıkların zaman zaman içeriği de takip etmekte yarattığı zorluklar bir başka zihinsel yorgunluk kaynağıdır. Dar bir kadraja sığmaya, ekrana yakın durmaya ve sesini duyurabilmeye efor sarf ederken boyun, bel ve sırt ağrılarının, baş ve göz ağrılarının artması da ekran yorgunluğunun bir diğer boyutudur.

EKRAN YORGUNLUĞUNU AZALTMAK İÇİN NELER DENENEBİLİR?

  • Masa başında ve ekran karşısında çalışıyorsanız, gün içinde yeterince (mesela her saat başı) mola vermeye çalışın; mola verdiğinizde de mutlaka masadan kalkın, hareket edin, hava alın.
  • Zaman zaman dijital detoks yapın; gün içinde akıllı cihazlara, internete, haber takibine ve sosyal medya kullanımına ara verdiğiniz zamanlar olsun.
  • Acil ve önemli olmayan bildirimleri sessize almayı deneyin; uyaranları ve arka planda dikkat dağıtan uygulamaları azaltmak, odaklanmanızı kolaylaştırıp veriminizi arttırabilir ve ekran yorgunluğunuzu azaltmaya yardımcı olabilir.
  • İçinizden gelmese de yemek ve uyku düzeninize özen göstermeye çalışın; düzenli, sağlıklı ve dengeli beslenin, sirkadiyen ritme (gece-gündüz, karanlık-aydınlık döngülerine) uygun ve yeterli uyku aldığınızdan emin olun.

Pandeminin etkisi giderek zayıflasa da dijital araçlar ve çevrimiçi görüşmeler hayatımızdaki etkisi kolayca azalmayacak. Evden çalışmanın yaygınlaşacağı işaretleri bir yana, ofis ortamında da çevrimiçi görüntülü görüşme araçları yoğun olarak kullanılıyor. İş zamanları dışında da boş vakit aktiviteleri arasında “ekran”lar payını giderek artırıyor.

“Ekran yorgunluğu”nun hayat yorgunluğuna dönüşmemesi için gerekli önlemleri almak, hareketi artırmak ve farklı aktivitelere vakit ayırmak büyük önem taşıyor.