İkizdere’de Ethone köylüleri 2 aydır, köylerinin yaşam alanını yok edecek taş ocağı projesine karşı direniyor. Köylüler, iki yıl önce İspir’den bir yere ait fotoğraf ve bilgilerle yazılmış uyduruk taş ocağı projesini mahkemede iptal ettirmeyi başarmışlardı. Aynı yere şimdi Cengiz İnşaat talip. Tabii mevzu Cengiz İnşaat olunca akan dereler dur(durul)ur!

Nitekim tüm devlet erkânı projenin arkasında hizaya geçip taş ocağını açmak için uğraşıyor. Saray erkânı önce AKP genel başkan yardımcısı Hayati Yazıcı’yı saldı İkizderelilerin üzerine. En son da Ulaştırma Bakanı gitmek zorunda kaldı. Çünkü proje dosyasında birçok usûlsüz iş yapıldığı ortaya çıkmıştı.

En son bakanın tekrar belirttiği üzere İkizdere’deki taş ocağı İyidere’de yapılacak Lojistik Merkez ve Liman Projesi’nin deniz dolgusu için taş temininde kullanılacak. Fakat işin bu kısmı, yani bu Lojistik Merkez ve Liman Projesi’nin nereden çıktığı, gerçekten böyle büyük bir yatırıma ihtiyaç olup olmadığı kısmı maalesef konuşulmuyor. Oysa ki esas yıkım projesi, esas rant projesi budur.

Nitekim bölgede halkın tepkisi ile karşılaşan Ulaştırma Bakanı, yaptığı açıklamada, “İyidere Lojistik Liman Projesi’nin hizmete girmesiyle birlikte yılda 3 milyon ton genel kargo ile birlikte, 8 milyon ton dökme yük ve 100 bin TEU konteyner ve 100 bin araç Ro-Ro kapasiteli olarak bölgesel ticaretin can damarı olacağını” söylüyor. “Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya etkisi 192 milyon dolar, üretime katkısı 428 milyon dolardan fazla olacak” diye iddia ettiği ve böylece “bin kişiye doğrudan, 34 farklı sektörde 8 bin kişiye de dolaylı istihdam imkânı sağlayacağı”nı ileri sürdüğü projenin “limanın hem bölge illerinin ekonomisine hem de ülkenin ticaret hacmine önemli katkılar sunacağını”, her zamanki gibi diğer bütün toplumsal ve ekolojik etkilerinin üzerini örtecek söyleminin merkezine oturtuyor.[1]

Çok açık bir şekilde soralım: Bakan bu rakamları hangi bilimsel çalışmaya, araştırmaya dayanarak açıkladı? Bölgede Samsun, Trabzon, Rize ve Hopa limanları ve Gürcistan’da Batum ve Poti Limanları varken İyidere’de yapılacak lojistik merkezinin açıklanan rakamlarda iş potansiyeli var mı? Karadeniz’deki diğer limanlar kapatılarak tek liman burası mı yapılacak? Hadi Türkiye’ye ait limanları kapattınız, Poti ve Batum limanlarını kapatmayı nasıl becereceksiniz? 8 bin kişiye iş sağlayacağını söylediğiniz 34 farklı sektör hangileri?

Biz cevaplayalım: Bakan hayali ticaret yapıyor!

Cengiz için “Endüstriyel Gelişme Bölgesi”

Bugün Bakanın bölge için büyük bir kalkınma yaratacağını söylediği İyidere Lojistik Merkezi, 2013 yılında ilan edilen “Endüstriyel Gelişme Bölgesi” kapsamında planlanan projelerden biri. Lojistik Merkezi için RTE Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Günbak Danışmanlık, İstanbul Deniz Ticaret Odası, KTÜ ve Uludağ Üniversitesi’nden bir çalışma grubu fizibilite çalışmaları yapmış.

Bu raporlara ve ilgili makalelere bakıldığında “Endüstriyel Gelişme Bölgesi” ve “İyidere Lojistik Merkezi”nin gerekliliği iki olası gelişmeye bağlanmıştır. Birincisi, 1993’ten beri çalışmaları süren Avrupa-Kafkasya-Asya Ulaştırma Koridoru (TRACECA). Bu koridor Karadeniz, Kafkasya ve Orta Asya’da uluslararası ulaştırmayı geliştirmeyi ve siyasi-ekonomik ilerlemeyi hedefleyen hükümetler arası bir program.

TRACECA Projesi kapsamına alınan Karadeniz ve Hazar Denizi’ndeki limanlar; Karadeniz’de Odesa, İliçevsk, Köstence, Varna, Burgaz, İstanbul, Samsun, Batum ve Poti limanları, Hazar Denizi’nde ise Bakü, Türkmenbaşı ve Aktau limanları iken proje dahilinde yapılacak taşımalarda kullanılacak TRACECA karayolu ve demiryolu bağlantıları ise şunlar; 4. Trans-Avrupa Ağı (TEN) Koridoruna bağlanan ve Türkiye sınırları içindeki İstanbul-Samsun-Trabzon-Batum/Vale/Gümrü karayolu hattı, İstanbul-Sivas-Kars-Gümrü demiryolu hattı, Batum-Tiflis ve Poti-Tiflis demiryolu hatları, Tiflis-Erivan kara ve demiryolu hattı, Tiflis-Bakü kara ve demiryolu hattı, Erivan-Bakü kara ve demiryolu hattı.

Böylece Avrupa’ya Trans-Avrupa Ağları ile bağlanan TRACECA, Yagodin’den (Ukrayna) başlayarak Odesa ve İliçevsk limanlarına ve Karadeniz’i feribot ve Ro-Ro seferleriyle geçerek Poti ve Batum limanlarından Kafkasya’ya bağlanan, buradan Tiflis ve Erivan ana güzergahlarını takip ederek kara ve demiryollarıyla Bakü’ye ulaşan, Bakü Limanı’ndan yine feribot ve Ro-Ro seferleriyle Orta Asya’nın Türkmenbaşı ve Aktau limanlarına ulaşıp kara ve demiryolu bağlantılarıyla Tacikistan’a ve nihayet Çin’e kadar uzanan bir ulaştırma koridorunu temsil etmektedir. Ayrıca koridorun Avrupa ile Kafkasya’yı birleştiren kara bağlantısı Türkiye üzerinden İstanbul-Samsun-Hopa karayolu ve yine İstanbul-Ankara-Kars-Tiflis demiryolu aracılığı ile gerçekleştirilecektir.[2]

Buradan da anlaşılacağı üzere İyidere Lojistik Merkezi/Limanı TRACECA projesi dışındadır. Yani, TRACECA’nın bir parçası olarak seçilmemiş olan bir bölgedeki bu yatırımda “TRACECA için seçilen Poti ve Batum’dan daha derin bir konteyner limanı imkânına sahip olduğundan yüklerin buraya kayma potansiyeli” ve “Batum’dan daha kestirme bir ulaşım sağlaması” olasılığından hareket edilmektedir. Bunun anlamı ise TRACECA kapsamındaki Ro-Ro ve karayolu ulaşım hatlarının iptal edilerek yüklerin İyidere Lojistik Merkezi’nde toplanmasını zorunlu kılacak anlaşmalar yapılması olacaktır. Tıpkı Kanal İstanbul projesinde olduğu gibi, halihazırda Möntrö ve diğer uluslararası anlaşmalarla geçiş rejimi sağlanan İstanbul Boğazı yerine daha pahalı ve daha tehlikeli Kanal’dan geçişe icbar bırakacak ne gibi uygulamaların olacağının ve bunların da ne gibi uluslararası ticari ve siyasi krizlere neden olacağının belirsiz olması gibi, burada da birçok belirsizlik var.

İkinci olarak da Ovit tünelinin açılmasıyla bu Kuzey-Güney ulaştırma koridorundaki yük hareketinde ve özellikle İran transit ticaretinde avantaj sağlanacağı, Doğu ve Güneydoğu illerimizin dış ticaret potansiyelinin gelişme imkânı olacağı varsayımı.[3] Burada da İran’a transit ticaretin artmasının, bu ülkeye uygulanan ambargolar kaldırılmadan nasıl sağlanacağı sorusu cevapsızdır. Nitekim ambargolardan dolayı İran’a transit taşımacılık yapan bölgedeki limanlar yıllar boyunca işlevsizleşmiştir.

Doğu ve Güneydoğu’da İyidere Lojistik merkezini canlı tutacak bir üretim potansiyeli var mı? 2018 verilerine göre reel büyüme hızı yüzde 5’in üzerine çıkan 7 Doğu ve Güneydoğu ili içinde Batman ve Gaziantep dışındaki illerin tamamında sanayi ve inşaat sektörleri ciddi oranda küçülmüş durumda. Bu iller hizmetler sektörü ve tarımdaki büyüme sayesinde bu performansa ulaşmışlar. Söz konusu illerde büyüme hızının buralara çıkmasında devletin güvenlik harcamalarının ciddi payı olduğu anlaşılıyor. Gaziantep’te de sanayi-inşaat büyümesi, hizmetler ve tarımın çok gerisinde.[4] Bölgede “güvenlikçi politikalar” terk edilmeden nasıl bir büyüme öngörülebiliyor; cevabı yok.

Yani aslında geleceği olmayan ama farazi bir gelecek için hem vadilerin hem de zaten dolgu ile bozulmuş ama geçen zamanda yeniden oluşmaya başlamış sahil yapısını bozan bir proje ile karşı karşıyayız. İktidarın inşaat sektörü üzerinden sermaye birikim modeli gereğince geliştirilmiş bu projelerin bugünün kriz Türkiye’sinin nedenidir. Bütün bu süreç boyunca kamu kaynaklarından milyonlarca dolar birkaç inşaat şirketine aktarıldı. Hazine garantili, adrese teslim ihalelerle yüzyılın yolsuzlukları, hortumlamaları yaşandı, yaşanıyor.

“Yaratıcı yıkım!”

Karadeniz’in vadilerini, yaylalarını, sahillerini tarumar eden iktidar tarafından geliştirilen bu “kalkınma planları”nın mantığı nedir? Karadeniz Sahil Yolu’ndan “Yeşil Yol”a, deniz dolgusu üzerine yapılan Trabzon, Giresun havaalanlarından yapımı devam eden Rize-Artvin Havalimanı projesine ve şimdi yapılması için start verilen İyidere Lojistik Limanı’na ve de DOKAP ve DOKA eliyle hazırlanan, KOSGEB, İŞ-KUR vb. eliyle fonlanan diğer kalkınma planlarına… Tüm bunların arkasındaki mantık nedir? Bu kalkınmadan kimler kalkındı? Kimler yerinde saydı ya da daha da fakirleşti?

Yukarıdaki gibi Bakan da sayıyor ya, şu kadar milyon dolar GSYİH’e katkı olacak, 8 bin kişiye istihdam yaratılacak, bölgesel ticaretin can damarı olacağız… Devlet/hükümet yetkileri ağızlarını açtıkları her defasında buna benzer rakamlar açıklayarak ne kadar büyük bir “ekonomi” olduğumuzu, ne kadar geliştiğimizi falan anlatırlar. Ama bu efsunlu konuşmalardan sonra geriye kalan gerçek tabloda ise milyonlarca dolar kâr açıklayan şirketler ile borcunu ödeyemediği, evine ekmek götüremediği için intihar eden emekçiler vardır.

Karadeniz için de işsizlik ve yoksulluk gibi “kalkınamama”nın yarattığı sorunlara çözüm olarak geliştirilen bütün o projelerden sonra Cengiz İnşaat, 1987’den bugüne devletten aldığı ihalelerle “yıllık cirosu 5 milyar dolar’ı aşan, 35 şirket ve iştirakı bünyesinde barındıran büyük bir aile” olurken Karadenizliler hâlâ gençleri işsiz, hâlâ yoksul, hâlâ hastası olduğunda Ankara’da, İstanbul’da soluğu almak zorunda olan, hâlâ çayı, fındığı para etmeyen, hâlâ eğitimde son sıralarda yer alan insanlar olarak yaşamaya devam ediyor! Efsunlu gerçeklik tablosu bu!

Bu gerçek tabloda iktidarın “kalkınma planları” ile çelişen hiçbir şey yok. Zira zaten kalkınma dedikleri şey, tam da Cengiz İnşaat gibi şirketlerin genişlemesini ve yeni yatırım alanlarına açılmasını sağlamaktır. Neyin, neden ve nasıl üretildiğinin bu açıdan hiçbir önemi yoktur. Bu kör mantık ile GSYİH’ı çok yüksek büyüme oranlarına ulaştırmak mümkün ama bu büyüme toplumsal refahın iyileşmesi anlamına gelmiyor. Cengiz İnşaat artık milyar dolarlık servet üzerinde otururken bu şirkette çalışan işçiler hâlâ açlık sınırının altındaki “asgari ücretle” geçinmeye devam ediyor, Karadenizli köylüler, çayla, fındıkla, balla ayakta kalmaya çalışıyorlar.

[1] https://www.uab.gov.tr/haberler/iyidere-lojistik-limani-dogayla-uyumlu-guclu-bir-muhendislik-projesidir

[2] Ovalı, S . (2015). Traceca Projesi ve Türkiye. Uluslararası İktisadi ve İdari İncelemeler Dergisi, (Yıl:1 Cilt:1 Sayı:1, Yaz 2008),  https://dergipark.org.tr/tr/pub/ulikidince/issue/21626/232290

[3] Rize’de Lojistik Merkez: Dünü Bugünü Yarını, Servet Karasu (Recep Tayyip Erdoğan Üni. Mühendislik Fakültesi, İnşaat Müh. Bölüm Başkanı); Osman Karamustafa (Recep Tayyip Erdoğan Üni., İktisadi İdari Bilimler Fakültesi, İşletme Bölüm Başkanı). Rize’nin Sesi Gazetesi, https://www.rizeninsesi.net/m-haber-163719.html?islem=anahaber&altislem=anamanset

[4] https://www.dunya.com/kose-yazisi/81-ilin-2018-yili-gsyh-ve-buyume-karnesi/459282