İran’da idam cezasından kaçıp hayatını kurtaran Galavich, Türkiye’de başka bir ölüm tehdidinden kaçamadı. “İlk defa aşık oldum çünkü bana ilk kez aşık olma şansı verilmişti” diyerek anlattığı evliliği, onun cehennemi haline geldi. Resmi kocası, psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamakla kalmadı, Galavich için mezar yeri kazacak kadar ileri gitti.

Galavich Ayoubi Amirabad, İran’ın 1979 İslam Devrimi sonrası dünyaya gelen binlerce isimden yalnızca biri. Doktor olan babası, “muhalif” olduğu gerekçesiyle, o henüz dünyaya gelmeden idam edildi. Hemşire olan annesi de, o henüz 6 yaşındayken kalp krizi nedeniyle hayata veda edince, Galavich’i, o dönem İran’ın en başarılı akademisyenlerinden biri olan amcası büyüttü.

Galavich, kendini bildi bileli bir mücadele insanı. Kadın hakları konusunda eylemlere sıklıkla katılınca, 18 yaşında katıldığı bir eylem nedeniyle tutuklanıp cezaevine konulan Galavich, cezaevinde kendisine tecavüz eden gardiyanla, zorla evlendirilmiş bir kadın. Ama o yine de yılmadı, “kabus gibiydi” sözleriyle anlattığı evlilik hayatı boyunca hem ev içi işlerle başa çıktı, hem de mimarlık fakültesinde eğitimine devam etti. Nihayet, fakülteyi derece ile bitiren Galavich, iş hayatına atılınca kocası tarafından terk edilmiş ve hayatının belki de en güzel günleri o dönem başladı.

“İRAN’IN İLK KADIN MUCİDİ”

Hayata geçirdiği “katı atıktan izolasyon ve dekorasyon” projesi ile dönemin Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’dan “İran’ın ilk kadın mucidi” ödülünü alan Galavich, yüksek lisansını da aynı alanda yaptıktan sonra, akademide ders vermeye devam etti. Ancak tüm bunların yanında, kadın hakları ve insan hakları eylemlerinden geri durmayan Galavich’in bu yönü, ona ödül veren rejimi aynı zamanda öfkelendirdi de. Sık sık “eylemlere katılmaması” yönünde uyarı alan ancak bu uyarılara kulak asmayan Galavich, son olarak çıkardığı bir şiir kitabında toplumsal yaralara odaklanınca, hakkında yeni bir dava açıldığı gerçeği ile bir kez daha karşı karşıya kaldı. Galavich, davanın sonunu beklemeden Türkiye’ye kaçtı, aslında beklememesi onun lehine de oldu zira o Türkiye’deyken, hakkındaki davadan hakkında idam cezası çıktığını öğrendi.

İDAMDAN KAÇTI

Ne ki, idamdan kaçıp hayatını kurtaran Galavich, Türkiye’de başka bir ölüm tehdidinden kaçamadı. “İlk defa aşık oldum çünkü bana ilk kez aşık olma şansı verilmişti” diyerek anlattığı evliliği, onun cehennemi haline geldi. Geçmişte adam öldürme, yaralama, uyuşturucu kullanma ve satma gibi farklı suçlardan cezası bulunduğunu çok sonradan öğrendiği resmi kocası, Galavich’e yalnızca psikolojik ve fiziksel şiddet uygulamakla kalmadı, bahçelerine Galavich için mezar yeri kazacak kadar ileri gitti. Son olarak, 15 Nisan 2021 tarihinde, Galavich’e öldüresiye şiddet uygulayan resmi kocasının görüntülerinin, komşuları tarafından çekilerek sosyal medyada gündeme gelmesiyle, kocası tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderilince, Galavich yıllar sonra rahat bir nefes aldı. Ancak halen herhangi bir geliri, güvencesi ve vatandaşlığı bulunmayan Galavich, mesleğini yapabileceği, bir kızı ve bir oğluyla ayakları yere basacağı günler için mücadele ediyor.

Son olarak, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesinden çekilmesini şu sözlerle yorumluyor: “İran’da kadın doğmak suçtur, Türkiye’de de mi böyle olacak. Kadına şiddet uygulayan erkeklere ceza verilmemesi, kadın olmanın suç olduğu anlamına gelmez mi? Demokratik, laik bir hukuk devleti olduğuna inandığım için kaçarak geldiğim Türkiye’nin bu duruma gelmesi çok üzücü. İdamdan kaçıp, erkek şiddetinin kurbanı olacağıma inanmak istemiyorum. Hiçbir kadının bu durumda olmaması gerekir.”