İkizköylüleri koronavirüs günlerinde susuzlukla sınatan Yeniköy Termik Santrali köyün uğraştığı tek mesele değil. Santralin sularını bir açıp bir kapattığı köy, muhtarıyla da sınanıyor. Susuzluk ortasında sesini duyurmaya çalışan İkizköylüleri köy muhtarı adeta “haklarını aradıkları için” şikayet ediyor.

Son günlerde, sosyal medyayı işgal eden, dokuz8HABER’in de yer verdiği Milas’ın mahallesi İkizköy, 1940’lı yıllarda, Işıkdere ve Karadam mezralarının birleştirilmesiyle, Gereme Cedid (Gereme Yeni) den ayrılarak yeni bir muhtarlık olmuş. Muhtarlığın bir adının olması gerekiyormuş. Işıkdere ismini Karadamlılar, Karadam ismini de Işıkdereliler istememiş. Düşünmüşler taşınmışlar; iki köy yerine İkizköy adını benimsemişler. Yeni oluşan köyün adı böylece İkizköy olarak tescil edilmiş. Yetmiş yıl bu isimle anılmış. 2017 yılında, köyün yarısını (Işıkdere’yi), kömür virüsü coğrafyadan silmiş. Artık böyle bir yer yok. Sakinlerinin çoğu Milas’a, Beçin’e ,bir kısmı da komşu köylere göç etmişler. İkizlerden biri yok edilince, geride Karadam tek kalmış. Doymak bilmeyen kömürcüler, şimdi de Karadam’ı ve Akbelen’ni coğrafyadan silmeye çalışıyorlarmış. Karadamlılar; “Yeter artık, köyümüzün yarısını yok ettiniz, bizim geçimimizi sağladığımız topraklarımızı yok pahasına elimizden alıp, bizleri de yok etmek için noter aracılığı ile her birimize ihtarnameler çektiniz. Bunu kabul etmiyoruz, topraklarımızı satmayacağız, köyümüzü terk etmeyeceğiz” diye karşı çıkmışlar. Bu yüzden, bu köy sosyal medya gündeminden düşmüyor.
Kamuya ait yer altı ve yer üstü suların herkese eşit şekilde dağıtılması gerekirken, Özel bir Şirkete tahsis edilmiş olması ve bu tahsisin Mahkemece de onaylanması Devletin ayıbıdır. Bu sular Şirketten önce, hatta fabrika kurulmadan önce köylülerin kullanımındaydı. Kullanım hakkı köylülerin elinden devlet tarafından alınmış ve para karşılığında Şirkete satılmıştır. Köylülere, sus payı olarak, bizim depolardan sizlere de su vereceğiz denilmiştir. Bu nedenle, Karadamlıların kullandığı su, Şirketin deposundan gelmektedir. Karadamlılara, Şirket isterse su vermektedir. İstemezse bir bahane bulup suyu sık sık kesmektedir.
Karadamlar mahalle midir, yoksa köy müdür? Mahalle ise mahalle muhtarının, köy ise köy muhtarının mecburi işlerinin en başta geleni su konusudur. Mecburi işlerini yapmayan muhtarlara, cezai müeyyideler uygulanacağına dair, 5393 sayılı Belediyeler ve 442 sayılı Köy Kanunlarında hükümler bulunmaktadır. Karadamlıların hiçbir sorunuyla ilgilenmeyen, ihtiyar heyeti üyeleriyle bir araya gelmeyen, tek başına aldığı kararları üyelere tek tek imzalatan, köy odasında toplanıp köyün ya da mahallenin sorunlarını tartışmayan muhtarı, kendinin ve akrabalarının evlerine başka bir köyden MUSKİ’ye su getirtiyor. Kendisi damdan düşmemiş ki, damdan düşenin halinden anlasın. Susuzluk çekmiyor. Zannedersem, İkizköy sınırları içinde de oturmuyor. Üstelik söz konusu şirket ile maddi ilişkiler içinde bulunmaktadır.
Ne mesai yaptığı muhtarlık makamı, ne de ihtiyar meclisi üyeleriyle haftada bir toplanacak köy odası bulunan İkizköy’ün adı, elbette sosyal medyada gündemde kalmaya devam edecektir. İkizköy’ün, 442 Sayılı yasada, yapılması mecburi işlerden sayılan hükümlerini yerine getirmeyen, devletin emirlerini köylülere tebliğ etmekten öte bir iş yapmayan, köylünün hiçbir isteğini dikkate almayan bir muhtarı var. Ama ortada köy yok. Muhtar, tıpkı toplantılara katılmamak için cenazeye gitme mazeretini uyduran amir ve memurlar gibi, ya işte (Şirkette) ya da ilçe merkezinde olduğu bahanesini dile getiriyor.
İkizköy, Muğla Büyük Şehir statüsüne geçtiği günden beri mahalle olarak değerlendirilmekte ve her türlü devlet hizmetini Milas Belediyesi’nden almaktadır. Artık İkizköy yok, İkiz Mahalle vardır. Biri Karadam, diğeri Akbelen. İkiz köyün muhtarı, köylülerin dertlerini ve isteklerini dile getirmek için yaptıkları hiçbir toplantıya katılmamaktadır. Dolayısıyla, İkizköy’ün muhtarı var, ama köylüsü yok. İkiz mahallenin ise köylüsü var, muhtarı yok. Sizce, İkizköy mahalle mi, yoksa köy mü?