15 Ocak 2021, Cuma

Türkiye, Youtube’a diz çöktürdü mü?

Bunlar da var

Boğaziçi Üniversitesi kampüslerinden açık mektup: “Prangalara İnat Her Yer Direniş Her Yer Boğaziçi”

Ben Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden Ebrar. Sizlere kucak dolusu sevgi ve selamlarımı iletiyorum. Evvela, şu zor günlerde, üniversitemizin özgür ve...

Eski su paradigmasından yeni su paradigmasına su krizi nasıl oluştu?

Ekonomik koşulların yönetimsel boyutu ile artık insanların suya erişimi hakkında temel bir takım anlayış sorunları var oluyor. Sanitasyon, su...

Hangi kitapta yazar?

İzmir depreminde gördük… Arama kurtarma ekiplerinin canla başla nasıl çalıştığını… Saatlerce uğraştıktan sonra yıkılan binanın içinden anne-baba ve çocuğunun cansız bedenini...

Küresel teknoloji devlerinden Google’ın video içerik mecrası Youtube, Türkiye’de Temmuz ayında geçirilen ve 1 Ekim 2020 itibariyle yürürlüğe giren Sosyal Medya Yasası kapsamında bir temsilcilik açacağını açıkladı. Bu açıklama kapsamında ayrıca kullanıcıların hususi verilerini ve mecradaki içeriğin ele alınışını ise şu ana dek olduğu gibi sürdüreceğini belirtti. Medyasından siyasetine her şeyiyle kutuplaşmış olan Türkiye’de, bu açıklamaya yapılan yorumlar da uçurum niteliğinde ayrıştı; “Youtube’a diz çöktürdük” diyenlerle “devlet sansürünün maşası olacak” arasında geniş bir yelpazeye yayıldı yorumlar.

Türkiye’deki internet trafiğinin yüzde 75’ini çeken dijital mecralardan biri olan Youtube, temsilci atayacağını açıkladığı blog yazısında, bir kişinin değil kurumun yetkilendirileceğini, bu kurumun da yasada bahsi geçen şekilde temel hak ve hürriyetler ilkelerine aykırı şekilde değerlendirme işlemlerini gerçekleştirmeyip, bugüne kadar süregeldiği şekilde çalışacağını belirtmişti.

Öncelikle, Youtube’un bugüne kadar yayından kaldırdığı SeyriSokak ya da KHK TV gibi eleştirel sesleri yükselten bağımsız medya mecralarını hatırlayalım… Bugün halen KHK TV’ye erişmeye çalıştığınızda “bu içerik bulunduğunuz ülkede görüntülenememektedir” ibaresiyle karşılaşıyorsunuz.

- Advertisement -

Şu ana kadar devam eden uygulamaya baktığımızda, Youtube’un Türkiye’de varlığını devam ettirebilmek için daha önce gerçekleştirdiğimiz yayınlarda Avukat Gülşah Deniz-Atalar’ın da bahsetmiş olduğu ayrıcalıklar konusu akla geliyor. Bugün için vergi diliminde bir genişlemeyi kabul ederek, fazlasıyla faal bir pazarda bulunmayı iltimas karşılığı kabul eden mecranın ise önümüzdeki süreçlerde neyle karşı karşıya kalacağı meçhul. Her ne kadar bu ayrıcalık anlaşmalarına imza atanlar “bizim koşullarımız tatmin edilmediği noktada imzamızı çekeriz” şeklinde bir noktadan yaklaşsa da, henüz bu yasal düzenlemenin olmadığı durumda muhalif sesleri kesen mecranın samimiyetinden şüphe ediyorum. Öte yandan iltiması sunan iktidarın da ne kadar süreyle süregelen uygulamaya müsamaha göstereceği belirsiz; mecraların üzerinde kesintisiz bir şekilde sallanan kılıç gibi daimi tedirginlik kaynağı bir uygulama…

DİJİTAL KORUMACILIK DEVRİ

Geçtiğimiz günlerde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bir atılım planı açıklarken Sanayileşme İcra Komitesi kuruldu. Halbuki 2020 yılında yeni kalkınma planlarının dijitalleşme olacağını beklerken, 1800’lerin terminolojisiyle sanayileşme adımlarını halen atmaya çalışan bir yapıyı görüyoruz. Açıklanan komitenin yerli ve milli teknolojileri destekleyeceği söylenirken, öncelik olarak “ulusal güvenlik” yaklaşımı ise yine piyasadan uzak, dijital dünyanın gerekliliği olan dağınık merkez ilkesini tümden yok sayarak da nitelikli büyümeyi odağına almayan bir yapı olarak göze çarpıyor.

Daha önce de defalarca belirtmiş olduğum gibi, dijital korumacılık uygulamalarının başlıca yansıması öncelikle haklar ve hürriyetler alanında olurken, çok hızlı bir şekilde e.Ticaret alanında faaliyet gösteren şirketlere ve tedarikçilere yönelir, kısa bir süre sonra da dışarıya beyin göçünü körüklemeye başlar. Avrupa’daki Dijital Tek Pazar kuruluşuna dahil olup nitelikli büyüme ile küresel pay elde etmek şöyle dursun, diğer tüm sektörlerde yapılan hataların kötü birer kopyası ile var olan potansiyeli sürekli kaybeden ve gençlerine sorulduğunda “yurtdışına yerleşmek isterim” yanıtının en yüksek oranda iktidar partisini destekleyen gençlerden geldiğini görünce, devam eden uygulamaların üstüne bu distopyanın etkilerinin tuz biber olacağını düşünüyorum.

DİĞER MECRALAR NE YAPACAK?

Youtube görünüşe göre iltimaslı bir anlaşma ile Türkiye’de bir kurumu temsilci olarak yetkilendirecek. Edindiği ayrıcalıklar kapsamında benim şahsi öngörüm, 24 Nisan 2020’de Gelir İdaresi Başkanlığı gelir uzmanları İhsan Durlanık ve Naci Yıldırım’ın açıklamış olduğu üzere video mecrasına içerik üreten kişilerin tamamı gelir vergisi ödeyecek, ve bunu yaparken de kimin ne kadar gelir elde ettiği verisini Youtube sağlamak zorunda kalacak.

Kazancın vergilendirilmesi konusu ayrı bir başlık fakat mecralarla görüşmelerde “yasanın ekonomik etkisinin bir önemi yok” açıklamasını yapan yetkililerin işi nereye vardırabileceğinin sonu yok. Böylesi bir ortamda dünyanın her yerinde birbiriyle rekabet halindeki sosyal medya mecraları, benzer adımlar atabilir. Facebook ve Twitter da -belki farklı koşullarla- iltimas edinerek zorlayıcı yasanın gerekliliklerinin bir kısmını yerine getirebilir. Fakat mutlaka hatırlanması gereken bir konu var; bu tür zorlayıcı yasalarla hürriyet-karşıtı uygulamalarına maşa olacak mecra arayan idareler nihayet suçu mecralara yıkar.

Elbette, haklar ve hürriyetlerin muhafazasını sağlamak adına yurttaşlar küresel düzeyde faaliyet gösteren şirketlere bel bağlayamaz…

YASALAŞMA SÜRECİ

Temmuz 2020’de, iktidardaki AKP -aylarca deprem ve koronavirüs salgını ile ilgili geçirilen düzenlemelere ekleme yapma girişimlerinde bulunup başarısız olduktan sonra- nihayet apar topar Sosyal Medya Yasa Tasarısı’nı meclise getirmiş, toplumsal bilgilendirmeyi geçtim, hem iktidar hem muhalefet milletvekillerinin konuyu tamamen anlamasına olanak bile vermeden oylama aşamasını rekor bir sürede tamamlayarak “yangından harddisk kaçırır gibi” yepyeni bir yasayı yürürlüğe almıştı.

1 Ekim 2020 itibariyle yürürlüğe giren yasa kapsamında, sosyal ağ sağlayıcısı olarak tanımlanan ve yoğunluklu olarak sosyal medya mecralarını kapsayan kurumların veri merkezlerini Türkiye’ye taşıması, Türkiye’den bu mecralara erişen kişilerin hususi verilerini sınırlar içinde tutması ve ayrıca içerik kaldırma taleplerine hızlı şekilde dönüş yapması sorumlulukları yüklenmişti. Bu yeni düzenlemeye uyum sağlamayan mecralara Ekim ve Kasım aylarında ilk seferinde 10 milyon TL ikinci seferinde ise 30 milyon TL olmak üzere 40’ar milyon liralık cezalar kesildi.

Son kesilen cezanın ardından yalnızca günler geçtikten sonra, Google’ın video mecrası Youtube Türkiye’de bir temsilcilik açacağını duyurdu. Bu açıklama, yasanın yaptırımlar kısmında sayılan ve Ocak 2021’de açıklanması beklenen reklam yasağı ve önümüzdeki aylar için beklenen bant genişliğinin yüzde 50 ve ardından yüzde 90 daraltılarak, pratikte mecralara erişimin engellenmesinden hemen önce geldi.

Daha önce çokça bu yasanın olumsuz etkilerinden bahsetmiştik; dijital haklar ve hürriyetler alanında gerici bir yasa ile, küresel teknoloji devlerini zorlayarak ülkeye hantal yatırım yapmaya mecbur etmeye çalışmak, kabul eden şirketlerin devlet sansürünün maşası olmasına sevkedecek taleplerde bulunmak ve kabul etmeyenlere de “Dijital Çin Seddi” benzeri bir kısıtlama ile erişimi engellemek ülkenin dijital potansiyeline ket vururken aynı zamanda itibarı yerle bir edecek bir adım diye belirtmiştik.

YASANIN GEÇMİŞİ

Veri yerelleştirme temeline dayalı, Çin, Rusya, İran ve bir takım diğer ülkenin hakları ve hürriyetleri kısıtlayıcı uygulamaları benzeri şekilde oluşturulmuş olan yasa, Temmuz ayında apar topar geçirilmesine rağmen aslında çok yeni bir girişim değil Türkiye’de. Geçtiğimiz yıl Rekabet Kurumu’nun Google’a vermiş olduğu 94,5 milyon liralık yaptırımlar mektubu nihayetinde teknoloji devi her ne kadar Türkiye’de faaliyet gösteren android işletim sistemli cihazlara desteğini keseceğini açıklamış olsa da nihayetinde Türk Telekom ile yerli sunucu anlaşması imzalamıştı. Henüz yasal düzenlemesi olmayan durum aslında bir yıl önce faal haldeydi.

2007 yılında tüm dünyada fazlasıyla ses getiren “Youtube yasakçısı ülke” unvanı almamızı sağlayan kısıtlamalar, uzun bir süre boyunca popülist söylemlerle desteklenmeye çalışılmış, fakat altında yatan neden Youtube’un Türkiye’ye neden vergi ödemediğinin sorulması üzerine ortaya çıkmıştı.

10 yıldan bu yana dünyanın dijital devlerini daha fazla vergi kapsamına alarak yapılan iletişim yatırımlarının karşılığının geri kazanılması için atılan adımlara ek, son haliyle geçirilen yasa iktidara “internet üzerinde nelerin olup nelerin olmayacağına karar verme” yetkisi de tanıyor. Geçtiğimiz yıl küresel düzeyde, çoğunluğu içerik üreticisi kullanıcılarla paylaşılan, toplam 15.5 milyar dolarlık reklam geliri elde eden mecra, bu durumda Türkiye’de bu gelirlerin bir kısmından daha feragat edecek… Bunu yaparken ise nelerden taviz vereceği merak konusu.

Bugüne kadar çıkarılmış diğer yasalarda da olduğu gibi, düzenlemenin yazım şekli Türkiye’deki uygulamanın muhalif sesleri bastırmak, basın özgürlüğünü ve ifade hürriyetini hedef almak adına kullanılacağı şüphelerini doğuruyor. Henüz yasa geçer geçmez Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan bağımsız haber merkezlerine gönderilen haber kaldırma emirleri de bu şüpheleri destekler nitelikte.

ŞİMDİ NE OLACAK?

20 yıla yakındır devam eden uygulamada her ne kadar iktidar dilediği şekilde tüm yasal düzlemi eğip bükebiliyor olsa da, bu alanda hızla yapılması gereken mevcut muhalefet partileri -ve belki siyasi parti olmayan oluşumların ve sivil toplum kuruluşlarının- alternatifleri değerlendirerek, nitelikli bir Dijital Haklar & Hürriyetler Yasa Tasarısı hazırlayıp, topluma haklarını koruyabilmeleri adına bilgilendirici faaliyetlerde bulunmasıdır. Geçtiğimiz hafta DEVA Partisi, “5 H İnternet Politikası” adlı bir duyuru açıkladı, umuyorum ki yakın zamanda diğer partiler de internet politikalarına dair çalışmalarını açıklar.

Şu ana kadar gelen süreçte maalesef bu alanın en faal olması gereken kişileri bile “ben artık bu işten çok sıkıldım” diyerek bunaldığını belirttiği bir ortamda bunu yapmak oldukça zor; fakat birey olarak siz hakkınızı korumadığınız sürece kimsenin sizi korumasına güvenme lüksünüz bulunmuyor.

 

Gürkan Özturan

Manşet

ABD’de ‘çocuk istismarı’ndan tutuklandığı ortaya çıkan Abdüssamed Köse istifa etti

Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölüm başkanı Doç. Dr. Abdüssamed Köse’nin ABD’nin Teksas eyaletinde bir “çocuğa istismar” suçundan tutuklandığı...

Çok Okunanlar

Meteoroloji’den yoğun kar yağışı uyarısı

Meteoroloji, birçok il için yoğun kar yağışı uyarısında bulundu. Meteoroloji'nin İstanbul uyarısında ise kentin yarın öğle saatlerinden sonra yağmurlu, zamanla karla karışık yağmurlu ve...

Davutoğlu’ndan Özdağ açıklaması: “Sorumlusu Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Selçuk Özdağ'a yapılan silahlı saldırıyla ilişkin açıklama yaptı. Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı...

İSKİ, İstanbul’daki barajların son durumunu açıkladı

İSKİ, kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranının bugün itibarıyla yüzde 28,03 olduğunu duyurdu. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) İstanbul'daki baraj doluluk oranlarını açıkladı. İSKİ'nin...

AKP’li isimlerin tepki çeken aşı sohbeti: “Teşkilata 30 bin aşı yeter mi?”

AKP MKYK üyelerinin Erdoğan ile birlikte aşı olmalarına tepkiler sürerken, iki AKP’li ismin Twitter üzerinden girdikleri diyalog şüpheleri ve tepkileri artırdı. Koronavirüs (Covid-19) salgını ile...

Son Haberler

Whatsapp’tan gizlilik sözleşmesi açıklaması: 8 Şubat’ta kimsenin hesabı askıya alınmayacak

WhatsApp, yeni gizlilik sözleşmesiyle ilgili yeni açıklama yaptı. Açıklamada "8 Şubat'ta hiç kimsenin hesabı askıya alınmayacak veya silinmeyecek" denildi. WhatsApp, yeni gizlilik sözleşmesiyle ilgili yeni...

ABD’de ‘çocuk istismarı’ndan tutuklandığı ortaya çıkan Abdüssamed Köse istifa etti

Marmara Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölüm başkanı Doç. Dr. Abdüssamed Köse’nin ABD’nin Teksas eyaletinde bir “çocuğa istismar” suçundan tutuklandığı ortaya çıktı. Durumun ardından açıklama...

Gelecek Partisi: Saldırı faillerini bulup adalete teslim edin

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ'a yapılan saldırıyla ilişkin açıklama yapan parti yönetimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Bahçeli’ye çağrıda bulundu. Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk...

Prof. Dr. Naci Görür’den deprem açıklaması

Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, Kuşadası Körfezi'nde meydana gelen 4.0 büyüklüğündeki depremle ilgili sosyal medyadan açıklamalarda bulundu. Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, Kuşadası...

Buna Benzer