Kurtulmuş: CHP Genel Başkanı partisinin grup toplantısında konuşma yapabilir
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Finlandiya ve İsveç ülkelerine gerçekleştirdiği resmi ziyaretlerin dönüşünde basın mensuplarının gündeme dair sorularını yanıtlayarak değerlendirmelerde bulundu.
Kurtulmuş, 28-29 Haziran tarihlerinde İstanbul kentinde düzenlenmesi planlanan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Parlamenter Zirvesi'ne yönelik katılımlar hakkında bilgi verdi. Ülkelerin meclis başkanlarının tamamının henüz katılım teyidi vermediğini söyleyen Kurtulmuş, buna karşın 20'nin üzerinde meclis başkanının zirveye katılacağını bildirdiğini aktardı. İsveç Kralı Carl XVI. Gustaf ile yaptığı görüşmeye dair bir soruya yanıt veren Kurtulmuş, oldukça samimi bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirtti. Görüşmenin yaklaşık 40 dakika sürdüğünü ifade eden Kurtulmuş, bu sürenin Türkiye'ye verilen önemi gösterdiğini kaydetti. Kurtulmuş, görüşmede hem ikili ilişkileri hem bölgesel konuları hem Avrupa’nın geleceğiyle ilgili konuları hem de dünyanın geleceğiyle ilgili konuları, özellikle Birleşmiş Milletler'in fonksiyonsuz hale gelmesi gibi başlıkları değerlendirdiklerini ve büyük oranda müşterek fikirlere sahip olduklarını gördüğünü söyledi.
GENİŞLEMEYİ DÜŞÜNDÜKLERİNDE İLK GÖRECEKLERİ YER TÜRKİYE
Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb'ın Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyelik süreciyle ilgili yaptığı açıklamaların sorulması üzerine Kurtulmuş şu değerlendirmeyi yaptı:
"Trump'ın ikinci dönemine başlamasıyla birlikte Avrupa ile Amerika arasında, Avrupa'nın güvenliği konusunda ciddi ihtilafların ortaya çıktığı aşikâr. Dolayısıyla yeni perspektiflere ihtiyaç var. Aynı tezleri tekrarlamanın bir anlamı yok. Bunları çok net şekilde, açıklıkla söylüyoruz. Burada Avrupa'nın 'Biz bize yeteriz' deme lüksü kalmamıştır. Avrupa'nın içine kapanma lüksü de kalmamıştır. Avrupa içerisindeki bütün ırkçılık, İslam karşıtlığı, yabancı düşmanlığı gibi Avrupa siyasetini rotasından çıkaran gelişmelere rağmen AB mutlaka genişleyerek kendisini korumak mecburiyetindedir. Genişlemeyi düşündükleri zaman ilk görecekleri yer Türkiye'dir. Finlandiya'da Cumhurbaşkanı Stubb'ın bunu da açıklıkla kabul ettiğini ve etrafına anlatmaya başladığını da gördüm."
Türkiye'nin geleceğine yönelik yöneltilen bir soruya cevap veren Kurtulmuş, ülkenin doğru bir istikamette ilerleme kaydettiğini belirtti. Kurtulmuş şu ifadeleri kullandı:
"Bu kadar büyük türbülansların yaşandığı bir dönemde inşallah siyasi istikrarimizi, bütünlüğümüzü koruyarak, kendi problem alanlarımızı hızla çözmeyi başararak yolumuza devam edersek Türkiye çok iyi bir ivme yakalamıştır. Bu ivmeyi de inşallah yukarıya doğru sürdürebilecek güce, potansiyele sahiptir. Savunma sanayii başta birçok yüksek teknoloji alanında Türkiye önemli bir merkez haline geliyor. Uluslararası çatışma çözümlerinde sözüne itibar edilir, ciddi bir arabulucu ülke konumunu güçlendiriyor. Bölgesindeki ve dünyadaki many çatışmaya yeni, barışçıl görüşler ve perspektifler geliştirebilmeyi başarabiliyor. Sözü, geçmişe göre daha itibarlı bir ülke konumundayız. Ümit ederim ki bu istikamette devam edersek daha etkili bir ülke olacağız."
CHP'NİN İÇERİSİNDEKİ ÇELİŞKİYİ ÜZÜLEREK TAKİP EDİYORUM
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Meclis'te grup toplantısı düzenleyeceğine yönelik yapılan açıklamaların hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, konuyu üzülerek takip ettiğini ifade etti. Meclis Başkanı olarak bu süreçlerin tarafı olmamaya ilk andan itibaren büyük özen gösterdiğini dile getiren Kurtulmuş, sözlerini dikkatli seçtiğini ve fazla konuşmadığını belirtti. Meclis Başkanlığının bu durumlarda Meclis İçtüzüğü ve partilerin grup iç yönetmelikleriyle sınırlı olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, oradan iletilecek yazılara göre karar almak durumunda olduklarını kaydetti.
Kurtulmuş, değerlendirmesinde şu sözleri kaydetti:
"Ben CHP'nin içerisindeki çelişkiyi açıkçası üzülerek takip ettiğimi ifade etmek isterim. Meclis Başkanı olarak da içlerindeki bu konuların tarafı olmamaya büyük özen gösteriyorum ilk andan itibaren. Dikkat ederseniz fazla konuşmuyorum, sözlerimi de son derece dikkatli seçmeye çalışıyorum. Nihayetinde TBMM Başkanlığı, bu konularda Meclis İçtüzüğü ve partilerin grup iç yönetmelikleriyle sınırlıdır. Oradan gelecek yazılara göre biz kararlarımızı almak durumundayız. Ortada CHP Genel Merkezi ve CHP Grup Başkanlığı tarafından gelmiş yazılar var. CHP Meclis Grup Başkanvekillerinin imzasıyla Grup Başkanı olarak geçen hafta Sayın Özel grup toplantısı yaptı. Aynı şekilde önümüzdeki yasal mevzuat çok açıktır ki Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı ya da herhangi bir partinin genel başkanı da kendi partisinin grup toplantısında konuşma yapabilir, bunu önleyecek hiçbir madde yok. Dolayısıyla biz buna göre hareket etmek durumundayız. Geçmişte benzer bir uygulamaya şahit olmuşuz. Sayın Murat Karayalçın, Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı ama milletvekili değil. Sayın Karayalçın’a rağmen Aydın Güven Gürkan Meclis Grup Başkanı olarak seçiliyor. Bu konuyla ilgili nasıl hareket edileceğine ilişkin o zamanki TBMM Başkanı rahmetli Cindoruk'a soruluyor. Cindoruk da biz 'Meclis Başkanlığı olarak bir partinin iç işlerinde taraf değiliz' diye çok açık bir şekilde konumunu belli ediyor ve orada hem grup başkanlığından gelen yazıyı kabul ediyor hem de o zamanki Sayın Genel Başkan Murat Karayalçın Meclis grubunda konuşma yapıyor. Meclis Başkanlığı açısından konu dün de açıktı, bugün de açıktır. Çok az sayıda da olsa bazı siyasi yorumcular, Meclis Başkanlığını bu konunun tarafı yapmaya kalkmasınlar. Bu meselenin çözüm yeri Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurumsal kimliğidir. Burada Meclis Başkanlığı olarak bizim mevzuat, kanunlar, kararlar çerçevesinde bir katkımız olacaksa samimiyetle CHP'nin kendi meselesini halletmesi için destek olmaya hazırız."
Kurtulmuş, "Bir yazı göndermiştiniz, bir yanıt geldi mi" şeklindeki soruya, TBMM Genel Sekreterliği ile yazışmaların yapıldığını, bu süreci yurt dışı resmi ziyaretleri sırasında takip ettiğini ifade etti. Gelen yazıların detaylarına bakmaya devam edeceklerini söyleyen Kurtulmuş, yasal çerçevede mevzuat açısından durumun özetlediği gibi olduğunu dile getirdi. Kendisine yönelik yapılan eleştiriler hakkında ise Kurtulmuş, siyasette eleştirinin doğal olduğunu belirterek, Meclis Başkanlığının gündelik siyasetin, politik polemiklerin ya da siyasi magazinin gündemi olmaması için büyük özen gösterdiğini söyledi ve gazeteciler ile yorumculardan hassasiyet beklediğini vurguladı.
BEN NE YAPACAĞIMI DA YAPMAYACAĞIMI DA GAYET İYİ BİLİYORUM
Televizyon programlarında kullanılan "Kapıyı kapatabilir mi Meclis Başkanlığı" şeklindeki ifadelerin sorulması üzerine Kurtulmuş şu yanıtı verdi:
"Ben ne yapacağımı da yapmayacağımı da gayet iyi biliyorum. Meclis İçtüzüğü'nün ve partilerin grup iç yönetmeliklerinin hangi yetkileri verdiğinin farkındayım. Bu anlamda Meclis iç mevzuatı bakımından söylüyorum, herhangi bir partinin Meclis'teki iç işleyişiyle ilgili TBMM Başkanlığına bırakılmış bir inisiyatif yoktur."
HAYIRLI İŞTE ACELE ETMEMEK LAZIM
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan'ın "Yeni yasa taslağı" açıklamaları hatırlatılarak yöneltilen, sürecin ne zaman netleşeceği ve silah bırakma hususunda Meclis'in adım atıp atmayacağı soruları üzerine Kurtulmuş şu şekilde konuştu:
"Yaklaşık yedi aylık bir çalışma, 21 toplantının sonucunda oluşmuş, çok derin tartışmalarla ortaya çıkmış bir rapor var, esasında bir ittifak var. O raporun önemli başlıklarından birisi de altıncı ve yedinci bölümler. İlki terör örgütünün silahları bırakmasıyla birlikte yapılacak olan yasal düzenlemeler, yedinci bölümde de genel olarak demokratikleşmeyle ilgili yasal adımlar konusunda siyasi partilerin mutabakatı var. Dolayısıyla bu yeni bir durum değil. Bu mutabakatın gereğinin yapılması lazım. Benim de şahsi kanaatim, demir tavında dövülür diye bir tabirimiz var. Mesele bu noktaya gelmişken, bölgesel şartlar ve Türkiye'nin siyasi dengeleri de fevkalade olumlu bir atmosfer oluşturuyorken, bu adımların atılması lazım ki kimseye mazeret kapısı açık bırakılmasın. Raporun en kritik noktalarından birisi, everyone'ın ittifakla kabul ettiği, 'kritik eşik' tanımlamasıdır. Raporun kritik eşiği olarak da örgütün silahlarını bıraktığı, kendisini tasfiye ettiğinin güvenlik birimlerince ölçülebilir, denetlenebilir bir şekilde ortaya konulması ve hatta orada kurulacak olan bir mekanizmanın zaman zaman TBMM'ye de bilgi vermesi... Bunların hepsi raporumuzda kabul edilen konular. Burada sorumluluk ilgili güvenlik birimlerindedir. Onlar 'Evet, bu konularda yeterli adımlar atıldı. Türkiye'nin terörden kurtulması ve terör riskinin ortadan kalktığını gösteren, yeterli ölçülebilir emareler vardır' derse bu süreç hızlanır. Hayırlı işte acele etmek lazım."
Kurtulmuş, sürecin nerede duraksadığı ve örgütün silah bırakıp bırakmadığı yönündeki soruya karşılık, Süleymaniye kentinde silahların yakılmasının sembolik fakat değerli olduğunu daha önce de belirttiğini hatırlattı.
Kurtulmuş, duraksama nedenine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Eğer ondan sonra örgüt, üzerine düşen sorumlulukları hızlı bir şekilde yerine getirmeye devam etseydi, zaten bu iş çoktan bitmişti, yasal düzenlemelerin hepsi yapılmış olurdu. Dolayısıyla burada silahların bırakılması, teslimi konusunda İmralı'nın iradesinin dışında da ciddi bir gecikme olduğunu görüyoruz. Ümit ederim ki buradaki gecikme bir an evvel kaldırılır. Direnç varsa, örgüt bu direncini artık tamamen kaldırır ve adımlar atılır."
Karşı taraftan bir talep veya beklenti olup olmadığı yönündeki soruya ise Kurtulmuş, Cumhurbaşkanından başlayarak alt kademelere kadar çok sağlam bir iradenin bulunduğunu söyledi. Siyasetin üzerine düşen görevi yerine getirdiğini ve raporun ortaya konulduğunu belirten Kurtulmuş, yapılacak yasalara dair detayların raporda yer aldığını, artık silahların bırakılması konusunun gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
NEYİ KASTETTİ, KİMİ KASTETTİ BİLMEM
Kemal Kılıçdaroğlu'nun son günlerdeki açıklamalarında kendi partisinden bir ismi FETÖ ile ilişkilendirmesi ve eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını işaret ettiğine yönelik yorumların sorulması üzerine Kurtulmuş şu değerlendirmede bulundu:
"Hayatım boyunca başka bir siyasinin söylediği şeyi yorumlamadım; neyi kastetti, kimi kastetti bilmem. Ama benim bildiğim bir şey var. 15 Temmuz'daki darbe girişiminin üzerinden bu sene 10 yıl geçmiş olacak. 10 sene geçmiş olmasına rağmen FETÖ'nün artıklarının birtakım yerlerde, birtakım köşelerde sinsi sinsi varlıklarını sürdürdükleri hatta el altından birtakım örgütlenmelere devam etmeleri muhtemeldir. Bu konuda da devlet kurumları büyük bir titizlikle, dikkatle meselenin üstüne gidiyor. Bildiğiniz gibi zaman zaman yapılan operasyonlarla FETÖ'nün artıkları ayıklanmaya çalışılıyor. Yani FETÖ diye bahsettiğimiz örgüt, diğer tüm örgütlerden farklı bir yapı. Elle tutamadığınız bir örgüt. 15 Temmuz'dan önce de tanımlamıştım, 'Duman gibi bir şey. Yakaladım zannettiğiniz yerde kaçıyor.' Dolayısıyla buna karşı Türkiye Cumhuriyeti Devleti, büyük bir devlet aklıyla ve kararlılıkla mücadele ediyor. Bu herhangi bir siyasi partinin, herhangi bir siyasi görüşün mücadelesi değil, Türkiye'nin tamamının ortak mücadelesi olarak görülmelidir."
Sosyal medya düzenlemesine ilişkin bir teklifin gündeme gelip gelmeyeceği yönündeki soruya ise Kurtulmuş, medya olarak tüm siyasi gruplar üzerinde bu fikrin olgunlaştırılması durumunda neye ihtiyaç varsa o yasanın çıkarılmasının mümkün olduğunu ve Meclis'in bunu yapabileceğini söyleyerek sözlerini tamamladı.