Mahmut Arıkan: Mutlak butlan tartışmasını hukuk meselesi olarak görmemiz mümkün değil

Çetin Yılmaz 3 Haziran 2026
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, mutlak butlan tartışmalarının ekonomik politikalardan bağımsız ele alınamayacağını belirterek, siyasette ve sistemde topyekün bir arınma gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Arıkan, temmuz ayındaki NATO Ankara Zirvesi'ne de değindi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi'nin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki (TBMM) haftalık grup toplantısında gerçekleştirdiği konuşmada; ekonomik politikalar, siyasette arınma çağrıları, yeni anayasa süreci ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Ankara Zirvesi başta olmak üzere gündemdeki çeşitli konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Konuşmasına geride kalan bayram dönemine değinerek başlayan Genel Başkan Mahmut Arıkan, bayramların kırgınlıkların giderildiği, gönüllerin yumuşadığı ve milletçe birbirimize daha fazla yaklaştığımız zamanlar olduğunu ifade etti. Fakat bayramı geride bırakırken Türkiye’nin önünde hala ağır meselelerin durduğunun görüldüğünü dile getiren Arıkan; vatandaşların geçim derdiyle boğuştuğunu, gençlerin geleceklerinden endişe duyduğunu, emeklilerin hayatını sürdürebilmenin hesabını yaptığını, esnafın çalışmasına rağmen kazanamadığını ve çiftçinin üreterek emeğinin karşılığını alamadığını belirtti.

Türkiye'nin aynı zamanda hukuk ve demokrasi bakımından da ciddi bir sınavdan geçtiğini söyleyen Arıkan, siyasetin asli görevinin ortak meseleleri konuşabilmek ve çözüm üretebilmek olduğunu ifade etti. Son dönemde yaşanan siyasi gelişmelere değinen Arıkan, Türkiye'nin en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden birinin siyasetin normalleşmesi olduğunu kaydetti. Normalleşmenin tarafların aynı düşünmesi anlamına gelmediğini ifade eden Arıkan, "Normalleşme, iktidarın ve muhalefetin birbirine benzemesi de değildir. Farklı fikirlerin, farklı projelerin, farklı dünya görüşlerinin demokratik zeminde konuşulabilmesidir. Ama bugün maalesef ülkemizde anormal bir süreç yaşanıyor" dedi.

MUTLAK BUTLAN TARTIŞMASINI EKONOMİK POLİTİKALARDAN AZADE YALNIZCA HUKUK MESELESİ OLARAK GÖRMEMİZ MÜMKÜN DEĞİL

Anormal süreci uzun uzun konuşabileceklerini, detaylı analizler ve birçok durum tespiti de yapabileceklerini belirten Arıkan, bugün bu kürsüden ne yaşıyoruz sorusuna değil, niçin yaşıyoruz sorusuna cevap arayacaklarını kaydetti. Bütün bu süreçlerin niçin yaşandığını ve yaşanmaya devam ettiğini sorgulayan Arıkan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Bütün bu süreçleri niçin yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz? Bu mesele, yalnızca hukuk ya da siyaset meselesi değildir. Türkiye, büyük döviz krizleri ve tıkanmalar sonrasında üç kez yapısal dönüşüm geçirdi. 1950'lerin sonunda, 1980'lerin başında ve 2000’lerin başında bu dönüşümler yaşandı. Her seferinde ekonomik düzen yeniden kuruldu. Hem toplumsal ilişkiler hem siyasal alan yeniden şekillendirildi. Bugün yaşadığımız yüksek enflasyon, yüksek faiz ve dış finansman ihtiyacı mevcut büyüme modelinin tıkanmışlığını işaret etmektedir. Hukukun bu kadar aşınması, yargının siyasallaşması, demokratik alanın daralması aynı tıkanmışlığın sonucudur. Bugün mutlak butlan tartışmasını izlenilen ekonomik politikalardan azade yalnızca bir hukuk meselesi olarak görmemiz mümkün değildir. Ekonomideki tıkanma ile siyasetteki anormal, aynı yapısal krizin farklı görünümleridir"

BELEDİYELERİN DEĞİL, BAKANLIKLARIN DA ARINMASI LAZIM

Siyasette arınma tartışmalarına değinen Arıkan, sadece belli bir kesimin arınmasının yetmeyeceğini, topyekün siyasetin ve topyekün bu sistemin arınması gerektiğini ifade etti. Siyasetin üzerine çöken kirli gölgeyi, menfaat ilişkilerini ve liyakatsiz kadrolaşmaları kökünden kazımadan bu ülkeye huzur getirilemeyeceğini belirten Arıkan, mesele arınmaysa sadece belediyelerin arınmasının yetmeyeceğini, bakanlıkların da arınmasının şart olduğunu dile getirdi.

Devletin en mahrem ve en kritik makamlarının ihale baronlarından, akraba kayırmacılığından temizlenmesinin şart olduğunu söyleyen Arıkan, bürokrasinin de arınması gerektiğini kaydetti. Vatandaşa tepeden bakan, devleti kendi mülkü sanan, liyakati değil sadakati ölçü alan o hantal ve kirli anlayışın bürokrasiden sökülüp atılmasının şart olduğunu belirten Arıkan, en önemlisi olarak yargının arınması gerektiğini vurguladı. Adaletin mülkün temeli olmaktan çıkarılıp güçlünün kalkanı haline getirildiği bir düzende arınmadan bahsedilemeyeceğini ifade eden Arıkan, cübbesine düğme dikenlerin ve talimatla karar verenlerin o yüce mahkemelerden arınmasının bu ülkenin geleceğinin en büyük teminatı olduğunu söyledi. Medyanın, iş dünyasının, gazeteciden siyasetçiye tüm kamunun arınmasının şart olduğunu ekleyen Arıkan, "benden olan temiz, benden olmayan kirli" diyen o ikiyüzlü siyaseti reddettiklerini ve eğer bu ülkede bir temizlik başlayacaksa, samimi bir arınma olacaksa bunun tepeden tırnağa olması gerektiğini belirtti.

MEVCUT İKTİDAR, HESAP SORMAYAN BİR MUHALEFET İSTİYOR

Türkiye'de muhalefet sorunu değil, iktidar sorunu olduğunu söyleyen Arıkan, mevcut iktidarın risksiz, tehlikesiz ve emir kulu bir muhalefet aradığını ifade etti. İktidarın itiraz etmeyen, sorgulamayan ve hesap sormayan, yani dekor vazifesi yapan bir muhalefet istediğini belirten Arıkan, bunun nedeninin iktidarda kalabilmek için daha yapacak çok işlerinin bulunması olduğunu kaydetti. Ortalığın toz duman olmasının sebebinin bu durum olduğunu dile getiren Arıkan, siyasette hiçbir büyük gürültünün sebepsiz yere çıkmayacağını unutmamak gerektiğini belirten Arıkan, burada sorulması gereken asıl sorunun gündemi neyin belirlediği değil, hangi konuların gündemden düşürüldüğü olduğunu vurguladı.

YENİ ANAYASA'YA KARŞI DEĞİLİZ ANCAK...

Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin konuşan Arıkan, sürecin Türkiye’nin önüne olağanüstü bir hızla getirileceği anlaşılan yeni anayasa sürecinden bağımsız okunamayacağını ifade etti. Türkiye'nin adım adım yeni bir siyasi zemine hazırlanırken, toplumun dikkatinin siyasi operasyon iddiaları, yargı süreçleri ve peş peşe gelen kriz başlıkları ile başka alanlara yönlendirildiğini belirten Arıkan, yeni anayasayı bu kadar acil kılan unsurların ne olduğunu sordu. Yeni anayasaya karşı olmadıklarını ancak anayasanın sıradan bir metin olmadığını ifade eden Arıkan, anayasanın bir milletin geleceğini belirleyen ana irade olduğunu, millet adına yazılacak hiçbir gelecek metninin bu siyasi fırtınaların arasında, bu toz bulutlarının içinde ve cevapsız soruların gölgesinde hazırlanamayacağını vurguladı.

Meselenin keşke sadece iç siyaset meselesi olmasını dilediğini belirten Arıkan, dünyanın bu yeni döneminde artık hiçbir siyasi dönüşümün sadece bir ülkenin iç meselesi olarak okunmadığını söyledi. Bugün yaşanan tartışmaların sadece bir parti meselesi, sadece bir anayasa meselesi veya sadece bir iktidar-muhalefet çekişmesi olmadığını ifade eden Arıkan, meselenin dünyanın yeniden şekillendiği, güç merkezlerinin yeni dengeler kurduğu, sınırların ve nüfuz alanlarının yeniden tartışıldığı bir dönemde Türkiye'nin hangi siyasi, hukuki ve jeopolitik hatta konumlandırılacağı olduğunu belirtti. Meseleyi Türkiye'nin hangi istikamete yöneleceği, hangi medeniyet tasavvuruyla geleceğe yürüyeceği ve eylem planlarının kimler tarafından, hangi amaçlarla hazırlandığı şeklinde özetleyen Arıkan, bugün devletlerin kaderinin artık yalnızca sandıklarla, seçimlerle veya anayasa metinleriyle belirlenmediğini, yazılan her siyasi metnin, çizilen her yeni yol haritasının ve kurulan her yeni denklemin arkasında daha büyük bir güç mücadelesi olduğunu kaydetti.

ANKARA ZİRVESİ, İSRAİL AÇISINDAN SONUN BAŞLANGICI OLMALI

Temmuz ayında Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne de değinen Arıkan, zirvenin Türkiye açısından önemli bir sınav olacağını söyledi. İsrail'in NATO üyesi olmamasına rağmen yıllar içerisinde örgütün güvenlik mimarisi içerisinde yer aldığını ifade eden Arıkan, Türkiye'nin bu konuda açık tavır alması gerektiğini belirtti. Ankara'da yapılacak görüşmelere ilişkin konuşan Arıkan, "Ankara Zirvesi sıradan bir zirve olmamalıdır. Ankara Zirvesi İsrail açısından sonun başlangıcı olmalıdır. İsrail dışlanmalıdır" dedi.

Saadet Partisi'nin siyasi tutumuna ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Arıkan, partilerinin tarafının net olduğunu söyledi. Zulüm ve haksızlıklar karşısında haktan ve adaletten yana olduklarını belirten Arıkan, ehliyet ve liyakatten yana saf tuttuklarını, kamu kaynaklarının israf edilmesine ve yolsuzlukların üzerinin örtülmesine karşı çıktıklarını vurguladı. Toplumun farklı kesimlerine birlikte mücadele çağrısında bulunan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gelir dağılımında, vergilendirmede, ücretlendirmede ve yargıda adalet isteyen herkesi birlikte yol yürümeye davet etti.

" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }