46 gazetecinin sanık durumunda olduğu, 9 yılı aşkındır devam eden “KCK Basın” davasının duruşması Haziran ayına ertelendi.

46 gazeteci ve medya çalışanın yargılandığı 9 yıldır devam eden “KCK Basın davası”nın 21’inci duruşması, Çağlayan’da bulunan İstanbul 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.  Duruşma 22 Haziran’a ertelendi.
MA’nın haberine göre yargılanan gazetecilerin katılmadığı duruşmada, avukatlar hazır bulundu. Duruşmada savcı dosyadaki eksik hususların giderilmesini istedi.Ardından söz alan avukat Özcan Kılıç, önceki duruşmada Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İbrahim Karakaş’tan elde edilen ve delil olarak belirtilen belgelerin dosyaya konulması ile Mikail Barut ve Şerafettin Sumeli ile ilgili olarak gelen evrakta da aleyhe olan hususları kabul etmediklerini söyledi. Ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesi için duruşmayı 22 Haziran’a erteledi.

“BUGÜKÜ YARGILAMALARA BAKARSAK ÇOK CİDDİ ZIT BİR DURUM ORTAYA ÇIKIYOR”

KCK Basın Davasında gazetecilerin avukatı Özcan Kılıç ise kararı dokuz8HABER’den Fatoş Erdoğan’a şu şekilde değerlendirdi:
“Bundan iki gün önce Cumhurbaşkanlığı tarafından İnsan hakları eylem planı adı altında bir belge yada açıklama yayınlandı. Oradan bakıldığında bugünkü yargılamalara bakarsak çok ciddi, taban tabana zıt bir durum ortaya çıkıyor. Hatta traji-komik bir durum ortaya çıkıyor. İki gün önceki açıklamaya bakarsanız ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü hatta internetle ilgili özgürlüklerin bile bu ülkede artık var olduğu iddia edilirken bugün biz sabah 9.30-10 arası 51 gazeteci ve yazarın ayrı ayrı yargılandığı dosyalarda duruşmalara katıldık. Bu bir komedi çünkü bu davalarda yargılanan Can Dündar, Hatip Dicle yazar olarak, İnan Kızılkaya, Hüseyin Aykol yargılanan diğer bir çok kişi gazetecilik yaptı. Bu insanlar terör örgütü faaliyeti adı altında veya 301’ci maddeden işte devlete hakaret ettiniz, emniyet güçlerini rencide ettiniz şeklinde yargılanmaları hakikaten kabul edilebilir değil. Bir gün içinde sadece İstanbul’da bu yargılama yapıldı. Yukarıda başka bir dosyada Hayko Bağdat’ında duruşması görüldü. Dolayısıyla çok fazla söylenecek çok fazla bir şey yok durumda.”

“ARTIK İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ HATTA SÖZ SÖYLEME ÖZGÜRLÜĞÜ TEHDİT ALTINDA”

“Artık ifade özgürlüğü hatta söz söyleme özgürlüğü bu ülkede tehlike altında. Gazeteciler ifade özgürlüğünün somut temsilcileridir. Bizim söylediklerimizi, derdimizi, tasamızı, düşüncelerimizi topluma yansıtan insanlar bu baskı altında gazeteciler haber yapmaya çalışıyor. Mesleklerini özgürce yaptıkları anda ifadeye çağrılıyor, evi basılıyor, gözaltına alınıyor. Haberinin niyeti sorgulanıyor. Bu haberi niye yaptın bu haberde neyi kastettin. Ben 40 yıldır ifade özgürlüğü ve basın davalarına giriyorum bu aşamaya geleceğini tahmin etmiyordum.”

“TEK UMUDUM GAZETECİLERİN OTO-SANSÜRÜ AŞMASI”

“Devlet güvenlik mahkemesi, sıkıyönetim mahkemeleri döneminde bile sadece komünizm propagandası veya o zaman irticai faaliyet şimdi herşey suç. Yani siz Cumhurbaşkanın bir akrabasına dair bir haber yaptığınızda Cumhurbaşkanına hakaret davası açılıyor. Ortaya bir söz söyleseniz bile Recep Tayyip Erdoğan’ı mı kastettin diye sorgulanıyor. En komik olanı şu bir şeyi izlerken gülümsemeniz bile, herhangi bir mimik bile örgüt propagandası sayılıyor. Bir mimik bile durum bundan ibaret. Ben umutsuz değilim fakat şunu söylemek istiyorum basın direnirse, gazeteciler direnirse, yazarlar direnirse oto-sansür uygulamazsa şuan en tehlikeli olan oto-sansür benim tek umudum gazetecilerin oto-sansürü aşması bunu aşarsak devlet istemeyerek de olsa yasal düzenlemeyi yapabilir.”

NE OLMUŞTU?

20 Aralık 2011 tarihinde Dicle Haber Ajansı, Özgür Gündem, Azadiya Welat, Demokratik Modernite ve Fırat Dağıtım’da çalışan Kürt gazetecilerine yönelik yapılan operasyonda 46 gazeteci gözaltına alındı. 46 gazeteciden 32’si 24 Aralık 2011’de tutuklandı. Yaptıkları röportajlar, çektikleri fotoğraflar, takip ettikleri basın açıklamaları, notları, haber kaynakları ile konuşmaları ve telefonlarında bulunan haber kaynaklarının isimlerine kadar birçok gazetecilik faaliyeti iddianamede suç delili olarak yer almıştı. İlk duruşması 2012 yılında görülen dava kapsamında gazetecilere “terör örgütü üyeliği”, “terör örgütü yöneticiliği” ve “terör örgütü propagandası” suçlamaları yöneltiliyor. Tutuklu gazetecilerden 17’si iki yıl süren yargılama ardından tahliye edilirken, geriye kalan tutuklular ancak özel yetkili mahkemeler kaldırıldıktan sonra tahliye edildi.