Gazetecilerin beş yıl erken emekli olmalarını sağlayan yıpranma payı hakkının yalnızca basın kartı sahipleri için geçerli olmasını ön gören yasa teklifi dün TBMM Genel Kurulu’ndan geçti.

Gazetecilerin beş yıl erken emekli olmalarını sağlayan yıpranma payı hakkının yalnızca basın kartı sahipleri için geçerli olmasını ön gören yasa teklifi dün TBMM Genel Kurulu’ndan geçti. CHP teklifin tüm basın çalışanlarını kapsayacak şekilde genişletilmesini isterken, gazetecilerin yıpranma hakkının genişletilmesi içen verilen önerge AKP oylarıyla reddedildi.

“ADALETSİZLİKLERİ İKİYE KATLAYACAKTIR”

CHP Milletvekili Utku Çakırözer, gazeteciliğin dünyadaki en riskli mesleklerden biri olduğunu söyleyerek, “Getirilen düzenleme, çok eksik, çok yetersizdir. Bu haliyle mağduriyetleri ortadan kaldırmayacaktır. Gazetecilerin yıpranma hakkının sadece basın kartı sahibi olma koşuluna bağlanması baştan eşitsizliktir. Türkiye’de binlerce gazetecinin basın kartları keyfi şekilde bekletilirken yıpranma hakkının basın kartı şartına bağlanması adaletsizlikleri ikiye katlayacaktır” dedi.

“BU SANSÜR ORTAMINDAN ÇIKIŞIN TEK YOLU DEMOKRASİDİR”

Çakırözer, Meclis’ten geçen yargı reformuna rağmen gazetecilerin haberi, eleştirisi nedeniyle yargılandığını, cezaevlerine atıldığını da söyleyerek, “Bu yasak, baskı ve sansür ortamından çıkışın tek yolu, tek ama tek yolu güçler ayrılığına dayalı bir hukuk devletidir, demokrasidir” dedi.

CHP KAPSAM GENİŞLETİLSİN DEDİ, AKP REDDETTİ

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, TBMM Genel Kurulu’nda gazetecilerin yıpranma hakkına ilişkin düzenlemelerin görüşmeleri sırasında yıpranma hakkının basın kartı şartına bağlanmasının yeni mağduriyetler yaratacağını belirterek, kapsamın genişletilmesini istedi. Görüşmelerde CHP’nin düzenlemenin tüm basın çalışanlarını kapsaması için verdiği önerge, AKP oylarıyla reddedildi.

GAZETECİLİK DÜNYADAKİ EN RİSKLİ MESLEKLERDEN”

Çakırözer, teklifin TBMM’deki görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmasında, gazeteciliğin dünyadaki en riskli mesleklerden biri olduğunu söyleyerek, gazetecilerin fiili hizmet zammı hakkından yararlanabilmesi için basın kartı şartı getirilmesinin gazetecileri mağdur edeceğini söyledi. Gazetecilerin yıpranma hakkının 1977 yılında verildiğini söyleyen Çakırözer, “   2008-2013 arasındaki istisnayı saymazsak, 1977 yılından bu yana gazeteciler de diğer bazı yıpratıcı işlerde çalışanlarla birlikte fiilî hizmet zammından yararlanmaktaydı. Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin Şubat ayında yayınlanan kararıyla bu hak ellerinden alındı. Meclis’te gazetecilerin hak kaybına uğramaması için düzenleme yapılıyor olması olumludur. Ancak getirilen düzenleme çok yetersiz, çok eksiktir. Bu hâliyle mağduriyetleri ortadan kaldırmayacaktır. Gazetecilerin yıpranma hakkının sadece basın kartı sahibi olma koşuluna bağlanması baştan eşitsizlik yaratmaktadır” dedi.

“BİNLERCE GAZETECİNİN BASIN KARTLARI VERİLMEDİ”

Türkiye’de binlerce gazetecinin basın kartlarının iptal edildiğini hatırlatan Çakırözer, “Kurulan tek adam yönetiminin çıkardığı yeni basın kartları yönetmeliğiyle gazeteciliği terör faaliyetiyle eş tutularak, basın kartı verilmesi soyut koşullara bağlandı, zorlaştırıldı. Saray yönetiminin keyfî kart iptallerinin de önü açıldı. Geçtiğimiz aylarda, binlerce gazetecinin basın kartları iptal edilirken yüzlerce gazetecinin de hak ettiği kartlar hiç verilmedi ya da aylarca sebepsiz bekletildi. Basın kartı engellenen gazetecilerin özlük haklarını da bu yönetmeliğe göre düzenlemek binlerce basın çalışanını ikinci kez mağdur edecek” dedi.

“BASIN KARTLARINI MESLEK ÖRGÜTLERİ VERSİN”

Çakırözer, Türkiye’de kime basın kartı verileceğine, kimin gazeteci olduğuna devletin karar vermemesi gerektiğini söyleyerek, “Kimin avukatlık yapabileceğine baroların karar verdiği gibi basın kartları da meslek örgütleri tarafından verilmelidir” dedi.

“YÜZDE 60’I FAYDALANAMAYACAK”

Çakırözer, düzenlemenin eksiklerini sıralayarak, gazetecilerin yıpranma hakkından yararlanması için kapsamın genişletilmesini isteyerek, şunları sıraladı:
“4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışan ve bilfiil gazetecilik yapan binlerce basın çalışanını kapsam dışı bırakmasıdır. Yüzlerce internet haber sitesinde, yerel basın kuruluşlarında bu şekilde çalıştırılan binlerce gazeteci de mutlaka kapsam altına alınmalıdır. Gazetenin basılması için her tür zehirli maddeyle yüz yüze çalışmak zorunda kalan matbaa emekçilerimiz de mutlaka yıpranma hakkından faydalandırılmalıdır. Gazeteciler de dâhil yıpranma hakkından faydalanacak tüm çalışanlar için on yıl bekleme şartı beş yıla indirilmelidir. Eksikleri burada giderebilirsek gazetecilerin yıpranma hakkını hakkaniyetli biçimde çözmüş; basın özgürlüğüne, halkın haber alma hakkının korunmasına önemli bir kazanım sağlamış oluruz. Ancak düzenleme bu şekliyle kanunlaşırsa fiilen gazetecilik yapan basın çalışanlarının yüzde 60’ı yıpranma hakkından faydalanamayacak, hak kaybına uğrayacaktır.”