ÖAD Raporu: “Basın iktidarın sultası altında, kamunun sesini yansıtmaktan uzak”

Özgürlük Araştırmaları Derneği için Gazeteci Derya Sazak tarafından hazırlanan raporda “İfade özgürlüğünün ve basın özgürlüğünün garanti altına alınması için öncelikle demokrasinin iyileştirilmesi ve buna paralel olarak bağımsız yargının da önünün açılması gerekmektedir” tespitlerine yer verdi.

Özgürlük Araştırmaları Derneği (ÖAD), National Endowment for Democracy’nin desteğiyle “Türkiye’de Yapısal Reformlar Projesini” başlattı.

Proje kapsamında yasama, yargı, kamu ihale rejimi, kamu personeli rejimi ve medya bağımsızlığı olmak üzere 5 ana kurum/yapı belirleyen kurum, bu alanlardaki mevcut sorunların tanımlanması, somutlaştırılması ve olası reform önerilerinin paylaşılmasını amacıyla bir rapor hazırladı.

Bu kapsamda Gazeteci Derya Sazak’ın kaleme aldığı “Demokrasi için Medya İnşası, Her Şeye Sıfırdan Başlamak, Tabula Rasa” adlı raporda, Türkiye’de mevcut medya düzenindeki sorunlar ve olası çözüm önerileri sunuldu.

“MEDYA, MÜLKİYET YAPILARI ÜZERİNDEN DENETLENMEKTEDİR VE ÖZGÜR DEĞİLDİR”

Raporda tespit edilen sorunlara şöyle yer verildi:

“*Bir kamusal faaliyet alanı olarak medya, mülkiyet yapıları üzerinden denetlenmektedir ve özgür değildir.

*Matbuat/basın/medya; devletin/siyasi iktidarın, sermayenin ve/ya askeriyenin sultası altında kalmıştır. Kamunun sesini yansıtmaktan uzaktır.

*Yaygın medya, güç odaklarıyla iç içe geçmiştir ve alternatif medya bu ilişkide zedelenmektedir.

“MEDYA ÇALIŞANLARI İŞLERİNİ KAYBETME KORKUSU İÇİNDE”

*Kendinden olmayana sağır kalan bir medya anlayışı hüküm sürmektedir.

*Medya çalışanları işlerini kaybetme veya haber kaynaklarına ulaşamama korkusu içindedir.

*İyi işleyen bir demokrasinin olmadığı, git gide otoriterleşen bir yönetim altında ifade özgürlüğünden bahsedilemeyeceği için medyanın ve çalışanlarının özgür olması beklenemez.”

“TAM VE BÜTÜNLÜKÇÜ BİR BASIN KANUNU OLUŞTURULMALI”

Raporda şu çözüm önerileri ise şöyle sıralandı:

“*Ana akım gazete ve televizyon sahipliğinde bir yasal düzenlemeyle bu sektöre girecek sermayenin tek işinin medya yayıncılığı olması sağlanmalıdır. Eğer medya sahibi olan iş çevrelerinin başka iş alanlarında yatırım yapmaları yasaklanmazsa hem medyada hem de farklı alanlarda iş yapan grupların kamu ihalelerine katılmaları engellenmelidir.

*Tam ve bütünlükçü bir Basın Kanunu oluşturulmalıdır. Bu kanunun hazırlanma sürecinde gazeteciler, ilgili sivil toplum kuruluşları ve medya sahipleriyle birlikte hareket edilmelidir.

*Gazeteci ve muhabirlerin yetiştiği iletişim fakültelerinin eğitiminin içeriği incelenmeli ve geliştirilmelidir. Bu konuda Batı’daki çeşitli uygulamalar dikkate alınabilir.

*Sendika sadece gazetecilerin özlük haklarını koruyan bir sistem olmaktan çıkarılmalı; mesleği örgütleyen, olduğu gibi yapılandıran bir sistem haline gelmelidir. Ayrıca sendikaların çeşitlenmesi de önemlidir.

“ALTERNATİF MEDYA GÜÇLENDİRİLMELİ”

*Alternatif medya güçlendirilmeli; geliştirilmeli ve önü açılmalıdır. Bu konuda manevi desteğin yanı sıra maddi destek de sağlanmalıdır.

*Mesleki ahlaka yönelik davranışlar sorgulanmalı, bu mesleği yapan kişilerin kişisel ideolojilerinden, görüşlerinden azade bir şekilde hareket etmeleri teşvik edilmelidir.

*İfade özgürlüğünün ve basın özgürlüğünün garanti altına alınması için öncelikle demokrasinin iyileştirilmesi ve buna paralel olarak bağımsız yargının da önünün açılması gerekmektedir.

*Muhabirin bağımsızlığını sadece sendikayla bağdaştırmak da yetersiz kalacağı için iş güvencesini de sağlayacak bir bağımsızlık ortamının, bir haber kooperatifinin olması gerekmektedir.”