Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı ile bir dava süreci de Almanya’da başlatıldı. Bir yıllık yoğun bir çalışmanın ardından yapılan suç duyurusu, Alman mahkemelerine “uluslararası öneme sahip en ciddi suçlara karşı işlem yapma” olanağı veren Alman Uluslararası Ceza Kanunu’na dayanıyor.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (Reporters ohne Grenzen), bir yıllık önemli bir çalışmanın ardından tüm detayları içeren 400 sayfalık bir suç duyurusunda bulundu. Sınır Tanımayan Gazeteciler Almanya seksiyonu, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman ve diğer sorumluların “insanlık suçu işlemek”ten yargılanmasını talep etti.

DOSYA FEDERAL SAVCILIKTA

Reporters ohne Grenzen Başkanı Christian Mihr, dosyayı Başsavcılık’a iletti.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü Almanya Başkanı Christian Mihr, Karlsruhe Başsavcılığı’na suç duyurusu dosyasını ilettiklerini açıkladı. Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesi ve 34 gazetecinin keyfi olarak tutuklanmasını içeren suç duyurusunda, Suudi Arabistan’ın üst düzey yöneticileri “medya çalışanlarına sürekli ve sistematik zulüm uygulamak” ile suçlanıyor.

DOSYADA NELER VAR?

Suç duyurusu dosyasının içinde 2018’de İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülen Cemal Kaşıkçı ile ilgili bilgi ve belgelerin yanı sıra halen Suudi Arabistan’da tutuklu bulunan gazeteciler ile ilgili bilgiler de yer alıyor. Cemal Kaşıkçı ve 34 gazetecinin bir çok noktada “insanlığa karşı suç mağduru olduğunu” belirten Sınır Tanımayan Gazeteciler, söz konusu suçları şöyle sıraladı: “Kasıtlı cinayet, işkence, cinsel şiddet ve zorlama, zorla kaybetme, ağır fiziksel ve zihinsel zarar verme, ciddi fiziksel özgürlükten yoksun bırakma ve siyasi nedenlerden dolayı zulüm.”

ANA ŞÜPHELİLER ÜST DÜZEY DEVLET GÖREVLİLERİ

Suç duyurusu metninde bu eylemlerin gazetecilere yönelik sürekli ve sistematik bir saldırının parçası olduğu ifade edilerek, RSF’nin “Suudi Arabistan’daki eleştirel sesleri cezalandırmayı veya susturmayı amaçlayan bir devlet politikası uygulamayı amaçladığına inandığı” vurgulandı. RSF bu nedenle Veliaht Prens Muhammed bin Salman ve Suudi Arabistan’ın diğer dört üst düzey temsilcisini Kaşıkçı’nın öldürülmesinin ve gazetecilere yönelik baskılarda “ana şüpheliler” olarak gösteriyor.

GAZETECİLER TEHDİT ALTINDA

Sınır Tanımayan Gazeteciler, ayrıca söz konusu 35 vakanın “Suudi Arabistan’daki her gazetecinin yaşamını ve özgürlüğünü tehdit eden bir sistemi ortaya koyduğunu” vurguladı. Özellikle Suudi Krallığı’na yönelik eleştirilerin soruşturmaya uğradığı ifade edilen RSF duyurusunda, bir kaç gün önce açıklanan ABD gizli servisinin Kaşıkçı raporunun da cinayetin “hükümet politikasının bir parçası olduğu” düşüncesini doğruladığı hatırlatıldı.

Türkiye’deki davayı yakından izleyen Christian Mihr, geçen ay Cemal Kaşıkçı davası için İstanbul’daydı.

MİHR: TUTUKLAMA KARARI ÇIKARILMALI

RSF Almanya Başkanı Christian Mihr, suç duyurusu ile ilgili açıklamasında, “Alman yargısı, Suudi Arabistan’da işlenen insanlığa karşı suçlarla ilgili cezai soruşturma başlatarak küresel bir öncü olabilir. Başsavcı şimdi bir soruşturma açıp açamayacağını ciddi bir şekilde incelemeli ve tutuklama emri çıkarmalıdır” dedi.
RSF’nin soruşturma ve tutuklama talebi, Alman Uluslararası Ceza Kanunu’na (VStGB) dayanıyor. Söz konusu yasa Almanya mahkemelerine “evrensel ilkeye göre uluslararası öneme sahip en ciddi suçlara karşı işlem yapma” olanağı tanıyor. Bu suçların yurt dışında işlenmesi ya da Almanya ile ilgili olmaması da soruşturmaya engel teşkil etmiyor.