Toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık kadınlar için her sektörde mesleki engeller ve hak ihlalleri yaratıyor. Bu engel ve ihlallere ürettikleri haberler ile ses getiren kadın gazeteciler ise kendi mesleki faaliyetleri esnasında da benzer cinsiyetçi ayrımcılık ve engellerle karşılaşıyor. Haber üreticileri olarak pek çok kadının yaşadığı sorunların kamuoyu nezdinde temsiliyetini sağlarken, kadın gazetecilerin medya sektöründe yaşadıkları sorunlar merceğin arkasında kalıyor.

Diğer bir yandan, medya sektöründeki cinsiyet ayrımcılığı genellikle ulusal ve ana akım medya kuruluşlarında çalışan kadın gazeteciler üzerinden tartışılırken, yerelde habercilik faaliyetlerini sürdüren kadın gazeteciler ve cinsiyet ayrımcılığının yerel medyadaki boyutları göz ardı ediliyor.
Bu eksiklikten yola çıkarak, Medya Araştırmaları Derneği (MEDAR), yerel medyada faaliyetlerini sürdüren kadın gazetecilerin karşılaştığı cinsiyet ayrımcılıkları ve mesleki engellere görünürlük kazandırmak için “Yerel Medyada Kadın Gazeteci Olmak: Sorunlar ve Çözüm Önerileri” isimli bir kalitatif (nitel) araştırma gerçekleştirdi. ETKİNİZ AB Programı’nın desteğiyle 2020 yılının Temmuz ve Eylül ayları sürecince yürütülen saha araştırması esnasında Türkiye’nin farklı bölgelerindeki yerel medya kurumlarında çalışan 30 kadın gazeteciye ulaşıldı ve derinlemesine mülakatlar yürütüldü. Bu mülakatlardan elde edilen veriler ışığında yerel medyadaki kadın gazetecilerin mesleki durum tespiti (çalışma koşulları, mesleki donanım ve gelişim imkanları) ve ihtiyaç analizini (karşılaştıkları cinsiyet temelli ayrımcılıklar, engeller ve mesleki gereksinimleri) içeren bir hak izleme raporu oluşturuldu. Rapordan öne çıkan bulgular ise yerel medyadaki yaygın cinsiyetçi önyargı ve ayrımcılıkların kadın gazetecilerin önünde ciddi mesleki engeller yarattığını ortaya koyuyor:

Yerel medya kurumlarındaki ağır çalışma koşulları ve cinsiyetçi istihdam kadın gazetecilerin sektöre girişini ve mesleki gelişimini engelliyor

İSTİHDAM ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Raporda yer alan ifadelere göre, yerel medyadaki çoğu kurum kadın gazeteciler özelinde “Evlenir, çocuk sahibi olur, çalışamaz.”, “Geç saate kadar mesaiye kalamaz.”, “Sahada her yere habere gidemez.” vb. sebepler göstererek işe alım sırasında erkek adaylara öncelik veriyor.
Sektöre giriş ve işe alımda yaşanan bu engellere rağmen yerelde çalışma olanağı bulan kadın gazeteciler ise yerel medya kurumlarında yaşanan finansal sorunlardan daha ağır etkileniyor ve “yetersiz maaş, orantısız iş yükü, adaletsiz görevlendirme ve yasal sınırı aşan mesai saatleri” gibi mesleki hak ihlalleri ile karşı karşıya kalıyor. Bunların yanı sıra, rapor bulguları yerel medyada çalışan kadın gazetecilerin sıklıkla “mobbing, haksız işten çıkarma, maaş kesintisi, terfi eksikliği” gibi mesleki hak ihlallerine uğradığını da gösteriyor.

KADIN HABERCİLERİN BECERİ SETİ KÜÇÜMSENİYOR

Yerel medyada kadın gazeteciler saha haberciliği için yetersiz bulunuyor, mesleki küçümsenme ve dışlanma ile mücadele ediyor.
Rapor, ulusal medyaya olduğu gibi yerel medyada da kadın gazetecilerin saha haberciliğine erişim açısından cinsiyet temelli engellerle karşılaştığını ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan gazeteciler arasındaki yaygın görüş, yerel medyada kadın gazetecilerin toplumda kadına atfedilen roller (gece geç saate kadar çalışma, ağır ekipman kullanma ve taşıma, taciz ve güvenlik tehditleri vb.) öne sürülerek sahada çalışmak için yetersiz bulunduklarına işaret ediyor. Bu durum kadın gazetecilerin sektör içinde genellikle ofis içi pozisyonlara ve belirli habercilik alanlarına (magazin, sağlık, aile ve çocuk, kültür sanat vb.) yönlendirilmesine sebep oluyor.
Diğer yandan, saha haberciliğinde aktif olan katılımcıların deneyimleri kadın gazetecilere sahada erkek meslektaşlarıyla eşit fırsatlar tanınmadığını söylüyor. Saha görevlerinde erkek egemen tutumun baskın hale gelmesiyle kadın gazetecilerin mesleki yetkinlikleri sorgulanıyor. Bu sebeple, yereldeki kadın gazeteciler hem meslektaşları hem de haber kaynakları hem de izleyiciler ile etkileşimleri esnasında sıklıkla ve cinsiyetçi önyargılar, ötekileştirme ve küçümsenme ile mücadele ediyor.
Kadın gazeteciler yereldeki habercilik faaliyetleri sırasında toplumsal baskı, cinsiyete dayalı şiddet ve güvenlik tehditleri ile karşı karşıya kalıyor.

YERELDE BASKININ KAYNAĞI DEĞİŞMİYOR

Araştırmaya katılan kadın gazetecilerin deneyimleri yereldeki baskıların toplumsal cinsiyet temelinde şekillendiğini ve kişisel yaşamlarına dair ayrıntılar üzerinden (örneğin; dış görünüş, özel hayat, siyasi görüş vb.) kadın gazetecilerin toplumsal baskılarla karşılaştığını gösteriyor. Kadın gazeteciler ifade ediyor.
Diğer bir yandan, kadın gazeteciler yereldeki habercilik faaliyetleri esnasında sıklıkla toplumsal cinsiyete dayalı “fiziksel şiddet ve güvenlik tehditleri”, “cinsel istismar ve taciz”, “iletişim kanallarının suistimali” ve “dijital şiddet ve zorbalık” ile karşılaşıyor. Rapora göre, bu vakalardaki şiddet uygulayıcıları kadın gazetecilerin haber üretimi esnasında aktif olarak iletişimde bulunduğu meslektaşları, haber kaynakları, izleyiciler ve diğer yerel aktörlerden (siyasi veya bürokratik temsilciler, kamu görevlileri, yerel işletme sahipleri, şehirde ikamet eden vatandaşlar vb.) oluşuyor.

“Yerel medyada cinsiyet eşitliği için yalnızca sorunlar değil çözümler de konuşulmalı”

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

MEDAR, araştırmada tespit edilen bu hak ihlallerine görünürlük kazandırmak ve çözüm önerileri geliştirmek için “ Yerel Medyada Kadın Gazeteciler: Sorunlar Ve Çözüm Önerileri” isimli bir online panel gerçekleştirdi. 7 Mart tarihinde 22 konuşmacının katılımıyla gerçekleştirilen panelde, yerelde aktif görev alan kadın gazeteciler deneyimledikleri cinsiyet ayrımcılıklarını, bu ayrımcılıklarla başa çıkma yöntemlerini ve bu sorunların çözümü için atılması gereken adımları tartıştı. Yerel medyada cinsiyet eşitliğine dair panelde altı çizilen sorunlar ve geliştirilen çözüm önerilerinden öne çıkan başlıklar şu şekilde:

  • Yerel medyada kadın gazetecilerin istihdamı ve çalışma koşullarına dair yasal düzenlemelerin eksikliği cinsiyet ayrımcılığı ve mesleki hak ihlallerinin artmasına sebebiyet veriyor. Yerel medyada cinsiyet eşitliğini destekleyen yasal altyapının oluşturulması için savunuculuk ve politika geliştirmeye yönelik adımlar atılması gerekiyor.
  • Yerel medyadaki kadın gazeteciler, yaşadıkları cinsiyet ayrımcılıkları ve mesleki ihlalleri ifade edebilecekleri güvenli kanallar ve destek platformlarına erişmekte güçlük çekiyor. Yereldeki temsiliyet alanı ve mesleki dayanışma eksikliği kadın gazetecilerin yaşadıkları ayrımcılık ve hak ihlallerinin daha da gölgede kalmasına yol açıyor. Bu engellerin görünürlük kazanması için, yereldeki kadın gazetecileri odağa alan sektör içi iletişim ve destek kanalları, mesleki dayanışma platformlarının geliştirilmesine ihtiyaç var.
  • Yereldeki kadın gazeteciler var olan mesleki sendika ve birlikler içerisinde de eşit seviyede temsiliyet şansına erişemiyor. Mevcut mesleki sendika ve birliklere yerelden erişimin kısıtlı kalması veya bu sendika ve birlikler içerisindeki erkek egemen yönetim anlayışı sebebiyle yereldeki kadın gazeteciler sorunlarını dile getirebilecekleri temsiliyet kanallarına erişemiyor. Dolayısıyla, mevcut yapılar içerisinde kadın temsiliyetinin sağlanması için daha çok kadın gazetecinin yönetim kadrolarında yer alması, kadın gazetecilere özel alt komisyonların oluşturulması ve kadın gazetecilerin örgütlü dayanışma için daha aktif destek göstermesi gerekiyor.
  • Medya sektörü içerisinde toplumsal cinsiyet eşitliğine dair farkındalığın düşük olması yereldeki cinsiyet ayrımcılığının yaygınlaşmasına sebep olan en önemli unsurlardan birini oluşturuyor. Bu bakımdan, yereldeki mesleki cinsiyet ayrımcılıklarının engellemesi için, bu ayrımcılığın kaynağını oluşturan cinsiyetçi önyargı ve kalıplara karşı bilgilendirici mesleki eğitim programları ve farkındalık kampanyaları geliştirilmesi gerekiyor.

Önümüzdeki günlerde MEDAR, panelde öne çıkan başlıklar ve çözüm önerilerine dair kapsamlı bir bilgi notu yayınlamaya hazırlanıyor. Yayınlanacak bilgi notunun MEDAR’ın Sivil Düşün AB Programı desteğiyle yürüttüğü “Yerel Medyada Kadın Gazeteciler Görünürlük Kampanyası” ve bu kapsamda planlanacak faaliyetler için de bir yol haritası oluşturması hedefleniyor.

Derya Özkaynak