SES Antalya: Şehir hastanelerindeki KÖİ modeli tüm kamu hastanelerine yaygınlaştırılmak isteniyor
Haber: Sabri Kırdar
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Antalya Şubesi Eş Başkanı Şükran İçöz, son günlerde kamuoyuna yansıyan ve şehir hastanelerinde uygulanan Kamu-Özel İş Birliği (KÖİ) modelinin mevcut kamu hastanelerine de yaygınlaştırılacağı yönündeki haberlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
İçöz, söz konusu uygulamanın yeni olmadığını, sağlıkta özelleştirme politikalarının uzun yıllardır adım adım hayata geçirildiğini belirterek, “Sağlıkta Dönüşüm Programı kapsamında yıllardır altyapısı hazırlanan bir süreçle karşı karşıyayız” dedi.
Kamu hastanelerinde bina bakımı, onarım, temizlik, laboratuvar ve görüntüleme gibi hizmetlerin özel şirketlere devredilmesinin gündemde olduğunu ifade eden İçöz, bunun sağlık hizmetlerinin piyasa koşullarına açılmasının yeni bir aşaması olduğunu söyledi.
“Özelleştirmenin önü yıllar önce açıldı”
1988 yılında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda yapılan değişikliklerle yardımcı hizmetlerin taşeron şirketler eliyle yürütülmesinin önünün açıldığını hatırlatan İçöz, 2003 yılında yapılan düzenlemelerle sağlık hizmetlerinin de hizmet satın alma yoluyla özel sektöre devredilebilmesinin mümkün hale getirildiğini belirtti.
Şehir hastanelerinde uygulanan KÖİ modelinin özel şirketlere yalnızca hastane yapıp kiralama değil, aynı zamanda otel, restoran ve kafe işletme gibi geniş imkânlar sunduğunu vurgulayan İçöz, sağlık hizmetlerinin kamusal niteliğinin giderek aşındırıldığını ifade etti.
“Taşeron sistemi biçim değiştirdi”
Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın ilk yıllarında yemekhane hizmetlerinden başlayan özelleştirme uygulamalarının daha sonra güvenlik, görüntüleme ve çeşitli sağlık hizmetlerine kadar genişletildiğini belirten İçöz, yüz binlerce taşeron işçinin çalıştırıldığını hatırlattı.
Taşeron işçilerin önemli bir bölümünün daha sonra sürekli işçi kadrolarına geçirilmesine rağmen taşeronlaşmanın sona ermediğini kaydeden İçöz, mevcut mevzuatın hâlâ hizmet satın alma ve özel şirketler aracılığıyla sağlık hizmeti yürütülmesine olanak sağladığını söyledi.
“Sağlıkta dönüşüm değil, sağlıkta yıkım”
SES olarak Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı yıllardır “sağlıkta yıkım” olarak değerlendirdiklerini belirten İçöz, sağlık hizmetlerinin piyasa koşullarına terk edilmesine karşı mücadele yürüttüklerini söyledi.
Geçmişte açılan davalarda sağlık hizmetlerinin taşeron eliyle yürütülemeyeceği yönünde kararlar alınabildiğini ifade eden İçöz, ancak daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlarla bu hukuki zeminin ortadan kalktığını belirtti.
“Paran kadar sağlık dönemi derinleşiyor”
Uygulanan politikaların sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştırdığını söyleyen İçöz, katkı payları, ilave ücretler ve cepten yapılan sağlık harcamalarının sürekli arttığına dikkat çekti.
Eskiden hastane koridorlarında yaşanan kuyrukların bugün Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden yaşandığını ifade eden İçöz, yurttaşların randevu almakta, görüntüleme hizmetlerine ulaşmakta ve tedavi süreçlerinde ciddi sorunlar yaşadığını kaydetti.
Türkiye’de sağlık kuruluşlarına yıllık başvuru sayısının 1 milyar 200 milyonu aştığını belirten İçöz, kişi başına düşen başvuru sayısının OECD ve Avrupa Birliği ülkelerinin yaklaşık iki katı olduğunu söyledi.
“Sağlık emekçileri tükenmişlik yaşıyor”
Sağlık emekçilerinin düşük ücretler, ağır iş yükü ve artan şiddet olaylarıyla karşı karşıya kaldığını belirten İçöz, Türkiye’de sağlık çalışanlarının OECD ülkelerindeki meslektaşlarına göre yaklaşık dört kat daha fazla çalıştığını ve daha düşük ücret aldığını ifade etti.
Uygulanan sağlık politikalarının hem sağlık emekçilerini hem de hizmet alan yurttaşları olumsuz etkilediğini belirten İçöz, “Bu sistem sağlık emekçilerine tükenmişlik ve meslek hastalıkları olarak, halka ise sağlık hizmetlerine erişimin zorlaşması ve ‘paran kadar sağlık’ anlayışı olarak geri dönüyor” dedi.
“Başka bir sağlık sistemi mümkün”
Sağlık hizmetlerinin planlanmasından sunulmasına kadar tüm süreçlerde halkın, sağlık emekçilerinin, sendikaların ve meslek örgütlerinin söz sahibi olması gerektiğini belirten İçöz, kamusal, erişilebilir ve toplum yararını esas alan bir sağlık sisteminin mümkün olduğunu ifade etti.
SES olarak sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayan İçöz, tüm demokratik kitle örgütlerini ve toplumsal muhalefet güçlerini sağlık alanındaki dönüşüm politikalarına karşı ortak mücadeleye çağırdı.