SES Bitlis Şubesi: Sağlıkta tasarruf olmaz!
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Bitlis Şubesi, kentteki hastanelerde meydana gelen personel eksikliği, usulsüz görevlendirmeler ve mobbing uygulamaları başta olmak üzere yaşanan yapısal sorunlara dikkat çekmek üzere Bitlis Tatvan Devlet Hastanesi önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Bitlis SES Şube Eş Başkanları Eylem Can Açıkel ve Muhammet Fatih Aydın tarafından okunan ortak açıklamada, sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının yanı sıra halkın sağlık hakkı ile sağlık hizmetlerinin niteliğinin savunulması gerektiği vurgulandı. Açıklamada, son dönemde hastanelerde yaygınlaşan idari uygulamaların hem sağlık emekçilerinin haklarını hem de hastaların güvenli hizmet alımını doğrudan olumsuz etkilediği belirtildi.
Acil servislerde personel sayısının azaltılması, servislerin ve yoğun bakım ünitelerinin birleştirilmesi, çalışan sayılarının düşürülmesi, usulsüz görevlendirmeler, artan iş yükü ile baskı ve mobbing uygulamalarının münferit birer problem olmaktan çıkarak yapısal bir soruna dönüştüğü kaydedildi. Bu durumun en somut örneklerinden birinin üç çocuk servisinden birinin kapatılması olduğu ifade edilerek, kalan iki servisin iş yükünün önemli ölçüde arttığı aktarıldı. Özellikle yaz aylarında artış gösteren gastroenterit vakaları ve bölge nüfusundaki hareketlilik dikkate alındığında, çocuk klinik hizmetlerine en fazla ihtiyaç duyulan bu dönemde gerçekleştirilen servis kapatma kararının halk sağlığını tehlikeye attığı vurgulandı.
Sağlık emekçileri olarak tabloya sadece kendi çalışma koşulları açısından bakmadıklarını ifade eden şube eş başkanları, sağlık hizmetinin bir ekip işi olduğunu ve doğrudan insan hayatıyla ilgili olduğunu belirtti. Sağlık hizmetlerinde yapılan her yanlış planlamanın, eksik personel uygulamasının ve tasarruf kararının eninde sonunda hastaların karşısına çıktığı kaydedildi. Yoğun bakım ünitelerinde hemşire sayısının azaltılmasının sadece çalışanların iş yükünü artırmakla kalmadığı, aynı zamanda kritik durumdaki hastaların daha az izlenmesine, olası risklerin daha geç fark edilmesine ve sağlık hizmetinin güvenliğinin zedelenmesine yol açtığı ifade edildi.
Acil servislerde bir personelin eksiltilmesinin de vardiya listesindeki basit bir değişiklik olmadığı, bu eksikliğin acile başvuran yüzlerce hastanın bekleme süresine, müdahale hızına ve sağlık hizmetinin kalitesine doğrudan etki ettiği aktarıldı. Servislerin birleştirilmesi kararının da sadece idari bir karar olmadığı, bu uygulamanın sonucunda daha az çalışanla daha fazla iş yapılmasının beklendiği, emekçilerin tükenmişliğe sürüklendiği ve sağlık hizmetinin niteliğinin zarar gördüğü belirtildi. Sağlık emekçilerinin yıllardır sistemin tüm yükünü omuzlarında taşıdığı, pandemi döneminde hastaneleri terk etmedikleri, deprem, afet ve salgınlarda görev yerlerini bırakmadıkları hatırlatıldı. Bayramlarda evlerine gidemeyen, geceleri ailelerinden uzak kalan ve insanların yaşam mücadelesine tanıklık eden çalışanlardan bugün ise eksilen personelin yükünü sessizce üstlenmeleri, daha fazla hastaya daha az imkanla hizmet vermeleri ve tüm bunları sorgulamadan kabul etmelerinin beklendiği ifade edildi. Sağlık hizmetinin fedakarlıkla yürütüldüğü ancak hiçbir sağlık sisteminin sürekli fedakarlık talep ederek ayakta kalamayacağı vurgulanarak, bir noktadan sonra planlama ve personel istihdamı yapılması, emekçilerin sabrına güvenmek yerine sorunların çözülmesi gerektiği kaydedildi.
SAĞLIKTA TASARRUF OLMAZ
Bugün sağlık kurumlarında çözüm üretilmesi gereken birçok sorunun personel azaltılarak ve mevcut çalışanlara daha fazla yük yüklenerek aşılmaya çalışıldığı belirtilen açıklamada, "Sağlıkta tasarrufun yolu çalışan sayısını azaltmak değildir. Sağlıkta tasarrufun yolu nöbet ücretlerini hedef almak değildir. Sağlıkta tasarrufun yolu servisleri ve yoğun bakımları birleştirmek değildir. Sağlıkta tasarrufun yolu emekçilerin haklarını budamak değildir." ifadelerine yer verildi. Sağlık hizmetinin herhangi bir üretim bandı olmadığı, eksilen her personelin bir insanın yaşamına dokunduğu ve yapılan her planlamanın bir insanın sağlığını etkilediği ifade edildi. Bu nedenle hastanelerin yalnızca mali tablolarla, bütçe kalemleriyle ve rakamsal hedeflerle yönetilemeyeceği; bir hastanenin başarısının eksiltilen personel, azaltılan nöbet sayısı ya da çalışanlardan yapılan tasarrufla ölçülemeyeceği vurgulandı. Gerçek başarının, hastaların güvenli sağlık hizmeti alabilmesiyle, çalışanların insanca koşullarda görev yapabilmesiyle ve sağlık hizmetinin bilimsel ölçütlere uygun şekilde sunulabilmesiyle ölçüleceği belirtildi.
Sorunların yanı sıra çözüm önerilerinin de sunulduğu açıklamada, personel açığı varsa yeni personel alınması gerektiği, mevcut personelin iş yükü artırılarak çalışanların tayine zorlanmaması gerektiği ifade edildi. Yoğun bakımların ve acil servislerin bilimsel kriterlere göre planlanması, sağlık emekçilerinin görüşlerinin dikkate alınması, görevlendirmelerin mevzuata uygun yapılması ve hasta ile çalışan güvenliğinin bütün idari kararların merkezine konulması gerektiği kaydedildi. Sağlık hizmetinin amacının tasarruf etmek değil, yaşamı korumak olduğu aktarılarak hastaneleri ayakta tutan unsurun binalar, tablolar veya makamlar değil; hemşirelerin, acil servis çalışanlarının, hekimlerin, teknikerlerin, temizlik görevlilerinin, teknisyenlerin, tıbbi sekreterlerin, ebelerin ve paramediklerin emeği ile alın teri olduğu vurgulandı.
Tatvan Devlet Hastanesi'nin yalnızca Tatvan ilçesine hizmet veren bir kurum olmadığı, çevre ilçeleriyle birlikte özellikle yaz aylarında nüfusu önemli ölçüde artan, aynı zamanda Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinden gelen yurttaşların sağlık hizmeti aldığı bölgesel bir merkez konumunda bulunduğu paylaşıldı. Bu nedenle hastanede yaşanacak her personel eksikliğinin, her servis kapatılmasının ve her yanlış planlamanın geniş bir coğrafi bölgeyi etkileyeceği uyarısında bulunuldu. Günümüzde yüzlerce kilometre uzaklıktaki merkezlere sevk edilmek zorunda kalan hastaların sayısı artarken, sağlık emekçilerinin de ağır iş yükü, tükenmişlik ve gelecek kaygısıyla karşı karşıya bırakıldığı aktarıldı. Personel eksikliğinin giderilmesi yerine mevcut çalışanların üzerine daha fazla yük bindirilmesinin, deneyimli personelin ildeki sağlık hizmetlerinden uzaklaşmasına ve tayin istemesine neden olduğu belirtildi. Sağlık hizmeti krizlerinin personel azaltılarak değil kadroların güçlendirilmesiyle, sorunların ise servis kapatarak değil ihtiyaç kadar personel istihdam edilerek çözüleceği ifade edildi.
Pratikte karşılığı olmayan, bilimsel temelden uzak uygulamaların bölgedeki sağlık hizmetlerini ciddi bir darboğaza sürükleyebileceği uyarısı yapılarak yetkililere çağrıda bulunuldu. Geç olmadan gerekli adımların atılması, personel eksikliğinin giderilmesi, çalışanların ve hastaların güvenliğinin esas alınması ile sağlık hizmetinin niteliğini zayıflatan uygulamalardan derhal vazgeçilmesi istendi. Açıklamada son olarak, sağlık hizmetinin herkes için eşit, erişilebilir, nitelikli ve ücretsiz bir hak olması gerektiği, her yurttaşın kendi dilinde sağlık hizmetine erişebilmesinin temel bir insan hakkı olduğu vurgulanarak; herkes için ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir ve anadilde sağlık hizmeti talebi yinelendi. Sağlık emekçilerinin hakları, halkın sağlık hakkı, hasta güvenliği ile eşit, ücretsiz ve anadilde sağlık hizmeti için mücadelenin süreceği ifade edilerek açıklama sonlandırıldı.