Sezai Temelli: Kod yasa bir an önce gündeme alınmalı, iktidar ilk adımı atmak zorundadır
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında Kürt sorununun çözümüne yönelik süreçle ilgili kod yasanın çıkarılması çağrısında bulunarak iktidarın bu yasa teklifinin hangi yöntemle oluşacağı konusunda toplumun beklentilerine cevap verebilecek bir adımı bir an önce gerçekleştirmesi gerektiğini ifade etti. Temelli, "İktidar bu yasa teklifinin hangi yöntemle oluşacağı konusunda artık toplumun beklentilerine cevap verebilecek bir adımı bir an önce gerçekleştirmelidir. Kendileri icra makamıdır. İcra makamı beklenti yaratmaz, beklentilere yanıt üretir. Dolayısıyla o yanıt da ancak ve ancak bir kanunla gerçekleşir" dedi.
Gündemdeki diğer konulara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Temelli, Doruk Maden işçilerinin üç bakanın söz vermesine rağmen haklarını halen alamadıkları gerekçesiyle yeniden eylemde olduklarını hatırlatarak, söz konusu işçilerin haklarının verilmesi yönünde çağrıda bulundu.
Orta Doğu bölgesinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İsrail ve İran arasında yaşanan savaşa değinen Temelli, diğer taraftan İran'daki otoriter rejimin halka yönelik baskı ve zulmünün devam ettiğini söyledi. Temelli, "İran rejimi dünyada en çok idam cezası veren ülke ve bu aynı hızla devam ediyor. Özellikle İran'daki Kürtlere, muhaliflere yönelik idamlara devam etmesi kabul edilemez. İran rejimi buna artık son vermelidir. Bu çağrımızı Birleşmiş Milletlere, Avrupa Konseyi'ne de bütün ülkelere de yapıyoruz. İran rejiminin bu savaş suçuna karşı mutlaka seslerini çıkarmaları, inisiyatif almaları ve bu idamları durdurmaları çağrımızı yineliyoruz" şeklinde konuştu.
TBMM Genel Kurulunda görüşmeleri sürmekte olan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne de değinen Temelli, Türkiye’nin bir tarım ülkesi olmasına karşın ekilebilir arazilerin, meraların ve ormanlık alanların yeterince dikkate alınmadığını ifade etti.
Küresel iklim krizine işaret eden Temelli, Türkiye’nin sera gazı etkisine sebebiyet veren ilk 20 ülke arasında yer aldığını belirterek, “Türkiye'nin bu konuda bırakın hız kesmeyi, sera gazı etkisini arttırıcı ivmesi giderek artıyor. Geçen yıla göre bu yüzde 5,63 artmış durumda. Dolayısıyla böyle bir iklim krizine katkı koyan bir ülke bununla mücadele etmek yerine bize ‘çöp dağlarıyla mücadele ediyoruz’ gibi, adeta iklim krizi ile mücadelenin bir karikatürünü gösterip iklim krizine fosil yakıtlardaki ısrarıyla, madencilikteki ısrarıyla katkı sunmaya devam ediyor” dedi.
Türkiye’yi ciddi bir kuraklık tehlikesinin beklemekte olduğunu ve orman yangınlarının artış gösterebileceğini vurgulayan Temelli, “Orman yangınlarını önlemeye yönelik hiçbir tedbiri almayan iktidar önümüzdeki yaz dönemindeki bu riski bugünden görmek yerine bu Toprak Kanunu gibi kanunlarla aslında yangınlara davetiye çıkartıyor” ifadelerini kullandı.
COP 31 İÇİN VERİMLİ TARIM ARAZİSİNİ OTOPARKA ÇEVİRİYORLAR
Ülkede gıda ve beslenme krizinin yaşanmakta olduğunu ifade eden Temelli, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Türkiye'de artık ciddi bir açlık gözlenmekte. Açlıkla mücadele eden bir nüfus giderek artıyor fakat iktidar bu konuda açlıkla mücadele programıyla tarım programını birleştirmek yerine tarım arazilerini adeta betonlaşmaya açmaya devam ediyor. Tabii bütün bu gelişmelerin yanında ironik bir şekilde Türkiye COP 31'e hazırlanıyor. COP 31'e hazırlanırken yapmış oldukları da aslında ne denli çarpık bir zihniyete sahip olduklarını bize gösteriyor. COP 31 için o kadar büyük bir verimli tarım arazisini otoparka çeviriyorlar ki adeta aklımızla alay ediyorlar. Antalya gibi bir yerde verimli tarım arazilerinin üzerine otopark yapmak nasıl bir anlayıştır, varın siz düşünün. Bakanın açıklamalarına baktığınızda anlıyorsunuz ki bakan olsun, iktidar olsun COP 31'den de ticari bir yarar sağlama peşindeler. Yani bu meseleye yaklaşırken iklim kriziyle ya da ekolojik yıkımla mücadele gibi bir öncelik yok. COP 31 çerçevesinde aslında ‘nasıl bir ticari yarar elde edebiliriz, ticareti nasıl arttırabiliriz’ bunun peşinde olduklarını görüyorsunuz."
Plan ve Bütçe Komisyonunda bir önceki gün görüşülen torba kanun teklifine de değinen Sezai Temelli, söz konusu teklifte Basın İlan Kurumunu ilgilendiren alanlardan, polislerin özlük ve kıdem tazminatlarına, orman arazilerine yaşlılar için rehabilitasyon merkezi kurulmasına kadar birbirinden farklı konuların yer aldığını anlatarak, "Torba yasa geleneği artık yasamanın işlevsel, etkin, demokratik çalışmasını engelleyen bir yöntem olarak sürekli karşımıza çıkmakta" eleştirisinde bulundu.
KIZILAY’A ÖYLE BİR YETKİ VERİLECEK Kİ KIZILAY DÜNYADA EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ TEKEL HALİNE GELECEK
Sezai Temelli, İçişleri Komisyonunda bugün Türk Kızılay Kanun Teklifi’nin görüşüleceğini hatırlatarak, teklife yönelik şu eleştirileri dile getirdi: "Bugün komisyonda görüşülecek olan teklif Kızılay ile ilgili, küçük bir paket. Derdi ne? Derdi herhalde ‘nasıl daha etkili çadır satabiliriz’, çadır satma yöntemleri üzerine olsa gerek. Çünkü Kızılay'a öyle bir yetki verilecek ki Kızılay dünyada eşi benzeri görülmemiş bir tekel haline gelecek. Neden eşi benzeri görülmemiş? Dünyanın hiçbir yerinde bir sosyal program tekelleştirilemez. Tam tersine bir sosyal program olabildiğince yaygınlaştırılır, paydaşı arttırılır. Oysa Türkiye'de Kızılay tekelleştiriliyor. Hangi konuda? Sosyal yardımlar konusunda. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bilgi veri bankası da Sosyal Yardım Veri Bankası da bu kurumun hizmetine sunulacak. Tabii burada bir-iki mesele var. Bunlardan birincisi, Kızılay'ı daha fazla ticari bir kurum haline getirmek ve bu ticari kurum eliyle de rant paylaşımını merkezileştirmek. Dolayısıyla belediyelere, yerel yönetimlere, sivil topluma açılacak olan bir alan daraltılıyor. Peki bunun nasıl mahsuru olabilir? Çok ciddi mahsurları olur. Son yaşadığımız büyük depremden biliyoruz. Deprem olduktan sonra 48 saat boyunca kimse gidemedi oraya. İddia ediyorlar hemen gittik diye ama hemen gidilmediği için on banlerce insan hayatını kaybetti. Kızılay neredeydi? Yoktu. AFAD bile gidemedi. Ve Kızılay gittiğinde çadır sattı. Dolayısıyla bu rezaleti yaşamış bir ülke şimdi böyle bir kanun teklifini önümüze getiriyor. Diğer taraftan veri bankasını sadece Kızılay tekeline bırakmak, Aile ve Sosyal Hizmetler çerçevesindeki bu sosyal yardıma ulaşması gereken kitlenin bilgilerini bu anlamda kapatmak şu anlama geliyor: Yoksulluğun yönetilmesi. Ne zaman yönetilmesi? Özellikle de seçim hesapları içinden yönetilmesi. Çok iyi biliyoruz ki yoksullara seçimlere yaklaşıldığı zaman ulaşılıyor. O paketler o kapılara bırakılıyor. Dolayısıyla yoksullara yardımı gerçekleştirerek İŞKUR, Kızılay, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı eliyle bu türden ilişkiler kurularak aslında yoksullukla mücadele değil, yoksulluğu yöneterek seçim hesaplarını yönetmek gibi bir zihniyet karşımıza çıkıyor. Şimdi Kızılay eliyle de bu bir kez daha karşımıza çıkmış durumda."
Kamuoyunda tartışılan 12. Yargı Paketine yönelik yürütülen hazırlıklara değinen Temelli, planlanan bu paketin mevcut beklentileri karşılamaktan uzak olduğunu belirtti. Temelli, “Beklentiler adaletli bir infaz sistemiydi, umut hakkı konusundaydı, yaşlı ve hasta mahpusların durumlarına dair düzenlemelerdi. Beklentiler süreklileşmiş bir idam cezası gibi algılanan ağırlaştırılmış müebbetin sonlanmasına yönelikti. Siz bir paket hazırlayacaksanız, infazda bir düzenleme yapacaksanız buralardan başlamanız gerekirken, gitmişsiniz kadınların nafaka hakkına çökmeye kalkmışsınız, çocuklara daha fazla nasıl ceza veririz onun peşindesiniz" sözlerini kaydetti.
Türk Ceza Kanunu’nda ve Terörle Mücadele Kanunu'nda gerekli görülen düzenlemelerin yapılması yönünde çağrıda bulunan Sezai Temelli, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü: "Sürekli konuşulan ama bir türlü hayata geçmeyen, üzerinde her türlü yorumun yapıldığı, her türlü beklentinin dile getirildiği artık bu ‘özel yasa’ dediğimiz ‘kod yasa’ bir an önce gündeme alınmalı, Meclis'in gündemine gelmeli. Bir yasalaşma süreci başlamalı ve yasalaşmalı. Bu konuda bütün siyasi partilere ama siyasi partilerin ötesinde bütün topluma önemli sorumluluklar düşüyor. Bu sadece iktidarın inisiyatifine bırakarak katedilecek bir yol değil. Ama iktidar ilk adımı atmak zorundadır. Bu yasa teklifinin hangi yöntemle oluşacağı konusunda artık toplumun beklentilerine cevap verebilecek bir adımı bir an önce gerçekleştirmelidir. Kendileri icra makamıdır. İcra makamı beklenti yaratmaz, beklentilere yanıt üretir. Dolayısıyla o yanıt da ancak ve ancak bir kanunla gerçekleşir. Oysa biz hala bir belirsizliği yaşamaya devam ediyoruz. Bu belirsizliğe bir an önce son vermek gerekiyor. Çünkü bugün Türkiye'de siyasi krizde de ekonomik krizde de karşımıza çıkan en önemli meselenin Kürt meselesi olduğunu artık bütün dünya öğrendi ve bu zaten bir küresel mesele. Bugün Orta Doğu'daki yaşananlar da bunu bize gösteriyor. O zaman Kürt meselesinin demokratik çözümü konusunda bu denli bir güçlü adımın Sayın Öcalan tarafından atıldığı bir dönemde artık hem Sayın Öcalan'ın hukuki statüsü hem de onun demokratik bir müzakereyi sürdürebilecek koşullara kavuşması bir an önce sağlanmalı ve bu konuda beklenen yasada hayata geçmelidir. Bu sağlandığı ölçüde Türkiye'de diğer krizlerle mücadele etme şansı da yükselecektir."
Cumhuriyet Halk Partisinde (CHP) mutlak butlan kararının ardından yaşanan gelişmelere de değinen Temelli, şu değerlendirmelerde bulundu: "Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik mutlak mutlan davasıyla karşımıza çıkan bu kriz aşılamadığı sürece Türkiye'de önümüzdeki dönem siyasi krizler çok daha karmaşık bir hale gelebilir. Şunu çok iyi biliyoruz ki yargı eliyle siyasete müdahale Türkiye'de hiçbir sorunu çözmediği gibi sorunları çok daha içinden çıkılamaz bir yere sürükledi. 2016 yılında dokunulmazlıkların kalkması sonucu başlayan son dönem süreç aslında geride bıraktığımız 10 yıl boyunca siyasi krizlerin en önemli damarını oluşturdu. O dokunulmazlıkları kaldıranlar aslında bugün 10 yıllık bu patikanın taşlarını döşemiş oldular. Ve bugün dönüp baktığımızda HDP kapatma davasından Kobani kumpas davasına, belediyelere atanan kayyumlardan belediye eş başkanlarının tutuklanmasına ve en son Cumhuriyet Halk Partisi'ne yönelik mutlak tutuklan davasına, bütün bunları üst üste koyduğunuzda aslında bütün tablo bu krizleri en net bir şekilde açıklamış oluyor. Buna bir an önce son vermek gerekiyor. Burada tabii en büyük duyarlılığı Cumhuriyet Halk Partililer göstermelidir diye çağrımızı yapıyoruz; demokratik bir çözümü mutlaka üretmeliler. Bir an önce bu krizi alacakları demokratik inisiyatifle aşmaları Türkiye siyaseti açısından da önemli bir adım olacaktır. Çünkü bu mesele sadece bir CHP meselesi değildir, nasıl ki bu mesele sadece geçmişte HDP meselesi olmadığı gibi."
Birçok heyetin ve bireyin bir an önce İmralı'ya giderek görüşme gerçekleştirmek istediğini bildiklerini ifade eden Temelli, "Bu kanalların bir an önce açılmasını özellikle dile getirmek istiyorum" dedi. İstanbul'da 13-14 Haziran tarihlerinde "2. Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü" başlıklı bir konferans düzenleneceğini aktaran Temelli, aydınların, yazarların ve bilim insanlarının katılım sağlayacağı bu etkinliğin Türkiye siyaseti açısından ön açıcı katkılar sunacağını belirtti.
Kendisine yöneltilen bir soru üzerine Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, "Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin önemli aşamaların kaydedildiği bir dönemde beklentimiz, toplumsal huzuru zafiyete düşürecek söylem ve eylemlerden kaçınılmasıdır" şeklindeki açıklamasını değerlendiren Temelli, şunları söyledi: “Türkiye’nin huzura ihtiyacı var. Sayın Bahçeli’nin altını çizdiği konu önemli. Tabii bu konuda demokratik bir cumhuriyetin, demokratik bir toplumun inşasının ne denli önemli olduğu biz hep dile getirdik. Bunu hep birlikte başarabildiğimiz ölçüde herkesin özlemini duyduğu o huzura, toplumsal barışa mutlaka kavuşacağımıza biz de inanıyoruz. Bunu başarmak için de atılması gereken önemli adımlar var. We bu adımların atılmasında ısrarcıyız. Yoksa yargı marifetiyle bu tür müdahalelerin huzur ortamını ya da huzur beklentilerini en çok sabote eden yaklaşım olduğunu düşünüyoruz”
Süreçle ilgili siyasi trafiğin ne zaman başlayacağına yönelik soruya yanıt veren Temelli, “Yarın Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantımız var, MYK toplantımızda önümüzdeki döneme dair programımızı ve planlarımızı konuşacağız. Bizim trafiğimiz hiç durmadı, devam ediyor” ifadelerini kaydette.