TBMM Başkanı Kurtulmuş: CHP'nin tartışmalarını çözecek makam TBMM değildir
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içerisindeki mutlak butlan tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile Zambiya Ulusal Meclisi Başkanı Nelly Mutti, basına kapalı gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından TBMM Tören Salonu'nda ortak basın toplantısı düzenledi.
Kurtulmuş, parti bünyesindeki tartışmalara yönelik olarak, "Bu tartışmanın TBMM asla tarafı değildir, olamaz, olmayacaktır. CHP’nin bu tartışmaları bir an evvel geride bırakarak, kendi aralarında oluşturacak mutabakatlarla partinin kurumsal kimliklerini en iyi şekilde korumalarını tavsiye ve temenni ederim. Arada bir çelişki varsa, arada bir tartışma varsa, bu tartışmanın tarafı, bu çelişkinin tarafı ya da bu tartışmayı çözecek makam TBMM değildir" sözlerini kaydetti.
AFRİKA AÇILIMIMIZIN ÜÇ TEMEL AYAĞI VAR
Zambiyalı mevkidaşını ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, son yıllarda Türkiye ile Afrika kıtası arasında gelişen ilişkilere dikkati çekti. Türkiye'nin son 20-25 yıllık dönemde Afrika'ya yönelik dış politika faaliyetlerini yeni bir perspektifle ele aldığını vurgulayan Kurtulmuş, şu açıklamayı yaptı:
"Bu bakış açımızın, Afrika açılımımızın üç temel ayağı vardır. Bunlardan birisi; Afrika, Afrikalılarındır. Yani Afrika’nın şimdiye kadar olduğu gibi dışarıdan müdahale edilmesini asla tasvip etmeyen bir anlayışla Afrika ile ilişkilerimizi gerçekleştiriyoruz. İkincisi, Afrika’nın sorunlarına Afrikalı çözümler bulunması perspektifidir. Dışarıdan bazı çözüm dayatmalarına karşı olduğumuzu, bunu kabul etmediğimizi belirten bir yaklaşımımız var. Üçüncüsü ise Afrika’nın doğal kaynaklarının bir şekilde sömürülmesi değil, Afrikalı milletler ile 'kazan-kazan' prensibi çerçevesinde ilişkileri geliştirmeyi esas alıyoruz. Bu çerçevede Türkiye-Afrika ilişkileri fevkalade gelişme halindedir. Türkiye’nin Afrika’daki yatırımları yaklaşık 100 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Afrika’da 12 olan büyükelçilik sayımız 44’e ulaşmıştır. En kısa sürede 50’ye ulaşmasının mümkün olduğunu düşünüyoruz."
SOYKIRIMCI CANİNİN SÖZLERİNİN HİÇBİR KIYMETİ HARBİYESİ YOKTUR
Açıklamalarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya da tepki gösteren Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerinin Türkiye'nin milli menfaatlerini korumaya yönelik olduğunu belirtti. Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
"Sayın Cumhurbaşkanımızın İsrail'in bölgedeki yayılma politikalarına karşı yerinde, haklı olarak Türkiye'nin menfaatlerini korumayı hedefleyen ve Türkiye'ye karşı herhangi bir şekilde saldırgan ya da kötü niyetli amaçlarla ortaya çıkması muhtemel adımları engellemek için söylediği sözler tamamıyla Türkiye'nin milli menfaatlerini korumaya yöneliktir. Bu çerçevede katliam sorumlusu, soykırım suçlusu, ellerinde masum sivil, çocuk ve kadın Filistinlilerin kanı bulunan Netanyahu'nun, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye'nin ortaya koymuş olduğu bu perspektife, bu politikaya karşı söyleyecek bir tek sözü yoktur. Onun için biraz da telaşla dile getirdiği ve Cumhurbaşkanımızı itham eden bu sözlerini tamamıyla kendisine iade ediyoruz. Bir soykırımcı caninin söylediği sözlerin uluslararası alanda hiçbir kıymeti harbiyesi olmadığını bir kere daha burada Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin çatısı altından ifade ediyoruz, ilan ediyoruz."
SOYKIRIM SUÇLUSU NETANYAHU, YAPTIKLARININ HESABINI VERECEK
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın aklıselim ve vicdan sahibi küresel bir lider olarak İsrail'in yayılmacılığına karşı çıktığını belirten Kurtulmuş, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bütün kurum ve kuruluşları olarak, başta milletin temsilcisi, Türk demokrasisinin kalbi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi as olarak biz de İsrail'in eli kanlı bu çetesinin işlediği suçların karşısında durmaya devam edeceğimizi ifade ediyoruz. Bu bizim insanlığa, tarihe ve insanlığın ortak vicdanına karşı sorumluluğumuzdur. Sayın Cumhurbaşkanımızın duruşunun yanında, arkasında 86 milyon olarak birlikte olduğumuzu bir kez daha ifade ediyorum. Eninde sonunda soykırım suçlusu Netanyahu yaptıklarının hesabını mutlaka uluslararası mahkemelerde verecektir. Zaten insanlık vicdanında mahkum olan Netanyahu ve ekibi, uluslararası mahkemeler tarafından da mahkum olacaktır."
TÜRKİYE İLE İLERLEMEYE DEVAM EDECEĞİZ
Zambiya Ulusal Meclisi Başkanı Nelly Mutti ise konuşmasında, Türkiye'nin Afrika halklarını destekleyen politikalarından bahsetti. Ülkelerinin kalkınması için Türkiye gibi ülkelerle omuz omuza ilerlemeyi amaçladıklarını belirten Mutti, şu ifadeleri kullandı:
"Yeterli derecede yağışımız ve topraklarımız var. Türkiye ile el ele ilerlemeye devam edeceğiz. Hepimizin birbirine ihtiyacı var. Amacımız mineral kaynaklarının ülkemizden götürülmemesini sağlamak. Türkiye Cumhuriyeti'nin belirlemiş olduğu bu politika ve Afrika halklarını destekliyor oluşu bizi memnun etmekte. Dünyaya barış hakim olsun. Hepimiz diyalog aracılığıyla barışı tesis etmek için çabalarımızı ortaya koyalım. Parlamenter diplomasiyi göz ardı etmeyelim."
ORTA DOĞU'YA BARIŞ GELİRSE, ZAMBİYA'DA DA OLUR
Silahlı çatışmaların en büyük zararını kadın ve çocukların gördüğünü hatırlatan Mutti, uluslararası sorunların çözümünde diyalog vurgusu yaparak sözlerini şöyle tamamladı:
"Sürecin ilerletilmesinde iş birliklerimiz devam edecek. Halklarımız olarak bir araya gelirsek ancak kalkınabiliriz. Dünyanın sorunlarının ancak yakın diyalogla çözülebileceğinin altını çiziyorum. Türkiye Cumhuriyeti'nin muazzam rolü için teşekkür etmek isterim. Orta Doğu'daki saldırıların barışçıl bir şekilde çözülmesi için elinden geleni yaptı. Orta Doğu'ya barış gelirse, Zambiya'ya da barış olur. Tek bir bölgede baş gösteren çatışmayı bizim ülkemizde de baş göstermiş saymalıyız. Parlamentolarımızın gerekli rolü göstermesini sağlamalıyız. Demokratik süreçleri terk etmemeliyiz. Omuz omuza vererek adımlarımızı atmaya devam edeceğiz."
TARTİŞMAYI ÇÖZECEK MAKAM TBMM DEĞİL
Basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "CHP’li iki grup başkanvekilinin üyelikleri askıya alındı, haklarındaki ihraç talebi nedeniyle. Bu iki isim görevlerini yapabilecek mi? Bu konuda CHP Genel Merkezi’nden size bir yazı geldi mi? Önümüzdeki salı günü CHP Grup Toplantısı için her iki taraftan da talep gelmesi durumunda nasıl bir adım atılacak" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Türkiye’deki bütün siyasi partilerin, hele hele ki TBMM’de ikinci büyük gruba sahip olan, eski sisteme göre ana muhalefet partisi olan CHP'nin kurumsal kimliğinin bütünlük içerisinde devam etmesi, kendi arasındaki bu sürtüşmeleri, çekişmeleri gerçekten en iyi bir şekilde kendi aralarında problemleri çözmelerini ümit ederiz, tavsiye ederiz. Böyle olmasını temenni ederiz. TBMM Başkanlığı olarak kayıtlı olduğumuz kısıtlı olduğumuz alan parlamenter hukuk ile ilgilidir. Meclis'in iç tüzüğü, partilerin kendi tüzükleri, parti Meclis gruplarının iç yönetmelikleri çerçevesinde karar veririz. TBMM'nin herhangi bir partinin içine taraf olması asla mümkün değildir. Asla düşünülemez. Herhangi bir şekilde TBMM'yi taraflardan birisinin, kendi tarafına çekme çabaları da hiçbir şekilde sonuç vermez. Biz ne yapacağımızı biliyoruz. Parlamenter hukuk bakımından elimizdeki imkanları biliyoruz. Hiçbir hata yapmadan süreci yönetmeye çalışıyoruz. Nasıl, ne zaman atılması adım gerekirse o adımları da atarak bugüne kadar geliyoruz. Bu tartışmanın TBMM asla tarafı değildir, olamaz, olmayacaktır. CHP’nin bu tartışmaları bir an evvel geride bırakarak, kendi aralarında oluşturacak mutabakatlarla partinin kurumsal kimliklerini en iyi şekilde korumalarını tavsiye ve temenni ederim."
Kurtulmuş, "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Özgür Özel'in Meclis'te bulunan makam odasının boşaltılarak kendisine tahsis edilmesi yönünde bir talebi olduğu, Meclis Başkanlığı'na bu yönde bir dilekçe sunduğu iddiası var. Tarafınıza bu yönde bir dilekçe geldi mi, değerlendirmeniz nedir" sorusuna da şu cevabı verdi:
"Arkadaşlar, bunların hepsi büyük resmin içerisinde detaydır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yapması gerektiği zaman o şekilde atar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ama tekraren söylüyorum; arada bir çelişki varsa, arada bir tartışma varsa, bu tartışmanın tarafı, bu çelişkinin tarafı ya da bu tartışmayı çözecek makam Türkiye Büyük Millet Meclisi değildir."
SÜRECİN HIZLANDIRILMASI KANAATİNDEYİM
Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin "Bir rapor hazırlanmıştı, Meclis Başkanı'na sunuldu. Bu kapsamda Meclis tatile girmeden terörsüz Türkiye ile ilgili yasal düzenlemeler Meclis'e gelir mi" sorusunu ise şu sözlerle yanıtladı:
"Komisyon çok ciddi bir çalışmayı sürdürdü. Türkiye demokrasisi bakımından iftihar vesilesi olan bir tabloyu ortaya koyduk. Meclis'te bütün siyasi partiler, komisyona katılan siyasi partiler büyük bir çabayla Türkiye'de toplumun farklı kesimlerini dinledi ve bir rapor ortaya koydu. Rapor da hemen hemen ittifakla kabul edildi. Bu rapor bir yol haritasıdır. Elimizde bizi bağlayan ortak mutabakat metnimizdir. Bu ortak mutabakat metninin özellikle 6 ve 7'nci maddelerinde yol haritalarını belirlemek üzere ortaya konulmuş somut tekliflerdir. Bunun gereğinin yerine getirilmesi lazım. Orada kritik eşik olarak tanımlanan terör örgütünün silahları bıraktığının tespit edilmesi, örgütün kendini tamamıyla feshettiğinin anlaşılmasına paralel olarak gerekli yasal düzenlemeler Meclis'te yapılmalıdır. Bu sürecin hızlandırılması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü Orta Doğu'nun bu kadar bir cadı kazanına döndüğü ve giderek, hele hele dünyadaki bütün işlerin beklenenden daha süratli hale geldiği bir ortamda, bu kadar pozitif bir noktadayken, bu kadar büyük bir olumlu durum yakalanmışken bunun bir an önce bitirilmesi için bütün partilerin ortak çalışmalarını sürdürmeleri lazım. Gerekirse biz geçen sene yazın bütün yaz boyunca komisyonlar çalışsak, gerekirse bu işin çözülmesi için Meclis tatile girmeden evvel bitmesini temenni ederim. Ama eğer gerekirse bu konudaki çalışmalar da sürdürülür ve sonuç alınır."