Çeviri: Dokuz8/Adem Tanış (@tanis_adem1)

İnternette pek çok marka ve site tarafından uygulanan reklam algoritmaları, kullanıcılar tarafından sıkça eleştiriliyor. Kullanıcıların hayatını kolaylaştırmak ve ilgi alanlarına göre ürünleri satın almasını sağlamak amacıyla yapılan algoritmalar, genellikle rahatsız edici durumlar yaratıyor. Bu durumun en çarpıcı örneği ise Washington Post video editörü Gillian Brockell’ın yaşadıkları oldu. Şirketler, hamilelik süreci bebeğinin ölü doğmasıyla sonuçlanan Brockell’a ‘yeni doğan’ ve hamilelik konulu reklamlar göndermeye devam ettiler. Brockell, reklamların psikolojisinde yarattığı tahribatı anlatmak için şirketlere yönelik bir açık mektup kaleme aldı.

 
[mks_dropcap style=”letter” size=”52″ bg_color=”#ffffff” txt_color=”#000000″]G[/mks_dropcap]illian Brockell’ın, hamileliğinin ilk dönemlerinde sosyal medyada yaptığı arama ve beğeniler üzerinden gönderdikleri reklamları, çocuğunun ölü doğmasının ardından göndermeye devam eden şirketlere yönelik mektubunu sizler için çevirdik. 

Sevgili Teknoloji Şirketleri,
Hamile olduğumu bildiğinizi biliyorum. Bu benim suçum, #30haftalık, #bebektekmeledi gibi instagram hashtaglerine direnemedim. Salak ben… Hatta bir iki kez Facebook’ta hamile giysisi reklamlarına bile tıkladım. Bebeğimin doğumuna az bir zaman kala yaptığım partiye gelen arkadaşlarıma yürekten ettiğim teşekkürü, Arizona’dan gelen görümcemin fotoğraflarını görmüşsünüzdür. Google’da hamileliğime yönelik yaptığı aramaları görebilirsiniz hatta iddaya girerim. Amazon size hamile olduğumu öğrendiğim gün olan 24 Ocağı bile söyleyebilir. Hesabımı o gün açmıştım. Peki aynı zamanda “Bunlar braxton kasılmaları mı?”ve “Bebek hareket etmiyor” aramalarımı görmediniz mi? Benim gibi aktif bir kullanıcının 3 gün boyunca sessiz kaldığı dikkatinizi çekmedi mi ?
“Kalp kırıldı”, “Ölü doğan”, “Problem” gibi anahtar kelimeler ve arkadaşlarımdan gelen binlerce ağlama emojisini görmediniz mi ? Bu sizin takip edebildiğiniz birşey değil mi ?
Anlayacağınız gibi sadece ABD’ de yılda 26 bin çocuk ölü doğuyor, sizin dünya çapındaki kullanıcılarınız arasında ise milyonlarca…
Size hastaneden dünyadaki en boş ellerle dönünce sosyal medyanın nasıl bir yer olduğunu anlatmama izin verin. Günlerinizi yatakta hıçkıra hıçkıra ağlayarak geçirirken bir sonraki ağlama krizinden önce birkaç dakikalık dikkat dağınıklığı için telefonu eline aldığında, şok edici bir şekilde her şey sanki bebeğin hayattaymış gibi.
Ve biz milyonlarca kalbi kırık insan, ‘Bu reklamı görmek istemiyorum’a tıklayıp, ‘Neden?’ sorusuna, korkunç gerçek olan ‘Benim ile alakalı değil’ cevabını verdiğimizde sizin algoritmanızın ne karar verdiğini biliyor musunuz? Sanki doğum yapmışsınız gibi mutlu bir sonuç bekliyor ve sizi en iyi emzirme sütyeni (Göğüslerimde lahana yaprakları var çünkü tıp biliminin sütünüzü durdurmak için sunduğu en iyi yöntem bu), bebeği bütün gece uyutacak numaralar (onun ağlamasını duymak için her şeyi verirdim) ve bebeğinizle büyüyecek bebek arabası (benimki her zaman 1,8 kg olarak kalacak) gibi reklamlara boğuyor.
Yaşanan onca şeyden sonra bir darbe de Experion’dan geliyor. Onun asla sahip olamadığı hayatı boyunca kredisini takip etmek için beni teşvik eden bir spam maili: “Çocuğunuzun kaydını bitirin.”
Teknoloji Şirketleri, lütfen sizden rica ediyorum, eğer benim hamile olduğumu, doğum yaptığımı fark edebilecek kadar zeki iseniz bebeğimin öldüğünü fark edecek kadar da zekisinizdir. Bana buna uygun reklam yapın ya da hiç yapmayın.

Saygılarla Gillian