Milli Eğitim Bakanı Selçuk, 15 Şubat’ta okulları açmakla ilgili bir ilke kararı aldıklarını belirterek, “2 gün 2 gün bölmek gibi ya da belli sınıflar seviyesinde kademeli olarak açmak gibi çok farklı senaryolarımız var” ifadelerini kullandı.

CNN Türk’te yayınlanan “Ne oluyor?” programına katılan Selçuk, gazeteciler Hakan Çelik ve Göksu Öngören Özgür’ün gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Bakan Selçuk’un açıklamalarından öne çıkanlar:
15 Şubat’ta okulları açmakla ilgili bir ilke kararı aldık. 2 gün 2 gün bölmek gibi ya da belli sınıflar seviyesinde kademeli olarak açmak gibi çok farklı senaryolarımız var.
Hangi sınıfların ne şekilde nasıl açılacağına dair 15 Şubat’tan yaklaşık 2 hafta-10 gün önce net bir tablo karşımıza çıkar.
Bu ara tatilde çocuklarımızın biraz dijitalden uzaklaşmalarını ve dijital diyet anlamında çalışmalara yönelmelerini istiyorum. ‘Peki ne yapalım’ın cevabı olarak da kitapçıklar hazırladık. Gün gün önerilerimizin olduğu kitapçık, önümüzdeki hafta sonuna doğru çoğunluğu online bir kısmı da basılı olarak ulaşacak.

SINAVLAR VE KARNELER

Sınavlar ve karnelerin hazırlanması sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Selçuk, şunları kaydetti:
“İlkokul ve orta okullarda yüz yüze sınav yapmayacağız. Aslında yapmayı planladık. Öğrencilerimizin yüzde 40’ına da bu sınavı uyguladık. Fakat geri kalan yüzde 60’lık kısım da tam sınava girecekken okulların tekrar kapanması söz konusu oldu. Daha sonra 25 Aralık’ta ilan ettik. ‘İlkokullarımız ve orta okullarımız, sınava girmeksiniz karnelerini dijital olarak alacak.’ dedik. ‘Liselilerimiz de 15 Şubat’tan sonra kalan sınavlarını yapacaklar.’ dedik. Geçtiğimiz günlerde küçük bir ayrıntıyı gündeme getirdik. Bazı velilerimiz haklı olarak ‘Bizim çocuklarımız sınava girdiler. Notlarını aldılar. Sınava giremeyenler kanaat notu, katılım puanı, performans ve proje gibi hususlardan puan aldı. Bu puanlar aynı değil. Benim çocuğum da performanstan alsın.’ dedi. Çok haklı olarak. Biz de seçenek sunduk. Yoksa değişiklik yok. Sadece isteyen veliler kendi çocukları için, sınavda puan alsın ya da almasın gibi kanaat ortaya koyabilir. Böyle bir seçenek.”
Selçuk, ilkokul ve orta okul kademelerinin çocukların daha çok pedagojik gelişimlerini öne çıkardığını belirterek, çocukların akademik olarak ilerlemelerinin daha çok lisede gerçekleştiğini söyledi.
İlkokul öğrencisiyle lise öğrencisinin karşılaştırılmasının doğru olmadığına dikkati çeken Selçuk, “Liselilerin sınava girmeleri onların bir sonraki sene rahat etmeleri açısından… Diyelim ki 9. sınıfta bir öğrencimiz ve ikinci dönemi geçen yılki gibi dikkate almazsak ‘Sadece birinci dönemden sorumlusunuz.’ dersek, o zaman bir sonraki yılın eğitim öğretim süreci zafiyete uğruyor. 10’lar 11’de sıkıntı çekiyor, 11’ler 12’de, 12’ler de üniversite matematiğinde sıkıntı çekiyor. Mesela ikinci dönemde türev ve integral almadığını düşünün üniversite matematiği sıkıntıya girer. Öğrenme kayıplarını daha da artıracak bir yolu seçmemeyi… Bizim bir Eğitim Bilim Kurulumuz var. Onlarla yapılan görüşmelerde ilk ve orta okullarda bunun sınav olarak yapılmaması ama liselerde muhakkak sınav olarak yapılması önümüzdeki 5-6 yılın kayıplarının kontrolü açısından kritiktir kararı çıktı. Bu kararı sahada da test ettik.” diye konuştu.
Selçuk, merkezi sınavlarda öğrencilerin “bütün müfredattan sorumluluk” durumlarının geçerli olduğunu anımsattı.
Konuşmasının devamında ders kayıplarının telafisi hakkında bilgiler veren Selçuk, alınacak kararların sadece Milli Eğitim Bakanlığıyla ilgili olmadığını vurguladı.
Dijital eğitimin ülke çapında bütün vatandaşların erişimine açılması
Selçuk, bakanlığın 1000 sayfalık bir dergi yayınladığını anımsatarak, salgın ve eğitim temalı dergide çok sayıda araştırmanın yer aldığını söyledi. Sahadan veri gelmesini istediklerini aktaran Selçuk, vatandaşların da bu yayına ulaşabileceğini ifade etti.
Selçuk, kararları veriye dayalı olarak aldıklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Bu tür araştırmaları önemsiyoruz. Bilim insanlarının Türkiye’nin her yerinde salgın ve eğitim muhtevasında araştırmalar yaptığını… Davet çıkardık. Yeni araştırmaları desteklediğimizi söyledik. Ondan sonra bizim istemediğimiz kadar araştırma geldi. Biz seçerek bu dergiyi oluşturduk. Ziya öğretmen olarak mükemmeliyetçi bir tarafım var. Ben hiçbir zaman tatmin olmam. Daha iyisi, daha iyisi… Her ülkenin eğitim portalı var. Büyük ülkelerin özellikle var. Bizim EBA’nın dünyada birinci olmasını ben yeterli bulmuyorum. Bizim 3 milyon canlı dersi, 4,5 milyona çıkarmamız lazım. Salgın bittikten sonra tüm halkımıza yönelik olarak kullanabileceğimiz bir eğitim programına ihtiyacımız var. Beğen izle, sertifikanı al, sertifikalarını biriktir akreditasyona dönüştür, akreditasyonunu tamamla diplomalara dönüştür gibi mesleki eğitimde Türkiye’nin beceri açığı da gözetilerek böyle bir eğitim platformunun oluşturulması çalışmasındayız.”
Selçuk, konuşmasında dijital eğitimde Türkiye’nin dünyadaki yerine ilişkin bilgiler vererek, kaynak, ders ve tıklanma oranları hakkında değerlendirmelerde bulundu.