22 Ocak 2021, Cuma

İstanbul Tabip Odası Başkanı Pınar Saip: Koronavirüs hastalığı meslek hastalığı sayılmalı

Dokuz8GÜNDEM Özel yayına konuk olarak İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip ve SES Aksaray Şube Başkanı Yasemin Bakır katıldı. Moderatör Nagihan Alan Yiğit’in sorularını yanıtlayan SES Aksaray Şube Başkanı Yasemin Bakır, “500 tane yoğun bakım yatağı boşumuz var. 500 yatağın ne kadar kısa sürede dolacağını hepimiz az buçuk tahmin edebiliyoruz. Bu bizim işim kontrolünü kaybettiğimiz an aslında” dedi.

“Bu salgını kontrol altına almanın en etkili yöntemlerinden bir tanesi yüksek miktarda test meselesidir. Yani kimin kiminle temas ettiği, kaç hasta ve kaç vaka olduğu, temaslıların nerede olduğu bu konunun çok net ve açık bir şekilde götürülmesi gerekiyor” diyen Bakır, “500 tane yoğun bakım yatağı boşumuz var. 500 yatağın ne kadar kısa sürede dolacağını hepimiz az buçuk tahmin edebiliyoruz. Bu bizim işin kontrolünü kaybettiğimiz an aslında” dedi.

Saip, koronavirüs hastalığının meslek hastalığı olarak kabul edilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “119 sağlık çalışanı ve 74 hekim yani toplam 193 sağlık çalışanı yaşamını bu uğurda kaybetmiş bulunmaktadır” diye belirtti.

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Pınar Saip ve SES Aksaray Şube Başkanı Yasemin Bakır, dokuz8GÜNDEM Özel’de Nagihan Alan Yiğit’in sorularını yanıtladı.

“Emekçilerin yaşadığı semtlerde hakikaten salgın daha kötü seyrediyor. Daha fazla vaka var. Ama bunların detayları ile ilgili bilgilere başından beri maalesef ulaşamadık” diyen Prof. Dr. Pınar Saip değerlendirmelerine şu şekilde devam etti:

HER ŞEY KONTROL ALTINDA ALGISI SAĞLIK ÇALIŞANLARINA NASIL ZARAR VERDİ?

Özellikle bu vaka sayısı hasta sayısı ve Tablodaki detaylar çok önemliydi. Hem hangi yörelerde insanların daha çok hastalandığı ve bunların hangi gelir gruplarına göre dağıldıkları tespit ediliyor. Daha çok çalışan kesimde mi bu hastalık görülüyor, onlar mı ailelerine taşıyorlar? Bunları biz kırmızı tablodan görebiliyorduk.. Biz ilk tanının konması anından beri çok fazla test yapılması, bu hastalıkla ilgili ne kadar dağılımın olduğunun saptanmasını istiyorduk. Buna göre de halk sağlıkçılarının denetiminde açık, şeffaf, yetkileri ve sorumluluğu olan bir Bilim Kurulu tarafından salgının yönetilmesi gerekiyordu. Bizde böyle yapılmadı şu anda sorumluluğun kimde olduğu tam olarak belli olmayan aslında ama bir yandan da belli olan bir süreç yürütülüyor. Yani iktidarın en başındaki kesim tarafından bu süreç yönetiliyor. Detaylara maalesef sahip olamadık. Sahip olamadığımız için de gerek sağlık çalışanları gerek toplumun sağlığı açısından süreç yönetilememiş oldu. Salgının gerçek boyutları maalesef toplum tarafından da algılanamamış oldu. Ayrıca sağlık çalışanları tarafından da anlaşılamamış oldu. Özellikle Eylül ayından beri artan bu vakaları biz sahada çok iyi görüyorduk. Yazın biraz İstanbul’da bir azalma yaşansa da Eylül ayından itibaren ciddi bir artış oldu ve katlanarak arttı. Biz bunu sürekli dile getirdiğimiz için nihayet bu topluma açıklanmak zorunda kalındı. Şu anda da sağlık sistemi iyi aydınlatılmalı için doluluk oranları çok yükseklere vardı. Salgının boyutu sağlık çalışanlarına cidden tüketir hale geldi.

Yiğit’in ‘’Sağlık emekçilerinin en acil halledilmesi gereken sorunu ne?’’ sorusuna Saip, ‘’Meslek hastalığı olarak sayılması bizim öncelikli talebimiz’’ dedi. Saip, sözlerine şöyle devam etti:

SAİP: 193 SAĞLIK ÇALIŞANI BU UĞURDA HAYATINI KAYBETTİ

119 sağlık çalışanı ve 74 hekim yani toplam 193 sağlık çalışanı yaşamını bu uğurda kaybetmiş bulunmaktadır.

Meslek hastalığı olarak sayılması bizim öncelikli talebimiz. Bu hem çalışanlara bir moral ve motivasyon kazandıracaktır hem de işyerlerinin sağlık çalışanları için tedbirleri arttırmasını sağlayacaktır. Çünkü bir tazminat ödemekle yetkili olacaklar. Bu uğurda ölmüşseniz çoluk çocuklarınız için bir gelecek temini açısından önemli. Bir de tabii size kamunun, devletin verdiği önemi göstermesi açısından da önemli. Bugüne kadar 140 ülkede bu meslek hastalığı olarak kabul edilmiş durumda. Ama hala bizim ülkemizde bu netleşmiş durumda değil. Bunun bir an önce kabul edilmesini özellikle istiyoruz. Bizim de bilboardlarda meslek hastalığı olarak kabul edilmesine yönelik taleplerimiz yer aldı. Biz 65 Tabip Odası olarak hepimiz aynı görüşte olmasak da bu konuda birleştik. Toplu imzalayarak gazete ilanı verdik. Ortak mücadele ediyoruz.

Bakır, “Sağlık Bakanı en sonunda ülkedeki gerçek vaka sayısını açıkladı. Ama her ne kadar 28 bin ile başlayıp 3-4 günlük bir zaman dilimi içerisinde 30 bine varan bir vaka sayısı aktarımı yapılsa da biz biliyoruz ki hala bu sayılar gerçek vaka sayısını ifade etmiyor’’ dedi. Bakır değerlendirmelerine şu şekilde devam etti:

“500 TANE BOŞ YOĞUN BAKIM YATAĞIMIZ KALDI”

Bilgiyi toplumla paylaşmak, bilgi eşitlemek ve bu bilgi konusunda şeffaf davranma meselesi çok belirleyici bir şey. En aşağıdan en yukarıya kadar bütün görüşmelerimizde talep ettiğimiz şey sürecin yürütüldüğü bu organların hepsine dahil olmaktı. Ne yazık ki bugün 30 Kasım itibarıyla pandeminin başlamasının üzerinden 10 ay geçmesine rağmen Dünya Sağlık Örgütünün aşı dağıtımı ile ilgili yapmış olduğu bir açıklama ile birlikte vaka tartışması ile hasta tartışması arasındaki çatışmadan vazgeçen Sağlık Bakanı en sonunda ülkedeki gerçek vaka sayısını açıkladı. Ama her ne kadar 28 bin ile başlayıp 3-4 günlük bir zaman dilimi içerisinde 30 bine varan bir vaka sayısı aktarımı yapılsa da biz biliyoruz ki hala bu sayılar gerçek vaka sayısını ifade etmiyor. Dolayısıyla doğru bilgiye ulaşamadığı için bilginin gerçekliği ile ilgili çatışma yaşayan sağlık çalışanın kendisini işin içinde edilgen halkta aslında işin ehemmiyetinden bir haber olmuş oluyor. Şu anda dünkü açıklanan en son rakamdı 500 tane yoğun bakım yatağı boşumuz var. 500 yatağın ne kadar kısa sürede dolacağını hepimiz az buçuk tahmin edebiliyoruz. Bu bizim işim kontrolünü kaybettiğimiz an aslında. Bizim için de aslında meselenin en başındaki sağlık emekçilerinin taleplerinin arasındaki ilk sırada bu işi meslek hastalığı sayılması var. Yine 9 ay geçmesine rağmen birçok şehirde, İstanbul’u baz aldığımızda mesela iki büyük şehir hastanesi açılışı gerçekleştirildi. Bunun yanı sıra pandemi hastanesi açılışları gerçekleştirildi. Ama bakanlık zaten yetersiz personel sayısı olmasına rağmen bu hastanelerin kadrolarını bile diğer kurumların personellerinin görevlendirmeleri ile tamamladı. Bir diğer konu resmi anlamda bir annemi ilanı olmamış olmasına rağmen anayasaya aykırı bir şekilde arkadaşlarımızın bütün izin haklarını el konulmuş durumda. Bunun yanı sıra sağlık emekçilerinin çok uzun süreden beri ihtiyacı olan ve gündemde olan bir ücret meselesi vardı. O ücret meselesi ile performans meselesi de yine bizim TTB ve birkaç kurum ile birlikte Mart itibariyle dillendirdiğimiz bir meseleydi. Performansın nasıl adaletsiz bir düzen olduğunu, çalışanlar arasında nasıl bir ikircik yarattığını biliyoruz. Aslında performans ödemesinin sağlık emekçilerinin hesabında sayılıp çoğu kez hesap tablosundan düştüğü ve bir gelir olmayan adı olan bir model olması ile ilgili bir tartışmamız vardı. Bunların bir an önce çözülmeye ihtiyacı var. Çünkü çok ciddi bir tükenmişlik, çok ciddi bir şekilde psikolojik boyutuyla arkadaşlarımızın adını koyamadığı ama ciddi ciddi tükenmeye giden ve oradan sonrasını kestiremediğimiz bir süreç işliyor şu anda.

TAM KAPANMA SAĞLANMAZSA SAĞLIK SİSTEMİ SÜRECİN ALTINDAN KALKABİLECEK Mİ?

Bakır, ‘’Biz toplumun bir bütünen kapatılmasını doğru bulunmamakla birlikte en başında beri eğer bir kapatmaya zorunlu kılacak koşullar gelişecekse bunun bütün sorumluluğunu üstüne alacak bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu söylüyoruz. Bu salgını kontrol altına almanın en etkili yöntemlerinden bir tanesi yüksek miktarda test meselesidir. Yani kimin kiminle temas ettiği, kaç hasta ve kaç vaka olduğu, temaslıların nerede olduğu bu konunun çok net ve açık bir şekilde götürülmesi gerekiyor. Biz temasların çok uzun süreden beri teste tabi tutulmadığını biliyorduk zaten. En sonunda resmen de açıklandı zaten temaslar teste tabi tutulmayacak. Bu tarz önlemlerle salgının kontrol altına alınması ve sağlık kurumlarının da gelinen nokta ayakta kalmasını beklemek açıkçası çok gerçekçi bir tutum değil’’ dedi.

SAİP: TTB OLARAK BAŞINDAN BERİ SAĞLIK ÇALIŞANLARINA DÜZENLİ TEST YAPILMASINI TALEP ETTİK

Biz başından beri hem sendikalar olarak Türk Tabipleri Birliği ve meslek odaları olarak başından beri sağlık çalışanlarının düzenli test yapılmasını talep ettik. Sağlık çalışanları arasında da Özellikle bugünlerde Covid salgını çok fazla. Bu nedenle ciddi bir emek gücü kaybı ile karşı karşıyayız. Testlerin düzenli yapılması hem sağlık çalışanlarının daha tedbirli olmasını sağlayacaktı hem de hasta olanların hemen izole edilmesini sağlayarak hastanelerin yeni bir salgın kaynağı olmasını engelleyecekti. sağlık çalışanlarına yönelik tedbirli davranışlar ve güvenli çalışma ortamlarının sağlanması mümkün olmadı. salgının başlangıcında bir sürü arkadaşımızı sırf bu hem erken test yapılmasına başlamadığı için hem de sağlık çalışanlarının düzenli test yapılmadığı için kaybetmiş bulunmaktayız. Bunun sorumluluğunu birilerinin alması gerekecek.

“Yeterli tıbbi ekipman sağlanabiliyor mu?’’ sorusuna Saip, “Bu konuda gerçekten sağlık meslek örgütleri olarak çok ciddi ses çıkardığımıza inanıyorum’” dedi ve şunları vurguladı:

SAİP: EKİPMAN KONUSUNDA EN BÜYÜK SORUN ASM’LERDE YAŞANIYOR

Bu konuda gerçekten sağlık meslek örgütleri olarak çok ciddi ses çıkardığımıza inanıyorum. Bir dönem maskeyi dağıtımı ile ilgili çok sorunlar yaşandı. Halktan büyük bir dayanışma ortaya çıktı. Bu dayanışma ortaya çıktığı andan itibaren iktidar hemen o konuya el atıyor. O nedenle şu an ekipman açısından en büyük orun Aile Sağlığı Merkezlerinde yaşanmaktadır. Aile Sağlığı Merkezleri hala bunları kendi cari giderlerinden karşılamak durumunda. Bu merkezleri devlet düzenli bir dağıtım sağlamıyor. Birçok yerde maske sayısı yetersiz kalıyor. Bazı maskelerin kalitesi yani koruyucu özellikleri yeterince yok.

BAKIR: EBEBEYN SORUMLULUĞU SADECE KADININ YÜKLENDİĞİ BİR SORUNLULUK DEĞİL

Sağlık iş kolu çalışanların yüzde yetmişini kadınlardan oluştuğu bir meslek grubu. Bakanlığın bir düzenlemesi var. Bakanlık idari izinler meselesi ile ilgili açıklama yaptı:” Sağlık Bakanlığı bünyesinde ebeveynlerden ikisi de Sağlık Bakanlığı çalışanıysa bunlardan birinin idari izinli sayılması’’ ile ilgili bir düzenleme geldi. Bu önceliğin de kadına verilmesi konusunda bir düzenlemesi var. Bizim şu noktada itirazımız var. Mesela ebeveyn sorumluluğu sadece kadının yüklendiği bir sorumluluk değil. Hem erkeğin hem de kadının ortak sorumluluğu. Dolayısıyla oradaki kadın önceliği tanımlamasının doğru bir tanımlama olmadığını düşünüyoruz. Bunun yanı sıra idari izin meselesi de kurum amirlerinin insiyatifine bırakılmış durumda. Buna ek olarak hem odanın hem de sendikaların yıllardır talep ettiği 24 saat kreş hakkı meselesi sağlık emekçilerinin en büyük sorunlarından birisi ve bu pandemi döneminde de en büyük çıkmazlarından birine dönüştü. En net hatırladığımız durumlardan birisi Kayseri’deki Fatma hemşire iki çocuğunu evde bırakıp işe zorunda kaldığı için evde çıkan yangında 2 çocuğunu kaybetti. Bunun gibi onlarca arkadaşımız var.

SAĞLIKTA ŞİDDET SORUNU NASIL ÇÖZÜLEBİLİR?

Saip, şunları söyledi:

Bir yasa tasarısı vardı. Bu salgının içinde istediğimiz gibi olmasa da bir arttırıcı önlem geldi. Yani yasada değişiklik yapıldı ve sağlık çalışanlarına aşı olan şiddette bir artırım ve ifadelerin hastanelerde alınması gibi birtakım özellikler kondu. Ama bunu erteleme durumuna sahip yani sözel veya fiili olarak bir şiddet durumunda eğer ceza ertelenebilir bir sınırdaysa erteleme hakkı hala var. Biz ceza ertelenemez olsun istiyorduk yani belli bir süre ceza çeksin ve caydırıcılığı olsun. Ama sağlıkta şiddet bütün şiddet durumlarında olduğu gibi sadece caydırıcı olarak çözülebilecek bir sorun değil.

SAİP: TOPLUMDAN GELEN DAYANIŞMANIN OLDUĞU DÖNEMDE DAHA MOTİVEYDİK

Toplumda, sağlık çalışanları da sürece katılamıyor. Yani bizim sürece katılmamız sağlansa aslında sözlerimiz dinleniyor olsa, bulunduğumuz birimlerde söylemek istediklerimizi yetkililere ulaştırabilsek, bu sorunun çözümünün bir parçası olabilsek bizim moral ve motivasyonumuzu arttıracak zaten. Özel bir ayrıca seansı ihtiyacımız yok. Toplumdan gelen o dayanışmanın olduğu dönemde biz daha motiveydik. Ne zaman ki devlet her şey yolunda hiçbir şeye gereksinim yok gibi bir set koydu önüne, hatta bir yasak koydu. Bunlar olunca motivasyonlar maalesef kırılıyor.

YASEMİN: 40 BİNİN ÜZERİNDE SAĞLIK EMEKÇİSİNE İHTİYACIMIZ VAR

Biz OECD sıralamalarında sağlık emekçilerinin oransal anlamda saha dağılımı konusunda çok gerideyiz. Hemşire arkadaşlar zaten sayı olarak sahada çok yetersiz olmalarına rağmen yapılan hiçbir planlamanın içerisine dahil olamadılar. Bizim dönüşümlü çalışma olarak ifade ettiğimiz şekilde bir saat bile eksik çalışmadıkları gibi sahadaki bu arkadaşlarımızın büyük bir çoğunluğu neredeyse mesailerini iki katı kadar fazla mesai ile çalıştılar. Son 10 yıldır sağlık iş kolunda ciddi bir mezun ve yığılma söz konusu. Ama sahada da ciddi bir şekilde personel ihtiyacı var. Dolayısıyla bu kadar çok mezunu ne kadar çok ihtiyaç ilişkisi varken bu atamaların yapılmasının sosyal medyada dile getirilmesi gayet normal bir durum. Bir an önce de hayata geçirilmesi gereken bir şey. Açıkçası Bakanlığın açıklamış olduğu sayıları biz düşündüğümüzde bu kadar ciddi bir sağlık krizi yaşanırken verilen sayıları gerçekten hangi akla hizmet veya neyi öngörerek yapıyorlar diye kendi kendimize düşünüyoruz. Şu anda 40 binin üzerinde sağlık emekçisine ihtiyacımız var.

SAİP: KHK’LI SAĞLIK ÇALIŞANLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ LAZIM

Kanun Hükmünde Kararname ile görevlerinden atılmış birçok hem meslektaşımız hem sağlık çalışanı var.

Tabii yeni mezunların sürece katılması çok önemli ama deneyimli personele de çok ihtiyaç var. Özellikle filyasyon alanlarında veya birçok kurulan ekipte hekim bile yok. Bazılarında sağlık çalışanları bile olmadığını duyuyoruz. O yüzden çok alanda sağlık çalışanlarına ihtiyaç var. KHK ile atılan sağlık çalışanlarının mutlaka değerlendirilmesi lazım.

Son Haberler

17 yaşındaki kız çocuğunu cinsel istismara maruz bırakan Osman Çur’un tahliyesine itiraz reddedildi, abla isyan etti

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde yeğenini sistematik olarak cinsel istismara maruz bırakan Osman Çur tahliye edildi. Ardından cinsel istismar faili Çur'un tahliyesine yapılan itiraz kabul edilmedi....

Canan Kaftancıoğlu hakkında yeni iddianame hazırlandı

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un evinin fotoğraflarının çekilmesine ilişkin 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle...

Erdoğan’dan aşı açıklaması: “Bu hafta sonuna kadar 10 milyon aşı gelebilir”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cuma namazının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı ve "İkinci parti aşımız, nasip olursa onayı çıktı Çin'den. Büyük ihtimalle bu hafta sonuna kadar gelebilir"...

Pandemide en ön safta mücadele eden sağlıkçıların eylemine polis engeli: Ankara Tabip Odası Başkanı gözaltına alındı

Sağlık emekçilerinin özlük haklarını talep etmek için gerçekleştirmek istediği alkışlı protestoya polis saldırdı. Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının Bilkent’teki Ankara Şehir Hastanesi’nde özlük haklarının sağlanması talebiyle yapmak...

Çok Okunanlar

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan İBB’ye yasak: “Mobil büfelerde ekmek satılamaz”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi sosyal medya hesabından yayınlamış olduğu mesajda mobil büfelerde satılması planlanan halk ekmeğine Tarım ve Orman Bakanlığı'nın...

Kaybolan Gökhan Güneş’in kaçırıldığı anların görüntüleri ortaya çıktı

Kendisinden dünden bu yana haber alınamayan Gökhan Güneş'in zorla bir araca bindirilerek kaçırıldığı anların görüntüleri ortaya çıktı. Güneş ailesinin...

Sağlık Bakanlığı logolu haritada Alevi köyleri kırmızıyla işaretlendi

Tokat'ta hasta yakınına gönderilen Sağlık Bakanlığı logolu haritada, Alevilerin yaşadığı köylerin yanına kırmızı harflerle ''Alevi'' yazıldığı görüldü. Tokat İl...

Okmeydanı’nda tüm giriş ve çıkışlar kapatıldı

İstanbul Şişli Okmeydanı'nda yapılan denetimde çok sayıda kişi gözaltına alındı. İstanbul Şişli Okmeydanı'nda tüm giriş çıkışları kapatılarak asayiş denetimi yapıldı....

Deniz Bulutsuz’a şiddet uygulayan Ozan Güven hakim karşısına çıktı

Oyuncu Deniz Bulutsuz'a şiddet uyguladığı iddiasıyla hakkında 'silahla kasten yaralama', 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma' ve 'hakaret' suçlarından 13,5 yıla...

Fenerbahçe, Mesut Özil’e yıllık 7.5 milyon euro ödeyecek

Alman Bild gazetesi, Mesut Özil’in Fenerbahçe’den yılda 7.5 milyon avro alacağını duyururdu, Sarı-Lacivertli kulübe yakın bir menajer, imaj haklarıyla...

Soylu, “Anneme küfür eden serbest bırakıldı” Bakan olsam ne yazar

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sosyal medyada annesiyle fotoğrafının altına küfür eden şahsın mahkemece serbest bırakıldığını belirterek tepki gösterdi. "Bakan olsam...

AKP’nin Demirtaş önerisi Erdoğan’ı kızdırdı

AKP'nin MKYK toplantısında 6-8 Ekim olayları hakkında Batı kamuoyunun bilgilendirilmesi teklif edildi. MKYK toplantısında sunulan teklifi kesin bir dille reddeden...

HSK’nın ihraç ettiği hakim ve savcıların listesi açıklandı

Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun ihraç ettiği 11 hakim ve savcının listesi Resmi Gazete'de yayımlandı. Hakimler ve Savcılar Kurulu, 11 hakim...

Adana’da 4 büyüklüğünde deprem

Ceyhan ilçesine bağlı Hamdilli Mahallesi'nde saat 12.30 sıralarında 4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Kandilli Rasathanesi, Adana'nın Ceyhan ilçesine bağlı...

Gözden Kaçmasın