Türkiye’deki test ve ölüm sayılarının ne kadar gerçeği yansıttığına yönelik soru işaretleri her geçen gün artıyor. TTB’nin endişelerini açıklamasının ardından birçok bilim insanı da bu yönde soru işaretlerini gündeme getirdi.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 10 Mart’ta yurtdışından gelen bir kişinin testinin pozitif çıktığını açıkladı. Koca’nın açıklamasına göre bu Türkiye’deki ilk vakaydı. Daha sonra ise Türkiye’de koronavirüse yakalanan ve hayatını kaybedenlerin sayısı her geçen gün arttı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, testlere yönelik endişeleri olanlara Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği prosedürler çerçevesinde gittikleri yönünde cevap verdi.


Sağlık Bakanı Koca’nın son açıkladığı verilere göre ise toplam 410.556 test yapıldı. Dünkü vaka sayısı 4093, toplam test sayısı ise 34.456 oldu. Dün hayatını kaybeden 98 kişi ile birlikte toplam ölenlerin sayısı 1296 oldu. Koca, test sayılarında 500.000’e yaklaşarak büyük bir başarıya imza attıklarını belirtti.
Peki Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı bu test sayıları ve ölüm sayıları doğru bilgiyi veriyor mu? TTB ve bilim insanları bu açıklamalara ve istatistiklere şüphe ile yaklaşıyor.

TTB: ÖLÜM SAYILARI İLE VAKA SAYILARI PARALEL DEĞİL

Bakan Koca’nın açıklamalarına yönelik endişeler de artıyor. İlk olarak Türk Tabipler Birliği 8 Nisan’da yaptığı açıklamada ölüm sayılarının koronavirüs vaka sayıları ile parelel bir grafik göstermediğini açıkladı. TTB, Sağlık Bakanlığı’nın DSÖ’nün önerdiği ölüm kodlarını kullanmadığını belirtti.
TTB açıklamasında, “Türkiye’de COVID-19 pandemisinin ölümler üzerinden değerlendirilmesinde soru işaretleri bulunmaktadır. Son günlerde açıklanan ölüm sayıları epidemiyolojik dağılımlara uyum göstermemekte; doğrulanmış olgu sayıları ile ölüm sayıları arasında paralellik bulunmamaktadır. Kuşkusuz ölüm sayılarının artış göstermemesi çok memnuniyet verici bir durumdur, ancak dünyanın diğer ülkelerinde gözlenen örüntü ile örtüşmemesi dikkate alınması gereken bir durumdur” dedi.

TTB: BAZI ÖLÜMLER KORONAVİRÜS OLARAK GEÇMİYOR

TTB’den yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Birliğimize bağlı hekimlerden yapılan bildirimler, bilgisayarlı tomografisi ve/veya klinik bulguları hastalığı desteklediği halde, PCR testi pozitif olmayan hastaların yaşamlarını yitirdiklerinde kayıtlara COVID-19 olarak geçmediği, bunun yerine ‘viral pnömoni’, ‘doğal ölüm’ veya ‘bulaşıcı hastalık’ olarak geçebildiği biçimindedir. Oysa Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) COVID-19 pandemisi sırasında ölüm kayıtları için iki farklı uluslararası kod önermektedir. Bu kodlar;
U07.1: COVID-19, virüs tanımlanmış (laboratuvar testi (PCR) ile kesinleştirilmiş olgular) ve U07.2: COVID-19, virüs tanımlanmamış şeklindedir. DSÖ, (U07.2) kodunun, klinik ve epidemiyolojik olarak COVID-19 tanısı konulan ancak, laboratuvar testi ile kesinleştirilmemiş olası/kuşkulu olgular için kullanılması gerektiğini belirtmektedir

“DSÖ KARARLARI NETİCESİNDE DÜZENLENMİYOR”

Ülkemizde, ölüm belgelerinin düzenlenmesi için kullanılan Ölüm Bildirim Sistemi (ÖBS) 06.04.2020 tarihi itibarıyla incelendiğinde; (U07.1) tanı kodunun karşılığında MERS COV HASTALIĞI, (U07.2) kodunun karşılığında AVİAN İNFLUENZA ENFEKSİYONU bulunduğu, tanı kodlarının DSÖ kararları neticesinde düzenlenmediği görülmektedir” denildi.

“SAĞLIK BAKANLIĞININ KULLANDIĞI KODLAR ÖLÜM SAYILARINI AZ GÖSTERİYOR”

Adli Tıp ve Adli Bilimler Uzmanı Prof. Dr. A. Coşkun Yorulmaz’ın konuya ilişkin yazısı çarpıcıdır .
Yorulmaz yazısında Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunarak, “Sağlık Bakanlığı’nın DSÖ tarafından önerilen kodları neden kullanmadığı merak konusudur. ABD’de Hastalık Önleme Merkezi (CDC) söz konusu kodların olabildiğinde spesifik olmasını, viral pnömoni gibi daha geniş ve spesifik olmayan tanımlamalardan kaçınılması gerektiğini önermektedir. Bu kodların DSÖ gibi uluslararası kuruluşların önerdiği biçimde kullanılmaması COVID-19 pandemisi sırasında ölüm sayılarının az gösterilmesine yol açmakta, böylece sorunun boyutunun tam olarak belirlenememesi ve alınması gereken halk sağlığı önlemlerinin yeterli düzeyde alınamaması riskini doğurmaktadır. Sağlık Bakanlığı’nı hemen DSÖ tarafından belirlenen COVID-19 kodlarını kullanmaya, Şubat ayından itibaren ölüm kayıtlarını bu yaklaşım üzerinden gözden geçirmeye ve gerekmesi halinde sözel otopsi tekniğini uygulamaya çağırıyoruz” diye ifade etti.

DSÖ’DEN TESTLERE İLİŞKİN ÇAĞRI

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, tüm ülkelere “şüpheli her vaka için DSÖ’nün kodlarına uygun koronavirüs testi yapılması” çağrısında bulundu.

KIZIL: VAKA TEST ORANLARI VERİLENDEN YÜKSEK

Bilim İnsanlarından da bu konuda açıklamalar geliyor. Dr. Çağhan Kızıl, test sayılarına ilişkin endişesini sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile dile getirdi.


Kızıl, “Sürekli test sayıları ön plana çıkıyor fakat şu noktayı netleştirelim: bir kişiye çoğu zaman birden fazla test yapılıyor. Yani yapılan test sayıları kişi sayısını vermiyor. Test sayıları yaklaşık üçte bir oranında az kişi anlamına gelebilir. Bu nedenle de vaka/test oranları verilenden daha yüksek. Ayrıca birçok kişinin de teste erişemediğini düşünürsek enfeksiyon tablosunu tam göremediğimiz çok açık. Toplumda rahatlama ve sosyal hayat da artışta. Bunlar yayılımı arttıracak.

“TÜRKİYE’NİN VERİLERİ GERÇEĞİ YANSITMIYOR”


Doktor Veysi Yoldaş da twitter hesabından yaptığı açıklamada TTB’nin açıklamasına parelel olarak Türkiye’nin verilerinin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Yoldaş, “Türkiye U07.2 kodlu, yani klinik olarak #Covid19 fakat test negatif vakaları hem tanı hem de ölüm bildiriminde kullanmadığı, sadece test pozitif vaka (U07.2) bildirimi yaptığı için verileri gerçeği yansıtmamaktadır ve bu nedenle de diğer ülkelerle kıyaslanabilir değildir.”

BAKAN KOCA: BİLİM KURULU BELİRLİYOR

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca 24 Mart’ta bu yöndeki eleştirilere verdiği cevapta,hangi kişilere test yapılıp hangilerine yapılmayacağını belirleyen kriterlerin Bilim Kurulu’nda yapılan toplantılar sonucu belirlendiğini ve ‘semptomlara bakıldığını’ söyledi:
“Bilim Kurulu kimlere test yapılabilir diye konuştuk. Önce Çin, sonra İran, daha sonra İtalya ve Avrupa geçmişi olan kişilere test yapma kararı alındı. Birçok ülkede görülmeye başlanınca, yurt dışı öyküsü olanlar için test yapılacağını kararlaştırdık. Artık ülkeye girmiş olduğunu gördükten sonra ise semptom gösteren herkese test uygulama kararı aldık.”