5 Ağustos 2020, Çarşamba

Yerli Covid-19 aşı müjdesi: Yıl sonuna yetişmesi planlanıyor

Yıl sonunda hazır olması hedeflenen yerli Covid aşısının, burundan uygulanacağı belirtildi. Öte yandan dünyada ilk kez bir aşının ek içeriğinin belirli bir süreliğine de olsa tedaviyi destekleyici özelliğinin bulunacağı aktarıldı.

Türkiye’de ilk kez bir Covid-19 aşı adayı, insanlarda denenmeye başlanacağı belirtildi. 10 yıl önce, başka bir proje için geliştirildiği öğrenilen yapay akciğer modeli ile azot tankında dondurularak bekletilen akciğere özel bağışıklık hücrelerinin ‘uyandırılarak’ Covid-19 aşısı araştırmasında kullanılmasının, projede hızla yol kat edilmesini sağladığı kaydedildi. Böylece, hem ilk sonuçları, hem de etkinliği açısından dünya devlerinin Covid-19 aşısında elde ettiği başarıya Ankara’da da ulaşıldı.

İLK KEZ DETAYLAR AÇIKLANDI

DHA’nın haberine göre, Sanayi Bakanlığı’nın Covid-19 salgınının Çin’de ortaya çıkmasının ardından Şubat ayı sonlarında Türkiye’de aşı geliştirmek için özel sektör ve üniversitelere çağrı yapması ve Sağlık Bakanlığı’nın da yönlendirmesiyle yerli koronavirüs aşısı geliştirmek üzere bir bilim ordusu kuran Nanografi A.Ş. ve aşı ekibi, 5 aydır büyük bir gizlilik içinde yürüttükleri aşı çalışmalarının detaylarını ilk kez paylaştı.

“HAYVAN HÜCRESİ DENEYLERİ TAMAMLANDI”

Kamu ve özel sektör desteği ile üç üniversiteden bilim insanlarının geliştirdiği aşının gönüllü insan denemeleri için gerekli başvurular da yapıldı. ODTÜ, Ankara Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi gibi Türkiye’nin en iyi üniversitelerinden kimya, genetik, biyokimya ve tıp alanlarında her biri önemli çalışmalara imza atmış akademisyenlerden oluşan 40 kişilik ekip, Covid-19’a çare olacak aşıyı geliştirmek için gece gündüz çalıştı, hayvan ve bağışıklık hücresi deneylerini tamamladı. Çalışma sonuçlarını içeren dosyalar ve detaylı raporlarla etik kurul onayı için başvurusu yapılan aşı çalışmasında, maymun denemeleri ile eş zamanlı olarak insan denemeleri de yürütülecek.

“10 YILDIR UYUYAN YAPAY AKCİĞER HÜCRELERİNİ UYANDIRDIK”

Yerli Covid-19 aşısı ekibinde akciğere özgü insan bağışıklık hücreleri deneylerini yürüten Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Bölümü Fizyopatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nuray Yazıhan, çalışmanın temellerinin ODTÜ Kimya Bölümü laboratuvarlarında atıldığını anlattı. Yazıhan, “Aşının ilk formülasyonu orada yapıldı ve onların dizaynı seçildi. Bağışıklık sistemi konusunda daha önce de çalışmalarım olduğu için belli malzemeler zaten elimizde vardı. Yaklaşık 10 yıl önce Almanya ile ortak yürüttüğümüz bir projemiz vardı. Bu proje kapsamında akciğer hücrelerinin hipoksik yani oksijensiz kalırsa, enfeksiyon geçirirse ya da astım gibi alerjik reaksiyonlarla karşılaşırsa nasıl tepki vereceğini çözebilmek için yapay bir akciğer modeli çalışmıştık. Alveol dediğimiz akciğerlerin nefes aldığı bölümleri, laboratuvar ortamında yapay olarak geliştirmiştik. Covid aşısı için yola çıktığımızda, o modeller elimizde hazırdı” diye konuştu.

“HIZLI YOL ALMAMIZI SAĞLADI”

Ayrıca akciğere özel makrofaj denilen vücuttaki yabancı maddelerin yok edilmesini sağlayan bağışıklık hücreleriyle de çalıştıktan sonra, azot tankında dondurarak sakladıklarını belirten Prof. Dr. Yazıhan, “Yaklaşık 10 yıldır uyuyan bu hücrelerimizi yeniden uyandırdık ve geliştirdiğimiz aşının akciğerdeki etkilerini hem yapay alveol modelimiz, hem de bu hücreler üzerinden anlamaya çalıştık. Bu da çalışmada çok hızlı yol almamızı sağladı. Hayvan çalışmaları ile beraber hücre çalışmalarını da gerçekleştirmiş olduk” bilgisini paylaştı.

“VİRÜSLE BULAŞTIĞI YERDE SAVAŞMAYA BAŞLAYACAĞIZ”

Geliştirilen aşının dünyadaki örneklerden farklı olarak enjeksiyonla değil, nazal yolla yani burundan verilecek şekilde dizayn edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Yazıhan, şöyle devam etti:

“Nazal aşılar genellikle çok tercih edilmiyor. Ama bu virüsü düşündüğünüzde, enfeksiyonun ilk bulaşma yolu nazal sistem. Burada da mukoza dediğimiz bir yapı var. Aslında bağışıklığımız için de çok kritik mukoza yapısı.

“AŞIDA ÖNEMLİ NOKTA: GÜÇLÜ BAĞIŞIKLIK”

Hem bir bariyer görevi görüyor hem de hastalık için ortam oluşturuyor. Bizim yaptığımız çalışmayı dünyadaki benzerlerinden ayıran ve kritik olan kısmı, aşı formülasyonunu hangi maddeler içinde verdiğimiz ve nasıl uyguladığımızla ilgili. Çünkü aşıda en önemli nokta, doğru ve güçlü bir bağışıklık yanıt oluşturmanız ve aşı uyguladığınız kişiye bir zarar vermemeniz. Tüm bunların ince ayarlarını biz buradaki çalışmamızda yaptık.

“ZAMAN KAZANDIK”

Akciğere özel makrofaj dediğimiz, insan bağışıklık hücreleriyle de çalıştık. Yani sadece hayvanda tek tip hücre ile değil, hem hayvan çalışmasını hem de insan bağışıklık hücreleri üzerindeki çalışmayı bir arada yürüttük ve bu nedenle de sonuca yaklaşmak açısından oldukça zaman kazandık.”

“DÜNYADAKİ AŞILARA GÖRE BİZİM AŞIMIZIN POTANSİYELİ DAHA YÜKSEK”

Bağışıklığı uyaran aşı formülasyonlarının yanına ek maddeler olarak konulan adjuvanların da vücutta aşırı yanıt oluşturmadan bağışıklığı doğru yönlendirebilmesini sağladıklarının altını çizen Prof. Dr. Yazıhan, şu ifadeleri kullandı:

“Bu açıdan baktığımızda, insan denemelerinde de olumlu sonuçlar alabileceğimizi ve diğer aşılara nazaran bizim aşımızın potansiyelinin daha yüksek olabileceğini düşünüyorum. Sonuçların başarısı açısından şu anda gündemde de olan uluslararası aşı çalışmaları ile aynı noktadayız diyebilirim. Hatta nazal aşı olması itibariyle alternatifimiz yok.

“ETKİNLİĞİ YÜKSEK”

Nazal aşı zor bir aşı ama diğer yandan da hem uygulama alanı virüsle mücadele açısından çok uygun, hem de enjeksiyon gibi farklı uygulama yöntemlerine nazaran etkinliği daha yüksek. Deney hayvanlarımızdaki sonuçlarımız böyle. Sıçan çalışmalarını tamamlamış durumdayız. Herhangi bir yan etki de görmedik. Bu, çok önemli. Böyle olduğu için de artık maymun çalışmalarına başlayabiliyoruz. Klinik çalışmalara yani gönüllü insan denemelerine geçebilmemiz için etik kurulu başvurularımızı, dosyalarımızı, raporlarımızı ilgili yetkililere sunduk. Süreç olumlu devam ederse insan çalışmalarına hazırız.”

HAYVAN DENEYLERİNDEKİ İLK SONUÇLAR

Hayvan deneylerinde elde ettikleri sonuçlara göre, geliştirdikleri aşının yaklaşık bir yıl koruma sağladığı yönünde sonuçlar aldıklarını söyleyen Prof. Dr. Yazıhan, şu bilgileri paylaştı:

“Tabii ki sıçanların yaşam ömrü ile insanların yaşam ömrü çok farklı. Onların haftalık dönemine göre süreyi hesaplıyoruz. Mesela sıçanlarda gebelik süresi 3 hafta, insanda 9 ay.

“ASIL SONUÇLAR İNSAN ÇALIŞMALARI YAPILDIĞI ZAMAN GÖRÜLECEK”

Yani onlarda yapacağınız 3 haftalık bir çalışma aslında bizim 9 ayımıza denk geliyor. Bu hayvanlara iki dozlu aşılama yaptığımızda, yaklaşık 2 ila 4 hafta etkisinin devam ettiğini gördük ki bu da bir yıllık bir süre demek kabaca. Bu da gayet iyi bir sonuç. Ama bu bir öngörü sonuçta. Asıl sonuçları insan çalışmaları yapıldığı zaman göreceğiz.”

“İLK KEZ BİR AŞININ TEDAVİYİ DESTEKLEYİCİ ÖZELLİĞİ DE OLACAK”

Koronavirüste bağışıklık sisteminin virüsle savaşırken aşırı çalışması sonucu vücuda da zarar verebildiğine işaret eden Prof. Dr. Yazıhan, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Hücresel düzeyde lenfosit dediğimiz, daha uzun dönem kalıcı bağışıklık sağlayan hücrelerde azalmalar görüyoruz Covid’de. Bunun önüne geçebilmek için immünmodülasyon denilen (bağışıklık sistemini düzenlemeye yönelik) bir sistemin doğru yönlendirilmesi önemli. Bizim şu an çalıştığımız aşının bu özelliği de olacak. Asıl amaç bağışıklık hücreleri içerisinde yer alan T hücrelerini aşı ile doğru yönlendirebilmek. Aksi taktirde bu T hücreleri, vücuda zarar veren bir sistem halini alabiliyor.

Eğer siz bu T hücrelerini doğru yönlendirebilirseniz, hem hastalıkla savaşabiliyorsunuz hem de bu bağışıklık hücrelerinin bu savaşı daha sonra tekrar hatırlamasını sağlıyorsunuz ki aynı etkenle karşılaştığında ne yapacağını bilsin. Bu aşının etkinliğini biz hem doğal katil hücrelerinde, hem T hücrelerinde, hem de makrofajda denedik. Aslında aşılardan tedavi edici bir etki beklemeyiz normal şartlarda. Ama bu yönüyle bizim aşımızın çok uzun süreli olmasa da böyle bir etkisi de söz konusu olacak. O zaman aşının destekleyici içeriğini hastalığın erken dönemlerinde immünoterapi tedavilerine ek olarak kullanma imkanı da doğacak. Dünyadaki çalışmalara baktığımızda, denek hayvanları ve hücre kültürü sonuçlarımızın onlarla yarışabilecek düzeyde olduğunu ve en az onlar kadar etkili bir aşı geliştirdiğimizi görüyoruz.”

“AŞININ FORMÜLÜ BU LABORATUVARDAN ÇIKTI”

ODTÜ Kimya Bölümü’nden Doç. Dr. Görkem Günbaş ise aslında başka bir araştırma için aldıkları fonla kurdukları laboratuvarda, Covid-19 aşısı çalışmalarına katkıda bulunmak için ekibiyle beraber yola çıktıklarını anlatarak, “Biz burada daha çok aşının fikir bazında öncül çalışmalarını yaptık. Temel mantığımız, virüsün kendisi olmadan üzerinde olan bir yapıyı, enjeksiyonla değil nazal yolla vererek vücudu Covid spesifik bir antikor üretmeye ikna edebilir miyiz şeklinde oldu. Bu ana fikirle geliştirdiğimiz ana formülasyonun çıkış noktası bu laboratuvar oldu” dedi.

“HEM BAĞIŞIKLIĞI ARTIRIYOR HEM DE YAN ETKİSİ YOK”

Doç. Dr. Günbaş’ın laboratuvarında biyokimya alt grubunun takım lideri olarak çalışan Moleküler Biyoloji Uzmanı Dr. Ahmet Çağlar Özketen da Dünya Sağlık Örgütü’nün listesinde Covid-19 aşıları için 4 senaryonun önde olduğunu belirtti ve şöyle devam etti:

“Birincisi zayıflatılmış virüs aşıları, ikincisi mRNA bazlı aşılar, üçüncüsü ‘virus like particle’ dediğimiz virüs benzeri parçacıklar içeren aşılar ve dördüncüsü de ‘subunit vaxcine’ dediğimiz virüs elementlerinin yani virüsün belli protein veya DNA ya da RNA parçalarını içeren aşılar. Bizimkisi bu sonuncu gruba giriyor. Subunit aşılar genelde daha az yan etkili olması yönünden tercih ediliyor.

Aşı formülümüzde, virüsün insandaki ACE 2 reseptörüne bağlanma bölgesini modifiye ederek çıkardığımız bir protein var. Buradaki ana hikaye, adjuvan formülasyonunuz yani aşıya eklediğiniz katkı maddeleri oluyor. Bir de biz nazal uygulamayı seçtiğimiz için, hem bağışıklığı artırıcı hem de istenmeyen yan etkileri ortadan kaldıran bir formül denedik. Bununla alakalı hayvan deneylerinde olumlu sonuçlar aldık. Herkes belirli ülkelerle anlaşma yapıp onların tesislerini kullanıp büyük dozajlarda ürün üretmeye çalışıyor.

DSÖ’nün tahminine göre 2021 ortalarında aşı çıkacak ama belirli bir süre de sırf aşının ülkemize gelmesi için beklemek söz konusu olabilir. O yüzden maliyetli de olsa yerli aşı çalışmalarına geçmek çok önemli.”

“YIL SONUNA HAZIR ETMEYİ HEDEFLİYORUZ”

Ahlatcı Holding bünyesindeki Nanografi A.Ş.’nin, Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Ahlatcı’nın sınırsız desteği ile bu aşı çalışmasındaki başarıya ulaştığını anlatan şirketin Genel Müdürü Dr. Osman Coşkun, biyoteknoloji grubu ile DNA konusunda yaklaşık 3-4 yıldır başarılı olan bir çalışma yürüttüklerini ve aynı ekiple Covid-19 aşı geliştirme konusunda neler yapılabileceğini görüştüklerini anlatarak, “ODTÜ, Ankara Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi’nden bilim insanları ile akademik işbirliği yaptık. İhtiyacımız olan tüm ürünlerin, proteinlerin daha önceden elimizde hazır olması çok büyük avantaj oldu. Covid 19 aşısı olarak şu anda tüm küresel ilaç firmalarının geldiği noktaya ulaştık diyebiliriz. Bundan sonraki süreçte yapacağımız çalışmalarla inşallah yıl sonu itibariyle bu aşı çalışmasını tamamlamayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.

PATENTLERLE KORUMA ALTINA ALINDI

Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası otorite kuruluşların (FDA, EMA vb.) tavsiye ettiği protokol ve uygulamalar ışığında gerçekleştirilen AR-GE çalışması sayesinde aşı kliniğe girerse referans kabul edilen protokolleri de sağladığı için üretim safhasından sonra ihracatının da kolayca gerçekleşmesi sağlanacak.

Çalışma boyunca kullanılan özgün malzemelerin patent başvuruları ile koruma altına alındığını ve yakında uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanmak üzere makalelerin de uzmanlar tarafından hazırlandığı çalışmaya dair bilgiler veren Dr. Coşkun, sözlerini şöyle sürdürdü.

“Tamamen yerli ve milli olarak yürütülen bu çalışmada üretim aşamasında da hiçbir ithal bağımlılığımız olmayacak. Patentleri ile çalışmada kullanılan malzemeler ve proteinler ile tamamen bize ait olan bir aşı üreteceğiz.

“ODTÜ AKADEMİSYENLERİ İLE ÇALIŞTIK”

Bu yaptığımız çalışma, üniversite, özel sektör ve kamu işbirliğinin çok güzel bir örneği oldu. ODTÜ Teknokent’te bizim merkezimiz bulunuyor. ODTÜ akademisyenleri ile çalışma yaptık, genetik konusunda özellikle. Sonra da Ankara Üniversitesi’nden yine kıymetli hocalarımıza çalıştık ve Gazi Üniversitesi bunlar arasında yer aldı. Özel sektör olarak ise Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Ahmet Ahlatcı’nın bize sınırsız desteği oldu.

Ekibimizin ihtiyacı olan tüm ürünleri, dünyanın neresinde oluşa olsun en hızlı şekilde temin etme imkanı sağladı. Kamu olarak da özellikle TÜSEB (Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı) ve TİTCK (Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu) Başkanlıkları bize çok güzel yol gösterdiler. Kısa zamanda bu noktaya gelmemizde vesile oldular.”

Son Haberler

Kadınlar, İstanbul Sözleşmesi için alanlarda: Susmayacağız

İstanbul Sözleşmesi’nin hedef alınmasına ilişkin Türkiye'nin birçok yerinde kadınlar alanlara çıktı ve "Susmayacağız" dedi. Kadınlar İstanbul'da Kadıköy'de bir araya geldi ve miting yaptı. Kadıköy'de bir...

TFF: Ödeme planını değiştirenler limit değişikliği için başvurabilir

Türkiye Futbol Federasyonu pek çok kulüp tarafından itiraz edilen harcama limitlerinin değişebileceğini açıkladı. TFF, başta Fenerbahçe ve Kasımpaşa olmak üzere pek çok kulübün itiraz ettiği...

Erol Bulut resmen Fenerbahçe’de

Fenerbahçe, teknik direktör olarak Erol Bulut ile anlaşmaya vardığını açıkladı. Fenerbahçe, futbol takımının teknik direktörlüğü için Erol Bulut ile anlaşmaya varıldığını duyurdu. FUTBOLCU OLARAK 4 SEZON...

Aydın’da başlayıp Muğla’da söndürülen orman yangınıyla ilgili 2 gözaltı

Aydın Çine'de çıkan ve 20 hektarlık alanın zarar görmesine neden olan orman yangınıyla ilgili gözaltına alınan iki kişiden biri tutuklandı. Aydın'ın Çine ilçesinde 1 Ağustos'ta...

Çok Okunanlar

Muharrem İnce yeni parti manevralarına başladı

CHP'nin eski Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, parti kuracağına yönelik iddialara ilişkin Sözcü'den Saygı Öztürk'e açıklamalarda bulundu. Muharrem İnce'nin yeni parti...

35 yaşındaki doktor koronavirüsten hayatını kaybetti

TTB sosyal medya hesabından yapıtığı paylaşımla 35 yaşındaki doktor Mustafa Özlü'nün koronavirüsten yaşamını yitirdiği belirtildi. Türk Tabipleri Birliği (TTB), Kahramanmaraş...

Çeşme Alaçatı’da 6 mekan salgın tedbirlerine uymadığı için kapatıldı

Çeşme Alaçatı'da faaliyet gösteren 6 eğlence mekanı, koronavirüs tedbirlerine uymadıkları gerekçesiyle kapatıldı. Kapatılan mekanlar arasında Ukraynalı top model Daria...

TTB Merkez Konseyi Başkanı Adıyaman: İnanılmaz hasta artışı var

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, “Kamu ve şehir hastanelerinde aşırı derecede hasta var....

İstanbul Sözleşmesi’ni hangi firmalar destekliyor?

AKP'nin ısrarla çekilmek istediği İstanbul Sözleşmesi'ne yönelik destek açıklamaları giderek büyüyor. Kamuoyunun yanı sıra pek çok firmanın da desteklediği...

Beyrut’ta patlama: Onlarca ölü yüzlerce yaralı var

Lübnan'da Beyrut Limanı'nda patlayıcı maddelerin bulunduğu 12 numaralı depoda yangın çıktı. Yangının ardından patlayıcı ve havai fişeklerin alev almasıyla...

TSK’da 600 albay, re’sen emekliye sevk edildi

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan başkanlığında toplanan Yüksek Askeri Şûra'da, aralarında kurmayların da bulunduğu 600 albay emekliye sevk...

“İstanbul Sözleşmesi ile ilgili karar 5 Ağustos’ta verilecek”

Son günlerde çok eleştirilen ve tartışma konusu olan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili kararın 5 Ağustos'ta düzenlenecek AKP Merkez Yürütme...

İçişleri Bakanlığı’ndan 81 ilin valiliğine ek koronavirüs genelgesi

İçişleri Bakanlığı, 81 il valiliğe "Covid-19 tedbirleri" başlığıyla ek genelge gönderdi. Günlük koronavirüs vakalarında artış yaşanmaya devam ederken, İçişleri Bakanlığı,...

“Mayınlı alana girdiğimizi farkettik, çekiliyoruz”

İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılması için Erdoğan'a rapor sunan Türkiye Düşünce Platformu, "Mayınlı alana girdiğimizi fark ettik, çok yorulduk, çekiliyoruz" açıklaması...

Gözden Kaçmasın