dokuz8 TV’ye konuk olan HAKİM Koordinatörü Fatma Biltekin, “Hayvan hakları mücadelesi de hayvanların gasp edilen haklarını geri alma mücadelesi; bir adalet mücadelesi aslında. Ve bütün hayvanların haklarını savunan bir mücadele olması gerekiyor” açıklamasında bulundu.

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) Koordinatörü Fatma Biltekin, dokuz8 TV’ye konuk olarak Gazeteci Gürkan Özturan’ın sorularını cevapladı. “Hayvan hakları nedir?” gibi temel bir soruyla başlayan programda, deneylerde sömürülen hayvanlar, hayvan hakları savunuculuğunun iklim aktivizmi ve feminist mücadeleyle arasındaki bağ ve dilimizdeki türcü söylemler gibi pek çok konu konuşuldu.

 “BİR ADALET MÜCADELESİ”

HAKİM Koordinatörü Fatma Biltekin, ‘hayvan hakları’ ifadesinin insanların aklına genellikle kedi-köpek gibi, insanların gündelik yaşantısı içinde iletişimde olduğu hayvanları getirdiğini ancak süt çiftliklerinde, mezbahalarda, deney merkezlerinde, arıcılıkta, balıkçılıkta ve daha bir çok alanda hayvanların haklarının ihlal edildiğini ifade etti. Biltekin, “Hayvan hakları mücadelesi de hayvanların gasp edilen haklarını geri alma mücadelesi; bir adalet mücadelesi aslında. Ve bütün hayvanların haklarını savunan bir mücadele olması gerekiyor” diye konuştu.

 ETİN CİNSEL POLİTİKASI

“Bütün ayrımcılık çeşitleri birbirine bağlı olduğu için bu ayrımcılıklara karşı oluşan hareketler de birbirlerine bağlı olmalı” diyen Biltekin, iklim krizinin en büyük tetikleyicisinin hayvancılık olduğunu, mezbahalarda çalışan insanların iş güvenliğinin olmadığını ve bu yerlerde genellikle göçmenlerin çalıştırıldığını belirterek sözlerini örneklendirdi.

Ayrıca hayvanların ürün olarak sergilendiği reklamlardaki “eti cinselleştirme” politikasına dikkat çeken Biltekin, “Etin kadın bedeni üzerinden satılmaya çalışılması gibi bir durum söz konusu. Bu doğrultuda hayvan hakları mücadelesi feminist hareketle iç içe geçmiş durumda” dedi.

 “HAYVANLAR ÖLDÜRÜLDÜ, TELEF OLMADI”

Gazeteci Gürkan Özturan’ın, günlük hayatımızda kullandığımız dilin türcü bir yapıya sahip olduğunu ve bu dilin düşünce yapımızı da etkilediğini ifade etti. Fatma Biltekin de tıpkı cinsiyetçi ve ırkçı söylemler gibi, türcü söylemlerin de dilimize yerleşmiş olduğunu ve bu kullanımın önüne geçebilmek için bir el kitabı hazırlığında olduklarına değinerek, şöyle devam etti:

“Bu konuda en çok dikkat etmesi gerekenler medya çalışanları. Korkunç bir dil kullanılıyor ve bu dil hayvanların hissedebilen bireyler olduğunu saklamaya çalışıyor. Örneğin toplu bir katliam olduğunda ‘itlaf’, deniliyor; ‘kazada bir inek ve bir balya saman telef oldu’ şeklinde haber başlıkları yazılıyor. Hayvanlar telef olmadılar, öldürüldüler; hayvanlar itlaf olmadılar, katledildiler.”

 2020’DE 1 MİLYARDAN FAZLA HAYVANIN YAŞAM HAKKI İHLAL EDİLDİ

Fatma Biltekin, HAKİM’in 2020 yılına dair hayvan hakları ihlalleriyle ilgili raporundan veriler paylaştı. Bu ihlalleri raporlamanın zorluğundan bahseden Biltekin, elde edilen sayıların “en az”ı yansıttığının altını çizdi.

Rapora göre 2020 yılında 1 milyar 211 milyon 375 bin 950 hayvanın yaşam hakkı gasp edildi, 22 milyon 735 bin 267 hayvan işkenceye ve 3 milyon 413 bin 857 hayvan cinsel şiddete maruz kaldı. Bu verilerin çoğunluğunun mezbahalar, süt çiftlikleri ve deney merkezleri gibi sistematik olarak hayvanlara şiddet uygulanan işletmelerden geldiğini söyleyen Biltekin kürk çiftliği, fayton ve taşımacılıkla ilgili bilgilerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tutulmadığını da sözlerine ekledi.

Biltekin, “Bize kürkün yasaklanacağını söyleyen yasa koyucular var karşımızda. Ama bunun nasıl yapılacağıyla ilgili elimizde hiçbir veri yok. Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın internet sitesinde çinçilla üretimiyle ilgili, bu hayvanların nasıl üretileceği ve öldürüleceğiyle ilgili dosyalar mevcut” sözleriyle Bakanlık’ın söylemi ve faaliyetleri arasındaki çelişkilere değindi.

Fatma Biltekin, 2020 yılında en az 1 milyar 280 milyon 153 bin 923 hayvanın özgürlüğü kısıtlandığı ve 53 milyon 563 bin 334 hayvanın beden dokunulmazlığı ihlal edildiği verisini de paylaştı. Raporlama süreciyle ilgili konuşan Biltekin, “Bu ihlallerin bir cezası olmayacağını bildiğimiz için çaresiz hissediyoruz. Ama hayvanların yaşadıklarını görünür kıldığı için raporlama çalışmalarına devam ediyoruz” dedi.

 “HAYVAN DENEYLERİNİN YALNIZCA YÜZDE 1’İ KOZMETİK SEKTÖRÜNDE YAPILIYOR”

Spencer Susser’ın yönetmenliğini yaptığı ve dünya genelinde önemli bir etki yaratan “Save Ralph” isimli kısa film ile ilgili konuşan HAKİM Koordinatörü Fatma Biltekin filmin, kozmetik sektöründe sömürülen hayvanlarla ilgili bir farkındalık yaratmasının ve insanların bu konu hakkında konuşmasının sevindirici bir durum olduğunu ifade etti.

Öte yandan tartışmanın kozmetikle sınırlı kalmaması gerektiğinin de altını çizdi: “Dünyada yapılan deneylerin yalnızca yüzde 1’i kozmetik ürünleri için yapılıyor.”

 “ETİK ÇİZGİMİZİ NEREDE ÇEKİYORUZ?”

Ayrıca, kısa filmin yarattığı etkinin, kozmetik sektörü üzerine yapılmış olmasından kaynaklandığını söyleyen Biltekin, hayvan deneylerinin yaygın bir şekilde yapıldığı ilaç sektörüyle ilgili bir filmin yaratacağı tartışmaların daha fazla olacağını ifade etti.

“Etik çizgimizi nerede çekiyoruz? Bu işkence neye göre olabiliyor, neye göre olamıyor?” ‘İhtiyacımız yokken bunu yapıyoruz’ şeklinde bir algı olduğunu ve tartışmaların yoğunlaşması gerektiği noktanın da bu olduğunu ayrıca sözlerine ekledi.

Bunun yanında, sosyal medyada çıkan tartışmalarda, kadınlara yönelik “siz bunları güzelleşmek için kullanıyorsunuz” şeklinde bir saldırı olduğunu da belirten Biltekin, “Temizlik malzemelerinde, ilaçlarda, telefonunuzda da deney yapılıyor. Kullandığınız her eşyanın, bir bölümünde deney yapılmış olabilir” dedi.

 “SÖMÜRÜSÜZ BİR DÜNYA MÜMKÜN”

Gürkan Özturan’ın “Yalnızca kozmetikte değil, bütün sektörlerde, tamamen eziyetten arındırılmış bir tedarik mümkün olabilir mi?” sorusunu yanıtlayan Fatma Biltekin, şunları söyledi:

“Yapılan hayvan deneylerinin yüzde 96’sı işe yaramıyor. Mesela insülinin piyasaya çıkması çok gecikiyor. Çünkü fareler üzerinde deniyorlar ve farelerde işe yaramıyor. Alternatif yöntemler var ve bu yöntemlere geçiş yapılması için emek ve para harcamak gerekiyor. Bunun yerine insanlar deney hayvanı üretiyorlar.”

 TÜRKİYE’DE AV TURİZMİ: “KORKUNÇ BİR SİSTEM VAR”

Av turizmiyle ilgili Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu ve politikalarını değerlendiren Fatma Biltekin, geçen yıl Kara Avcılığı Kanunu’nda bir değişiklik yapılmak istendiğini ama gelen yoğun tepkiler üzerine geri adım atıldığını anlattı:

“Değişiklik yapılsaydı, devlet misafirleri burada izin almadan ve ödeme yapmadan hayvan avlayabileceklerdi.”

Biltekin, 2020 yılında görülen ve nesli tükenme tehlikesi altındaki yaban keçilerini kapsayan av ihalesiyle ilgili davanın, hayvanların lehine olacak şekilde kazanılmasının önemine değindi:

“Korkunç bir sistem var. Merkez Av Komisyonu toplanıp üç aylık kotalarla avcılığa izin veriyorlar. İnsanlar, kotalar dışındaki hayvanları öldürmek için ihaleye girip ‘ben bu hayvanı öldürmek için şu kadar para veriyorum’ diyor.”

 “BU İHLALLER YALNIZCA SEÇİM ÖNCESİ YAŞANMIYOR”

Fatma Biltekin, Hayvan Hakları Yasası’nın seçim dönemlerinde ya da büyük bir hak ihlali olduğunda gündeme geldiğini ama aslında hayvanların haklarının her gün ihlal edildiğinin altını çizdi:

“Yasa koyucular uğraşmak istemiyorlar. Hayvana şiddeti suç kapsamına almak veya hayvanat bahçelerini yasaklamak demek, onlar için bir sürü iş yükü anlamına geliyor.”

Gazeteci Gürkan Özturan da yasanın henüz çıkmamasıyla ilgili olarak, “Bir tek milletvekili maaşlarının artırılması konusunda oy birliğine erişebilen Meclis, aynı zamanda bir de Hayvan Hakları yasasıyla ilgili bunu yapabiliyor” dedi.

 “FAYTONLAR YASAKLANDIKTAN SONRA ATLARIN TAKİBİNİ YAPAMADIK”

Kaybolan atlarla ilgili olarak konuşan HAKİM Koordinatörü Fatma Biltekin, “Öncelikle hayvan hakları mücadelesine bir eleştiri yapmak istiyorum. Biz bu meselenin takibini yapamadık” dedi.

Faytonların yasaklandığı dönemde İBB’nin, para bulmaları durumunda 1200 atı hayvan hakkı savunucularına vermeyi teklif ettiğini aktaran Biltekin, bu kadar yüksek miktarda bir hibe bulamadıklarını paylaştı:

“Geçen sene Mart ayında, farklı örgütlerdeki arkadaşlarla birlikte Ada’ya gittik ve o zaman atlar henüz yuvalandırılmamıştı. Orada veterinerlerle konuştuk ve süreci takip etmeyi planlıyorduk. Ama sonra pandemi başladı ve kismen bu meseleyle doğru düzgün ilgilenmedi. Şimdi gelinen noktada bu takibin yapılması gerekiyor. Bir sürü hata yapıldı ama hayatta kalan hayvanlar var ve bu hatadan bir şekilde dönülmesi gerekiyor artık.”

 “HAYVAN HAKKI AKTİVİSTLERİ YASA KONUSUNDA BİRLEŞTİ”

Fatma Biltekin’in, hayvan hakları örgütlerinin hep birlikte atların takibini yapması ve hukuk mücadelesi yürütmesi gerektiğini söylemesi üzerine Gürkan Özturan bu örgütlerin beraber çalışma konusunda ne durumda olduklarını sordu. Biltekin, ilk defa yasa konusunda hayvan hakları aktivistlerinin bir araya geldiklerini, herkesin talebinin aynı olduğunu dile getirdi.

 “HAYVANLAR İÇİN ADALET GEREKİYOR”

Fatma Biltekin, “Herkesin rutinlerine dönüp bakması lazım. Hayvanlar konusunda ne yaptığını düşünmeli herkes. İyi ve özgür bir dünya için adalet gerekiyor. Nasıl insanlar için gerekiyorsa hayvanlar için de adalet gerekiyor” sözleriyle, programın başında da belirttiği gibi, hayvanlar için adaleti sağlamaya yönelik bir mücadele içinde olduklarını bir kez daha vurguladı.

 Bu program Friedrich Naumann Foundation Türkiye’nin desteğiyle gerçekleştirilmiştir.