8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bir açıklama yapan Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi, hedef alınan İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması gerektiğini vurguladı ve “Kadınların yaşam haklarının güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasaya yönelik tartışmalardan derhal vazgeçilmelidir. İstanbul Sözleşmesi’nin eksiksiz bir şekilde uygulanması sağlanmalıdır” çağrısı yaptı.

Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Mücadele vurgunun öne çıktığı açıklamada, “Hak savunucusu olarak bizler; uzun mücadeleler sonucunda elde edinilmiş Kadın Hakları kazanımlarından vazgeçilmesine yönelik her türlü girişime karşı, ‘kadının insan hakları’ mücadelemizi dünden daha büyük bir inanç ve dayanışmayla sürdürme kararlılığındayız” denildi.

“KADIN MÜCADELESİ ÖZGÜRLÜĞÜN VE DEMOKRASİNİN MÜCADELESİDİR”

Kadın mücadelesinin aynı zamanda eşitliğin, özgürlüğün ve demokrasinin mücadelesi olduğunun vurgulandığı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“8 Mart; ailede, toplumda, siyasal, sosyal ve ekonomik alanlarda eşitliğin sağlanması, emeğin sömürüsünün ve ayrımcılığın sonlandırılması, kadının insan haklarının ihlal edilmesinin önlenmesi için; eğitim, kültür, ekonomik ve hukuk alanlarında gerekli çalışmaların yapılması taleplerini yükselttikleri mücadele ve dayanışma günüdür. Bu nedenle kadın mücadelesi aynı zamanda eşitliğin, özgürlüğün ve demokrasinin mücadelesidir.
Fırsat eşitliğinin sağlanmaması nedeniyle kadınlar eğitim haklarından yoksun kalmakta, istihdam olanaklarından yararlanamamakta; yönetim ve karar alma mekanizmalarında yeterince yer alamamaktadırlar. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadına yönelik ayrımcılığa, şiddete neden olmaktadır.
Ülkemizde kadın cinayetlerinin önlenememesini, aksine artarak devam etmesini endişeyle izliyoruz. Kadına yönelik şiddet, cinayet ve istismar artışlarının nedeni yasaların ve cezaların yetersizliği değildir. Kadını eşit ve özgür bir birey olarak görmeyen zihniyetin beslendiği, güç aldığı sosyal ve siyasal bir ortamın sorgulanması yapılmadan ve bu ortam ortadan kaldırılmadan kadının insan haklarının ihlallerinin önlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle ülkemizde, aile içinden başlayarak kamusal alana yayılan cinsiyet ayrımcılığına ve eşitsizliğine neden olacak politikaların sonlandırılması gerekmektedir.”

“AYRIMCI VE CİNSİYETÇİ POLİTİKALARDAN VAZGEÇİLMELİ”

Kadına yönelik cinsiyetçi politikalardan vazgeçilmesi çağrısının yapıldığı açıklamada şöyle denildi:
“Kadınları toplumsal hayatın dışına iten ayrımcı ve cinsiyetçi politikalardan vazgeçilerek, kadını sadece ailenin bir parçası olarak gören, özgür birer birey olduğunu kabul etmeyen politik ve kültürel anlayış değiştirilmelidir. Kadının eşit ve özgür birey olmasını sağlayacak politikaların hayata geçirilmesi hiçbir tarihsel, kültürel ve dinsel gerekçelerle engellenmemelidir. Kadınların siyasal, sosyal ve ekonomik alanda eşit olarak yer almasını sağlayacak toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları samimiyetle uygulanmalıdır. Kamu Kurum ve Kuruluşlarınca, cinsiyet temelinde ayrımcılık yapmayacak mekanizmalar oluşturulmalıdır. Demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletinde kadının eşit ve özgür bir birey olduğu, devletin tüm kurum ve kuruluşlarınca içselleştirilmeli ve kadın haklarına aykırı hiçbir söylem ve eyleme izin verilmemelidir.”

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN EKSİKSİZ BİR ŞEKİLDE UYGULANMASI SAĞLANMALI”

İktidar ve iktidara yakın çevreler tarafından hedef alınan İstanbul Sözleşmesi ile 6284 sayılı yasanın uygulanması gerektiğinin vurgulandığı açıklamaya, şöyle devam edildi:
“Kadınların yaşam haklarının güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasaya yönelik tartışmalardan derhal vazgeçilmelidir. İstanbul Sözleşmesinin eksiksiz bir şekilde uygulanması sağlanmalıdır.
Hak savunucusu olarak bizler; uzun mücadeleler sonucunda elde edinilmiş Kadın Hakları kazanımlarından vazgeçilmesine yönelik her türlü girişime karşı, ‘kadının insan hakları’ mücadelemizi dünden daha büyük bir inanç ve dayanışmayla sürdürme kararlılığındayız.
Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi avukatlar olarak; Cumhuriyet Devrimleri ve Kadın Mücadelesi sonucunda elde edilen kadın hak ve kazanımlarında kayba neden olacak her türlü zihniyetin, söylemin, girişimin karşısında olacağımızı, kadına karşı ayrımcılığın ortadan kalktığı, kadının eşit ve özgür bir birey olarak var olduğu, kadının insan haklarının ihlal edilmediği, barışın, özgürlüğün, demokrasinin sağlandığı bir Türkiye ve Dünya için; kadın haklarının teminatı olan Atatürk Devrimlerine ve Laik Cumhuriyetimize bağlılıkla, mücadelemizi ve dayanışmamızı sürdüreceğimizi;
Evde, işte, sokakta bizi görmemek adına gözlerini yumanlara karşı daha fazla görünür olacağımızı, bizi duymayanlara karşı daha fazla haykıracağımızı, bizi yok sayanlara karşı daha çok mücadele edeceğimizi, kamuoyuyla saygılarımızla paylaşıyoruz.”