KESK’li kadınların da içinde yer aldığı Dicle Amed Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü etkinlikleri kapsamında Koşuyolu Parkı İnsan Hakları Anıtı önünde “Kentimi, kendimi savunuyorum” açıklamasında bulundu.

Oturma eylemi gerçekleştiren kadınlar adına açıklama yapan Rosa Kadın Derneği’nden Beritan Önen şöyle konuştu: “70’lerden bu yana neoliberal politikalarla tahkimini sağlayan ataerkil kapitalist sistem, bugün çok boyutlu ve derin bir kriz içerisindedir. Uluslararası tekellerin aşırı kâr hırsı; eşitsizlik, şiddet, işsizlik, yoksulluk, açlık, savaş, göç ve ekolojik yıkımı akıl almaz boyutlara ulaşmış durumdadır. Aşırı sağcı, otoriter, popülist iktidarlar, faşizm ve savaş politikaları yükselişini bu temelde sürdürmektedir.
Ancak ataerkil kapitalizm artık, zora dayalı veya gönüllü rıza üretebilme kabiliyetini kaybetmiştir ve yarattığı yıkıcı etkilere karşı isyanlar her geçen gün çoğalmaktadır. Kentsel dönüşüm adı altında yandaşa peşkeş çekilen bölgeler de yaşayan halk kültürel soykırım gerçeği ile karşı karşıya bırakılmaktadır. Aynı zamanda zaten yoksul olan halk ödeyemeyeceği meblağlarla borçlandırılmakta ve göçe zorlanmaktadır.

“YOKSULLARIN YAŞAM ALANLARI RANTA DÖNÜŞTÜ”

Yoksul halkın yaşam alanları ranta dönüştürülmüştür. Dünya genelinde uyuşturucu kullanımı düşerken, Türkiye de AKP ve MHP faşist bloğunun politikalarıyla bu oran her yıl katlanarak artmaktadır. Özellikle son 20 yılda uyuşturucu madde kullananların sayısı neredeyse iki kat artmış ve çocuklar 5 yaşından itibaren uyuşturucu kullanımına başlamıştır. Ülkede ki yoksulluk 5-16 yaş arası çocukların sokakta mendil ve su satmaya, çöplerde geri dönüşüm materyalleri toplamaya ya da dilencilik yapmaya zorlamaktadır.
Hayata böyle başlayan çocukların uyuşturucu batağına düşmemesi kaçınılmazdır. Diğer taraftan yasalarda uyuşturucu çetelerine yönelik caydırıcı bir ceza olmadığı için bu ağ her gün biraz daha genişlemekte ve hatta ilkokul öğrencilerine kadar uyuşturucu satışı yapılmaktadır. Madde bağımlılarına yönelik açılan kurum ve dernekler tamamen AKP’ye hizmet eden ve halkı kendi menfaatleri doğrultusunda ve yine kendisine bağlı kılan genç neslin gelecek hayallerinin üzerine beton döken amaçsız bir yaşamı dayatan zihniyete hizmet etmektedir. Madde bağımlılarından oluşan bir halk her iktidarın nemalanacağı bir durumdur. Çünkü hiçbir iktidar, hiçbir zaman bilge ve bilinçli bir halk istememektedir.
Kendilerine muhalif ya da engel olacak bireyleri kabul görmediği için ülkenin geleceği uyuşturulmaktadır. Şiddetin nefretin ve sevgisizliğin her gün mikrofonlarda haykırıldığı bir dünyada sahte aşk ve sevgi duygularının gölgesinde, kadınların yaşamı kabusa çevriliyor. Birçok alanda toplumun güvenliğini sağlamak için görevlendirilen kolluk, üzerindeki üniformayla taciz ve tecavüz vakalarında fail olarak karşımıza çıkmaktadır.

“TECAVÜZCÜLER İKTİDARDAN CESARET ALIYOR”

Tecavüz dosyalarının failleri, mevcut iktidardan almış oldukları cesaretle ‘Şikayet etsen de bana bir şey olmaz’ diyerek kadınları bu durum karşısında çaresiz bırakmaktadır. Bunu toplumu sindirmek amacıyla ve kadınları kamusal alandan özel alana hapseden politikalar olduğunun farkındayız. Yoksulluk, baskı, şiddet, kadınların maruz kaldığı taciz, tecavüz ve fuhuşun her geçen gün artması özel savaş polikalarından bağımsız değildir.
Yaşam, kadınlar için her alanda cehenneme dönerken yeni bir cehenneme gerek yok, bizler bu cehennemi kırmak adına her yerde yapılanı haykırmaya devam ederken, erkek egemen zihniyetinin en kaba hali ile devrede olduğu iktidara katledilen her kadının kanında eliniz var, uyuşturucu tuzağına düşmüş her gencin ışığını çalanlarsınız, fuhuş tuzağına düşmüş her bireyin yaşam hakkını gasp edenlersiniz, diyeceğiz. Tüm kadınları kadına yönelik her türlü şiddete, kadın cinayetlerine, savaşa, ekonomik krize, cinsiyetçiliğe, ayrımcılığa, sömürüye kültürel soykırıma, mücadeleyi büyütmeye, 25 Kasım da alanlarda olmaya çağırıyoruz.