28. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi, koronavirüs salgını nedeniyle bu seneki İstanbul Onur Yürüyüşü’nü online olarak gerçekleştirdi. Twitter’da #OnurHaftası etiketi Türkiye gündeminde birinci sıraya yerleşti.

Onur Haftası Komitesi, online yürüyüşe katılmak isteyenlerin neredesinlubunya.com adresine giderek istedikleri konumu, bayrağı/pankartı ve sloganı seçmesi çağrısını yaptı.
T24’ün haberine göre Komiteden yapılan açıklama şöyle: “Konumunu belirle, bayrağını seç, sloganını yaz, online Onur Yürüyüşü’ne koş lubunya! Tüm hafta online yürüttüğümüz etkinliklerimizi online Onur Yürüyüşü ile taçlandırıyoruz. Bu web adresine girdikten sonra karşına çıkan ekranda olmak istediğin konuma tıklayıp, bayrağını/pankartını seçip, sloganını yazdıktan sonra sen de online yürüyüşümüze dahil olacaksın. 18 yıldır ülkenin en gullümlü, en coşkulu yürüyüşünü yaptık. Online yürüyüşü de en iyi biz yaparız. Bekliyoruz lubunya!”

“EN BARIŞÇIL VE KİTLESEL EYLEMLERİNDEN BİRİDİR”

Onur Yürüyüşü Komitesi’nden yapılan açıklamada da şöyle denildi:
İstanbul Onur Yürüyüşü, bu coğrafyanın en barışçıl ve en kitlesel eylemlerinden biridir. Bizi tarihsizleştirmeye çalışan muktedirlere sesleniyoruz: Bizler varız, mücadelemiz var, tarihimiz var. Sizlerin onayına muhtaç olmayan hatıralarımız, silip süpüremeyeceğiniz yaşanmışlıklarımız var bizim. Polisinizle, bekçinizle, ablukanızla “temize çekemediğiniz”, buldozerlerinizle “dönüştüremediğiniz”, inatla, aşkla İstanbul’un her köşesinde yaşayan, yaşatılan hafızalarımız var.
Ülker Sokağı yaşamış “99 altın kelebeği”, Avcılar Meis Sitesi’ndeki arkadaşlarımızın direnişini nasıl unuturuz! Gezi Parkı’nın, Başkurt Sokağın, Pürtelaş’ın, Küçük Bayram Sokağın, Kazancı Yokuşu’nun dili olsa da konuşsa! Ya Boğaziçi Köprüsü’nden sallandırdığımız o dev gökkuşağı bayrağı, Fındıklı salı pazarı yokuşunda gökkuşağı renklerine boyadığımız o merdivenler… İzlerimizi nasıl sileceksiniz?! İstiklal Caddesi, Tünel… ah çok özledik.
80’lerde Gezi Parkı merdivenlerinde hayat bulan, 90’larda görünürlük kazanan, 2003’ten bu yana İstiklal’de eşitlik ve özgürlük diye haykıran ve her geçen gün bir araya gelerek güçlenen varlığımızla işte tam buradayız. Mücadelemiz ve tarihimiz ile onur duyuyoruz. Biliniz ki, bugün fiziksel olarak Taksim’de değilsek yasaklarınızdan ya da zulmünüzden korktuğumuzdan değil, birbirimizin sağlığını, bizi eşit yurttaş olarak kabul etmeyen devletten daha çok düşündüğümüz içindir.

“SİZ GİDECEKSİNİZ BİZ BURADA BİRLİKTE KALACAĞIZ”

Halkın sağlığını, geçim sıkıntısını, işsizliği, yoksulluğu görmezden gelebilirsiniz. Hepimizin yaşam derdine düştüğü bir dönemde, bizleri tüm kötülüklerin sebebi gibi göstermekten bir nebze olsun hicap duymayabilirsiniz. Her geçen gün büyüttüğünüz adaletsiz düzeninize güvenebilir, iktidarınızı korumak için bu zamana kadar yaptıklarınızı ve daha da fazlasını yapabilirsiniz. Ancak sonucu değiştiremezsiniz. Siz gideceksiniz, biz burada ve birlikte olmaya devam edeceğiz.
Ne bedenlerimiz, ne kimliklerimiz, ne deneyimlerimiz, ne varoluş biçimlerimiz ne de mücadelemiz homojen. Bilgi ve medya üretimi adı altında LGBTİ+’ları söylemsel şiddetle tektipleştirme, şeylere indirgeme, karikatürize etme, bizi alışılmış düşünce ve temsil kalıplarının içinde tutsaklaştırma çabaları dün olduğu gibi bugün de nafile!
Toplumun tüm kesimlerine sesleniyoruz: LGBTİ+’ların içinde olmadığı, sözümüzün ve eylemlerimizin dikkate alınmadığı bir anayasal ve toplumsal düzen oluşturma planı ancak ve ancak başarısızlıkla sonuçlanacaktır. LGBTİ+ hareketi bu ülkenin eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasi yolunda olmazsa olmaz parçalarından biridir. Bu yolda birlikte yürümekte kararlı olanlara bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da umut olacak, güç katacaktır.
Bugün farklı bağlamlarda dünyada yaşananların ve özellikle küresel salgının bir kez daha gösterdiği gibi birlikte adilce yaşamanın yollarını bulmak, etik ve sorumlulukla hareket etmek zorundayız.

“BİZ BİZ YAPAN ONURUMUZDUR”

Biz birlikte yaşamı hem mümkün kılacak hem perçinleyip güzelleştirecek şiddetsizliğe, türcülükten uzak, ekolojik, anti-militarist, ırkçılık karşıtı, hak odaklı bir demokrasi zeminine inanıyor, bunu dayanışmamızla örmeye çalışıyoruz. Pusulamız kesişimsel kuir, trans-feminist politikalar. Gücümüz birbirine karışan düşüncelerimiz, sorularımız, seslerimiz, sessizliklerimiz… Bizi biz yapan onurumuz.
Tekrar ediyoruz: baskı ve ayrımcılık kimden gelirse gelsin reddedeceğiz. Bizi eşitleri olarak görmeyenlerle de eşitliği lütuf gibi sunanlarla da mücadele edeceğiz. İsteseniz de istemeseniz de eşitleneceğiz.
28. Onur Haftamız ve 18. Onur Yürüyüşümüz hepimize kutlu ve mutlu olsun!