Polis Akademisi Başkanlığı’nca “Covid-19 Salgını ve Sonrası Devlet, Demokrasi ve Güvenlik” başlıklı raporda dünya genelinde aile içi şiddetin arttığı kaydedildi.

Polis Akademisi Başkanlığı’nın hazırladığı raporda, koronavirüs sürecinde ülkelerin kolluk teşkilatlarına yeni görevler yüklendiğine ve gelecekte bu teşkilatların bünyelerinde salgın gibi olağanüstü durumlarla mücadele için yeni birimlerin kurulabileceğine dikkat çekildi. Raporda, hırsızlık vakalarının azaldığı, aile içi şiddetin dünya genelinde ise artış gösterdiği belirtildi.
“Covid-19 Salgını ve Sonrası Devlet, Demokrasi ve Güvenlik” başlıklı raporda, 2020’nin en önemli küresel gelişmesi Covid-19 salgınının, insan sağlığının yanı sıra devlet sistemleri, kamu politikaları, demokrasi ve güvenlik gibi konularda da etkili olduğu, bu alanlarda salgından kaynaklanan gelişmeler ve yakın geleceğe dönük beklentilerin değerlendirildiği kaydedildi. Covid-19 ile mücadelede devletlerin, kolluk birimlerinin varlığına daha çok ihtiyaç duyduğu ve onlara daha geniş yetkiler verildiği belirtilen raporda, bunun, dünya genelinde polisin süreçteki yükünü artırdığı ifade edildi.

AİLE İÇİN ŞİDDET DÜNYA GENELİNDE ARTTI

Dünya genelinde salgın sürecinde evden hırsızlık oranlarında azalma görüldüğü bilgisine yer verilen raporda, aile içi şiddet, tıbbi malzeme kaçakçılığı, sahte tıbbi malzeme üretimi, kötü amaçlı ve fidye yazılımları dahil olmak üzere siber suçlar ve internet uygulamaları temelli uyuşturucu satışının arttığına işaret edildi.
Raporda, şu tespit ve değerlendirmeler yer aldı:
“Salgın krizi, gelişmiş ülkelerin askeri ve savunma sanayisi harcamalarına yönelik ayırdığı bütçelerin, toplumlar nezdinde sorgulanmasına neden olabilir. Önümüzdeki süreçte muhtemelen çok sayıda alanda iş gücü ihtiyacı kalmayacak, buna karşılık teknik alanlarda boşluk doğabilecektir. Bu nedenle, muhtemel ihtiyaçlar doğrultusunda yeni bir eğitim planlamasının yapılması gerekecektir.

“YENİ GÜVENLİK SORUNLARI ORTAYA ÇIKACAK”

Salgın, ilerleyen süreçte insanların, yurt dışı çıkışlarında ve girişlerinde, kendi sağlıklarıyla ilgili belgeleri ibraz etme gibi yeni yükümlülükler doğurabilecektir. Salgının toplumları daha fazla dijitalleştirerek, ‘dijital bir toplum’ olgusunu ortaya çıkaracağı öngörülebilir. İnsanlar, teknolojik gelişmeler karşısında mevcut işlerini kaybedecek ve devletler açısından bu durum yeni güvenlik sorunları doğuracaktır.”