dokuz8GÜNDEN KALAN programına konuk olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Sözcüsü Dilber Sünnetçioğlu, platformun yayınladığı verilere göre kadın cinayetlerinin son yıllarda giderek arttığını belirterek “2020 yılının 11 ayında 278 kadın cinayeti işlendi. 278 kadın kendi hayatı hakkında karar vermek istediği için öldürüldü” ifadelerini kullandı.

dokuz8GÜNDEN KALAN programına konuk olan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Sözcüsü Dilber Sünnetçioğlu, Gazeteci Bekir Güneş’in sorularını yanıtladı.
“2020 yılının 11 ayında 278 kadın cinayeti işlendi. 278 kadın kendi hayatı hakkında karar vermek istediği için, çalışmak istediği için, boşanmak istediği için öldürüldü. 162 de şüpheli kadın ölümü var’’ diyen Sünnetçioğlu, “Bunlar bizim gerek sosyal medyadan, gerek ailelerin bizi arayıp haber vermesi sayesinde ulaşabildiğimiz rakamlar. Belki bu rakamlardan daha fazla kadın cinayeti işlendi. Pandeminin kadınları evde kalmaya mecbur bırakması ev içi şiddetin daha da artmasına neden oldu” dedi.

Sünnetçioğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“BUNLARIN HEPSİ ÖNLENEBİLİR CİNAYETLERDİ”

2020 yılında biz kadınlar yine öldürüldük. Hepimizin bildiği gibi dün 4 kadın kardeşimiz daha öldürüldü. Bunların hepsi bir kadın cinayetidir. Bu kadınlar, yüzde 60’ın üstünde evinde öldürülüyor. Hani o kadınları kapatmak istedikleri evler var ya o evlerde daha çok öldürülüyorlar. Hem de en yakınlarındaki erkekler tarafından öldürüldü. Aslında bunların hepsi önlenebilir cinayetlerdi. Bu bir savaş değil, salgın hastalık değil. Bu tamamen erkek şiddeti neticesinde olan ölümlerdir. Bu ölümleri durdurmak mümkün mü? Evet tabii ki bu ölümler durdurulabilir. Kadın cinayetleri bir tek 2011 yılında azaldı. Bunun sebebi de İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanması ve konu edilmesidir. Aynı şekilde bugün de İstanbul Sözleşmesi 6284 sayılı Koruma Kanunu etkin biçimde uygulansa kadın cinayetleri durur. Tabii ki hemen bıçakla kesilmiş gibi durmaz, zaman içinde azalarak durur. Ama bugünlerde tekrar İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik saldırılar devam ediyor. Hatta geçen gün Millet Meclisi’nde İstanbul Sözleşmesi aleyhine kitapçık dağıtılıyor. Milletvekillerinin odalarına bırakılıyor. Bu uluslararası imzalanmış bir sözleşmedir. İnsanlar meclise milletvekillerinin yanına böyle elini kolunu sallayarak nasıl gidebiliyor. Ben onu anlayamıyorum. Çünkü bizler hak aramak amaçlı gittiğimiz zaman yanlarına bile yaklaştırılmıyoruz. Kadın cinayetlerinin nedeni cezasızlık. Hem çok üzgünüz hem de çok öfkeliyiz. Kadın cinayetleri durur. Yeter ki İstanbul Sözleşmesi’nin ve 6284 Sayılı Koruma Kanununun etkin biçimde uygulansın. Siyasilerden, bakanlardan herkesin bu açıklamayı yapması gerekir. Kadın erkek eşittir, “eşitlik fıtratta yoktur” bunlar tehlikeli sözler. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğidir bu şiddeti doğuran. Diyanet bir açıklama yaptı, “kadının asli görevi anneliktir.” Hayır biz kadınlar olarak yaşamak istiyoruz. Anne olmak ya da olmamak bir tercih sebebidir. Bu konuda ben Diyanet İşleri Başkanı’ndan şunu beklerim: Kadın erkek eşittir, kadınlara yönelik şiddet uygulayamazsınız. Kadınlar istediği zaman, istediği yerde, istediği kıyafetle gezer. Kendi hayatları hakkında kararları kadınlar kendileri verir. Ona bir şey diyemezsiniz. Kadın erkek eşittir. Bunun üstüne basa basa vurgulanması gerekir.

Öyle şiddet uygulayan erkeklere azarlamakla, kulak çeker gibi sakın yapma demekle bu işler olmaz. Yılların tecrübesi olarak “biz 6284 Sayılı Kanunun etkin bir şekilde uygulanması gerekir” diyoruz. Buna itiraz edenlerin büyük bir çoğunluğu okuduğu için değil kulaktan dolma yanlış bilgilerle, yönlendirmelerle buna karar veriyorlar. Kadınlar “artık yeter” diyor.

“KADINLAR SON DÖNEMDE VÜCUT BÜTÜNLÜĞÜ BOZULARAK ÖLDÜRÜLÜYOR”

Her gün öldürülüyoruz. Dün 4 tane kadın, 4 tane can gitti. Bu sayı değil bu candır. Bunun ailesi var, çoluğu çocuğu var. Çocuklarının gözü önünde öldürülüyor kadınlar. Son zamanlarda kadınların vücut bütünlüğü bozularak öldürülüyor.. Daha da vahşileşmeye başladılar. Çocuk istismarcıları dışarı çıkartıldıkça, onlara ceza indirimi uygulandıkça bunun devamı gelir. Bunlar katil, can alıcı. İndirimsiz ceza verilmesi gerekir. Bunları pandemi diye dışarı çıkaramazsınız. Bu adamları pandemi nedeniyle çıkaracaksınız devletin bir sürü misafirhanesi, oteli var. Oraya koyun, neden kadınların tekrar şiddete uğrayacağı şekilde davranıyorsunuz. Birçok kadının bundan haberi bile yok. Şiddetin boyutu her geçen gün biraz daha artıyor. Biz mahkemelere de müdahil olarak katılıyoruz. Mahkemelerdeki savunmalar insan aklıyla dalga geçer gibi. 8 yaşındaki bir çocuğun kendini tahrik ettiğini söyleyerek indirim almaya çalışıyorlar. Bütün cinayetler de kadının “benimle ilişkisi vardı, ben reddettim diye oldu. Başkasıyla gördü diye oldu” diyorlar. Bunların hepsi tamamen indirim almaya yönelik davranışlar. Kolay mı yetişiyor bir insan. Bu katillere verilen her indirim diğer cinayeti kolaylaştırıyor. Sadece katiller tek başına suçlu değil, bu indirimleri verenler, İstanbul Sözleşmesi’nin etkin uygulanmasını sağlamayanlar, karakola giden kadını kocandır sever de döver de diyerek geri gönderenler. Çantasında koruma kararı ile öldürülen kadınlar var. Ne çabuk unuttuk Emine Bulut’un “Ölmek istemiyorum” çığlıklarını. Bunun bir nedeni de bireysel silahlanmadır. Türkiye’de bireysel silahlanma korkutucu boyutlarda. İnsanlar internetten siparişle hiç evinden çıkmadan silah ediniyor ve bu silah kadınları öldürüyorlar. Helin Palandöken 17 yaşında reddettiği erkek tarafından internetten alınan silahla okulunun önünde öldürüldü babası Nihat Bey başka Helin’ler olmasın diye bireysel silahlanmaya yönelik bir kampanya yürütüyor bu tahammül edilir gibi değil.
“İstanbul sözleşmesi aleyhine yürütülen çalışmalar var” diyen Sünnetçioğlu, ‘’Bunlar ne istiyor, kadınlar korunmasın mı istiyor?’’ diyerek sözlerine şöyle devam etti:

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİNİN 4 ANA UNSURU VAR”

İstanbul Sözleşmesi’nin 4 ana unsuru var. Bunu çok fazla dile getirdim ama yine dile getirmeye devam edeceğim. Her yerde hepimiz, bütün kadın platformları ve dernekler bıkmadan usanmadan “İstanbul sözleşmesi yaşatır” diyoruz.
1-Önleme
Şiddetin uygulanmaya cesaret edilemeyeceği tedbirleri alman gerek. Şiddete karşı önlem alınması şiddetin ortaya çıkmaya cesaret edemeyeceği toplum yaratılması mı kötü? Bence değil. Buna kötü diyebilen insanların ben insanlığını sorgularım.
2-Koruma
Kadınları korumak zorundasınız. Ölüm tehdidi alıyorsa, şiddet görüyorsa kadınların korunması gerekir.
3-Kovuşturma
Birçok kadın cinayetinde kovuşturma yapılırken etkin biçimde uygulanması gerekir.
Şu aralar şüpheli kadın ölümleri çok fazla. Cezadan kurtulabilmek için “intihar etti” diyorlar. Burada emniyet güçlerinin araştırmayı, kovuşturmayı düzgün yapması gerekir. Bir kadının o camdan düşmesine imkan olmayan durumlar oluyor. Fiziken kadının oradan atlaması intihar etmesi mümkün değil. Bunun araştırması düzgün biçimde yapılmadığı zaman bunlar şüpheli kadın ölümü olarak kalıyor. Şule Çet davasında araştırmalar yapılmasaydı, kadınların ve sosyal medya baskısı olmasaydı belki bu cinayet intihar olarak kayıtlara geçecekti. Aysu Yıldırım’ın dosyası 2 yıl sonra mücadeleler neticesi açıldı. Bu intihar değil, bu bir kadın cinayetidir. Bazı olaylarda emniyet güçlerinden olmanız veya bu işlerle uğraşmanız gerekmez. Bazı şüpheli kadın ölümlerinin intihar olmadığını anlayabilmek için çok zeki olmaya gerek yok. Etkin kovuşturma yapılması gerekir. Kadınlara ait iç çamaşırları üstündeki kıyafetlerin çok güzel korunması gerekir. Bunlar bir delil niteliğindedir.
4-Politika
Kadınları geleceğe yönelik güçlendirici politikalar geliştirilmesi gerekir. Bir işyerinde işçi çıkartılacaksa önce kadınlar çıkartılıyor. 11 milyonun üstünde kadın evde çalıştığı için işgücü sayılmıyor. Tüm devlet yetkililerine sesleniyorum. Hepimizin bir yakını kadın cinayeti ile hayatını kaybedebilir. Milli seferberlik ilan edilmeli. Artık biz sokaklara döküldük. Pandemi de dinlemiyoruz. Artık yeter.

“EYLEMLERDE GÖZALTINA ALINAN KADINLAR OLDU”

Biz bugün İstanbul grubu olarak saat 16.00’da Maltepe’de bir eylem gerçekleştirdik. Ankara’da da bir eylem gerçekleştirildi. Buralarda ne yazık ki gözaltına alınan kadınlar oldu. Kadınları değil kadın katillerini durdurun. Bu kadınların elinde silah yok, top yok, tüfek yok. Sadece yaşamak istedikleri için eylem yapıyorlar. Bu da bizim en doğal hakkımız. Bizler bilinçli insanlarız, bütün arkadaşlarımız maskeli. Bizden ne istiyorlar? Hiç sesiniz çıkmayacak, susup oturacağız, erkek egemenliği altında kendi hayatınız hakkında hiç karar vermeyeceğiz, onlar ne derse o olur olacak. Bizden istenen şey bu. Dizilerdeki oyuncular ve basın yani hepimizin diline dikkat etmesi gerekiyor. Çekilen dizilerde kadına yönelik şiddeti özendirici yol gösterici sahneler var. Bir kadının başına bir şey geldiği zaman “Ne giymişti, neredeydi, saat kaçtı” bunu sorgulayamazsınız. Bu kimseyi ilgilendirmez. Bunu sorduğunuz zaman suçlusunuz, insan haklarına aykırı bu.
Diyanet neden bir Cuma hutbesinde bu konuya değinmiyor. Annelik kutsallık falan değil. Bir cuma hutbesinde ‘kadın erkek eşittir, kadına yönelik şiddet suçtur. Cemaat kadına şiddet uygulamayın’ desin. Niye demiyor, bunun denmesi gerekir.

KADIN CİNAYETLERİNİN BU KADAR ARTMASININ NEDENİ NEDİR?

Kadına şiddetin bu kadar artma nedeni mevcut politikalardan kaynaklı. Kadınlar artık kendi hayatları hakkında karar vermek istiyorlar. Burada bu etken de söz konusu. Mahkemede verilen indirimler cinayetleri kolaylaştırıyor. Biz ‘ben bu işi daha önce başka kadınlara da uyguladım. Hiçbir şey olmadı 3 ay yattım, çıktım’ diyenleri gördük. Her geçen gün daha hunharca cinayetler işleniyor. Öldürüyor, bidona koyuyor, yakmaya çalışıyor, üstüne beton döküyor. Bunlar yapılıyor. Mahkemelerde ailelere laf söyleyecek kadar küstahlaşıyorlar. Şule’nin babasına ‘Sen de kızına sahip olsaydın’ diye söylendi. Nereden buluyorlar bunlar bu cesareti. Tabii ki verilen indirimlerle sırtları sıvazlanıyor. Kadın katillerinin çocuk istismarcılarının etkin bir biçimde cezalandırılması gerekir. Ancak bu şekilde önüne alabiliriz. Kadınlarla birleşiyoruz, göstere göstere, örgütlü bir şekilde birleşiyoruz.

“ACİL DESTEK HATLARIMIZ VAR”

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak bütün kadın kardeşlerimizi bekleriz. Birlikte mücadele edelim. Bizim acil destek hattımız var. 7/24 telefonlar susmuyor. Kadınlar ‘kocam bıçakladı, kocamdan şiddet gördüm, kolumu kırdı, bacağını kırdı. Ne yapabilirim? Çocuklar arıyor. Babam beni istismar ediyor. Ne yapabilirim?’ diye bizi arıyorlar. Acil destek hattı numaramız 0212 912 42 43. Bu pandemi döneminde erkeklerde evde olduğu için kadınlar şiddet gördüğü zaman bazen rahat konuşamıyorlar bunun için biz bir WhatsApp hattı da kurduk. WhatsApp hattının numarası 0505 004 11 98. Kadın kardeşlerime bir iki ufak tavsiyem olacak. Şiddete karşı sessiz kalmasınlar. Şiddete uğrayanın kendisi olması gerekmez, yandaki komşudan mı ses geliyor. Derhal 155’i arasın. Kendi başlarına geldiği zaman derhal karakola gitsinler. Kadınlar ‘6284 Sayılı Koruma Kanunu gereğince korunmak istiyorum’ desinler. Halledemedikleri sorun varsa lütfen bizi aramaya çekilmesinler. 183 ve sığınma evlerine arayabilirler. Burada belediyelere de rol düşüyor. Sığınma evleri sayısı çok az, korunma kanunu gereğince kadınların sığınma evine yerleştirilmesi gerekir. Yapılacak çok şey var ve bunun için tüm kadın kardeşlerimizi davet ediyorum. Biz her ay veriler açıklıyoruz. Verilerimizi tek tek isimleri vererek açıklıyoruz. Görmek isteyenler bizim internet sitemize girip tek tek inceleyebilirler.