Uluslararası Af Örgütü: Alican Uludağ derhal serbest bırakılmalı
Uluslararası Af Örgütü, sosyal medya mecralarında paylaştığı 22 adet ileti gerekçe gösterilerek tutuklanan Deutsche Welle muhabiri Alican Uludağ'ın Ankara 57. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yarın hakim karşısına çıkacağı dava öncesinde, gazetecinin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını talep etti.
Deutsche Welle (DW) Türkçe'nin aktardığı habere göre, Uluslararası Af Örgütü, Türkiye'deki yetkilileri, yolsuzluk iddiaları gibi kamuoyunu yakından ilgilendiren hususlarda haber yaptıkları için gazetecilere uygulanan baskılara son vermeye davet etti. Hak örgütü, Alican Uludağ’ın sadece gazetecilik yaptığı için yargılanamayacağını, derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması ve kendisine yöneltilen dayanıksız suçlamaların bütünüyle düşürülmesi gerektiğini ifade etti.
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Ruhat Sena Akşener, konuya ilişkin gerçekleştirdiği açıklamada, yalnızca gazetecilik faaliyetleri yüzünden hak ihlallerine maruz bırakılan, kriminalize edilen ve özgürlüklerinden yoksun bırakılan bütün gazeteciler ile diğer medya çalışanlarının derhal serbest bırakılması gerektiğini kaydetti. Akşener, yasaların kötüye kullanılması sonucu haklarında açılan soruşturmaların ve davaların düşürülmesi gerektiğini belirterek, Alican Uludağ’ın da bu gazetecilerden biri olduğunu vurguladı. Yetkililerin, Alican Uludağ’ı derhal ve koşulsuz serbest bırakması ve bu davadaki suçlamaların düşürülmesi gerektiğini ifade etti.
Ruhat Sena Akşener, Türkiye yetkililerinin, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenleyen 217/A Maddesi’ni, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu düzenleyen 299. Maddesi’ni ve “Türk milletini ve devletin organlarını aşağılamayı” suç sayan 301. Maddesi’ni yürürlükten kaldırması gerektiğini belirtti. Bu üç maddenin, Türkiye’nin uluslararası insan hakları hukuku ve standartları kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığına dikkat çeken Akşener, bu hükümlerin yaygın şekilde gazetecileri ve diğerlerini bastırmak için kullanılarak ülkedeki muhalefet üzerinde daha geniş bir caydırıcı etkiye yol açan ceza kanunu maddelerinden olduğunu kaydetti. Adalet Bakanlığı’nın istatistiklerine atıfta bulunan Akşener, 2024’te 55 binden fazla kişi hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “Türk devletini aşağılama” suçlarından soruşturma açıldığını, yalnızca 2024 yılında 17 bin 895 kişi hakkında bu maddeler altında dava açıldığını bildirdi.
Birçok hak örgütü gibi kendilerinin de “dezenformasyon yasası” olarak bilinen 217/A Maddesi’nin, aşırı geniş ve muğlak içeriğiyle ifade özgürlüğü hakkının kullanımı üzerinde caydırıcı etki yaratabileceği yönündeki endişelerini, 2022’de ceza kanununa eklenmeden önce dile getirdiklerini hatırlatan Akşener, hükümet yetkililerinin o dönem yasa kapsamında gazetecilerin yargılanmayacağını öne sürdüğünü ifade etti. Ancak son dört yılda bu madde kapsamında, ifadelerin hangi bölümünün yanlış veya yanıltıcı olduğunu ortaya koyan belirli kanıtlar olmaksızın gazetecilerin hedef alındığını, cezai soruşturmalara, kovuşturmalara tabi tutulduğunu, tutuklandığını ve hatta cezalandırıldığını belirterek, bu durumun kabul edilemez olduğunu vurguladı.
ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ ULUDAĞ'IN PAYLAŞIMLARINI İNCELEDİ
Alican Uludağ, İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 20 Şubat’ta TCK Madde 299’un 1. ve 2. fıkraları uyarınca “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan tutuklanmıştı. Uludağ’akullanılan suçlamaların, 21’i 2025 yılından, biri ise Şubat 2026’dan olmak üzere toplam 22 sosyal medya paylaşımıyla ilgili olduğu biliniyor. 30 Mart’ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı; 217/A, 218/1, 299/1-2 ve 301/1 Maddeleri uyarınca düzenlenen iddianameyi İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunmuştu. Savcılık, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “yargı organlarını alenen aşağılama” suçlarından her birinin birden fazla kez işlendiğini belirterek, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğini kaydetti.
Uluslararası Af Örgütü, Uludağ’ın 22 paylaşımının yazılı dökümünü incelediğini duyurdu. Yapılan inceleme neticesinde bu paylaşımların, Uluslararası Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 19. Maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. Maddesi ile güvence altında alınan ifade özgürlüğü hakkının kullanımı kapsamında yer aldığı belirtildi. Uludağ’ın haksız tutukluluğuna ve yargılanmasına derhal son verilmesi, ifade özgürlüğü hakkının korunması gerektiği vurgulandı. Türkiye yetkililerinin, TCK’nın ceza soruşturmaları, davalar ve keyfi tutukluluk yoluyla özellikle gazetecileri susturmak için araçsallaştırılan, ifade özgürlüğünün kullanımını doğrudan engelleyen ve toplumda caydırıcı bir etki yaratan 217/A, 299. ve 301. maddelerini yürürlükten kaldırması gerektiği ifade edildi.