Bursa Barosu, Sincan Özerk Bölgesi’nde Müslüman Uygur Türklerine karşı yaptıkları işkencelere tepki gösterdi.

Bursa Barosu tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi: Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde kamplarda tutulan Uygur Türkleri’nin işkence, zorla çalıştırma ve cinsel taciz olayları ile karşılaştıklarına dair iddialar bulunmaktadır. Uygur Türkleri’nin kamplara kapatılması sebebi olarak, Çin Halk Cumhuriyeti tarafından yasaklanan “aşırılık” fiillerinin işlenmesi gösterilmektedir ki bunların, namaz kılmak, oruç tutmak gibi dini ibadet, dini ve milli kültürlerine dair yazı ve basılı eser bulundurmak, farklı ülkelere gitmek, Çin dışında yaşayan insanlarla iletişim kurmak olduğu bildirilmektedir.

Suçlama konusu fiiller temel insan hakları arasında sayılmasına karşın, herhangi bir toplumun sırf bir dine ya da milliyete mensup olduğu için toplama kamplarına atılarak, işkence uygulandığı iddiaları kabul edilebilecek, görmezden gelinebilecek iddialar değildir.

Çin, Uygur Türkleri’nin başına gelenleri gündeme getiren, dünyadaki her devlete ve şahsa karşı vahşi, saldırgan tavır içine girmektedir. Uygur Türkleri’nin acılarını ağzına alan devletlere Çin tarafından yaptırımlar uygulanmakta, şahısların ise Çin’e girişleri yasaklanmakta, ticari faaliyetleri sona erdirilmekte, adeta “Çin halkı düşmanı” ilan edilmektedir. Şahıslara ve ülkelere derhal yaptırım uygulayan Çin, her nedense ilgili kampları uluslararası heyetlerin incelemesine kesinlikle açmamaktadır. Çin konuyu öylesine ileri bir duruma getirmiştir ki, ülkemiz de dahil birçok ülkeyi, dünyayı etkisi altına alan Covid-19 ile ilgili tedbirlere yardım etmemekle ve aşı tedarik etmemekle tehdit etmektedir. Ne yazık ki iktidarların bu tavra karşı adeta boyun eğdikleri görülmektedir.

Uzun yıllar toplama kampı iddialarını reddeden Çin, teknolojik olanaklar ve bir şekilde sağ olarak kurtulabilen şahısların tanıklıkları sonucunda toplama kampı iddialarını kabul etmek zorunda kalmış ve bunları da “meslek edindirme kursu”, “terörle mücadele amaçlı yeniden eğitim kampı” gibi isimlerle adlandırmaya çalışmıştır. Bu, ekonomik, siyasi ve askeri gücüne güvenerek, her istediği ihlali yapabileceğine inanan emperyalist bir ülke tavrıdır. Bu kamplar insanlığa karşı suç kamplarıdır. Kamplara alınanların büyük bir kısmından bir daha haber alınamamaktadır. Yaşananlar, George Orwell’in 1984 isimli romanındaki “Sevgi Bakanlığı” uygulamalarını andırmaktadır. Ancak dünya, aynı bu romandaki şekli ile sanki fiilen paylaşılmış gibi, gerçek insanların, gerçek gözyaşları ve dramına gözler kapanmıştır. Basit kınamalar dışında konu ile ilgili hiçbir somut adım atılmamaktadır. Çin Halk Cumhuriyeti Uygur Türkleri’nden gelen bir saldırı, bir tehdit ya da savaş durumu ile karşı karşıya değildir. Bu tip bir durumda dahi Çin’in söz konusu uygulamaları savaş suçu oluşturacakken, tamamen keyfi ve acımasız uygulamalarının, uluslararası hukukun hiçbir yaptırımı ile karşılaşmaması kabul edilemez. Dünyanın geleceği için, devletlerin iki yüzlü ve çelişkili davranmayı sona erdirmesi gerekir.

Bursa Barosu olarak, işkence gören, kamplara kapatılan, kültürel değerlerinden mahrum bırakılan Uygur Türkleri’nin yanında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz.