GÜNDEM İNSAN HAKLARI MANŞET

“Şirvan madeninde göz göre göre gelen katliam!”

Jeoloji Mühendisleri Odası, 17 Kasım’da Şirvan Madenköy’de yaşanan facia ile ilgili rapor hazırladı. Raporda, maden faciasının ‘göz göre göre geldiği’ vurgusu yapıldı.

[mks_dropcap style=”letter” size=”52″ bg_color=”#ffffff” txt_color=”#000000″]J[/mks_dropcap]eoloji mühendisleri Odasının hazırladığı raporda; Kaymalardan önce meydana gelen çatlaklar, kaymanın habercisi olduğu, ocak içinde kayma öncesinde çatlakların sürekli olarak kille doldurulduğunu ve 16 işçinin yaşamına mal olan bu facianın öngörülebilir ve önlenebilir bir olay olduğunu belirtildi.

Raporda, Şirvan bakır madeni işletmesinin 2004’te özelleştirme yoluyla Ciner Grubu bünyesindeki Park Elektrik Madencilik AŞ’ye devredildiği, faaliyetlerin 4 ayrı taşeron firma eliyle sürdürüldüğü belirtilerek, “Aynı işletmede 25 Temmuz 2016 tarihinde de heyelan meydana gelmiş ve can kaybının yaşanmadığı bu heyelanda 6 kamyon ile 2 iş makinesi göçük altında kalmıştı” denildi.

Jeoloji Mühendisleri Odası heyetinin incelemeleri sonucu hazırlanan raporun satır başları şöyle:

Sahada, çok eski tarihlerde, ocak işletmeye açılmadan önce kireçtaşı içinde bir heyelanın (paleoheyelan) meydana geldiği tespit edilmiştir. Bu heyelan nedeniyle kayan malzeme bugün ocak içinde yeşil kiltaşının hemen üzerinde gözlenmektedir. İşletmenin genişlemesi nedeniyle bu  paleoheyelan içinde de yeni basamaklar oluşturulmaya/açılmaya başlanmıştır. Paleoheyelan nedeniyle bu kesimdeki malzeme alttaki jeolojik birimelere göre oldukça zayıf dayanımlıdır. Paleoheyelan topuğundan itibaren takriben +1550/+1577 metre kotlarında açılan üç basamak nedeniyle eski heyelanın zaten zayıf olan malzemesinin dengesi bozulmuştur. Bozulan denge nedeniyle çalışma basamaklarının üstünden +1662 kotunda (basamakların üstündeki doğal topoğrafyada) oluşan gerilim çatlağından kopma ile kayma meydana gelmiş ve 16 emekçimiz kayan malzemenin altında kalmıştır. Sonuç olarak olay, bu eski heyelan içinde yapılan çalışma neticesinde meydana gelmiştir.

İşletmede yapılan görüşmelere ve basına da yansıyan bilgilere göre olay bölgesinin üst kesimlerinde ilk başlarda çatlakların geliştiği daha sonra da kaymanın oluştuğu belirtilmektedir. Teknik olarak bilinmektedir ki, kaymalar oluşmadan önce meydana gelen çatlaklar kayma olacağının habercisi niteliğindedir. Ayrıca, ocak içerisinde kayma öncesinde oluşan gerilim çatlaklarının sürekli olarak kil ile doldurulduğu ve önemsenmediği de iddia edilmektedir.

Olayın meydana geldiği ocak bölgesinde kaymanın belirtileri olan çatlaklardaki hareket izleme çalışmalarının sürekli yapıldığı ve bir hareketin belirlenemediği de basına yansımıştır.  Diğer taraftan edinilen bilgilere göre paleoheyelanın heyelan düzlüğünde su çıkışları da bulunmaktadır. Bu alandaki kaynaklardan sızan suların, zaten zayıf olan heyelan malzemesini suya doygun hale getirerek, malzemenin daha da zayıflamasına sebep olmuştur.

Yapılan gözlemler ve incelemeler sonucunda, herhangi bir bakir arazide doğal olarak meydana gelen heyelanlarda veya açık ocaklarda meydana gelen kaymalarda, hareketten önce (günler hatta aylar önce) çatlaklar gelişmeden büyük kaymaların oluşması durumu bugüne kadar görülmemiştir.  Ocak içinde yapıldığı belirtilen hareket izleme çalışmalarında, hareketin belirlenememiş olması mümkün görülmemektedir.  Eğer hareket tespit edilememişse ya ölçüm aletinde bir sorun vardır, ya da alınan ölçümler doğru değerlendirilememiştir. Aletin bozuk olması veya değerlendirmenin yanlış olması alınacak önlemlerin göz ardı edilmesine neden olmamalıdır.  Çalışanlar tarafından belirtilen çatlak oluşumlarının ocak içinde gözlenmesi, önlem alınması için yeterli bir sebeptir.

Siirt Madenköy bakır ocağında meydana gelen kayma sonucunda yaşanan facianın nedenleri de, daha önce başka ocaklarda meydana gelen kaymalar nedeniyle yaşanan faciaların nedenlerinden farklı değildir. Afşin-Elbistan Çöllolar sahası vb. facialar dahil bu felaketin  her yönüyle irdelenmesi ve araştırılması büyük önem taşımaktadır.

Buradan hareketle, ülkemizde halen devam etmekte olan tüm madencilik faaliyetleri ve projelerinin olası riskler, işçi sağlığı ve güvenliği açısından yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

Jeolojik özellikler belirlenmeden doğanın dengesini bozacak her türlü müdahalenin felaketle sonuçlanma ihtimalinin bulunduğu akıldan çıkarılmamalıdır.

Biliyoruz ki, azami kâr güdüsü olmadan, oluşabilecek risklere karşı alınması gerekli  önlemlerin işletme maliyetini değil, insan yaşamını merkezine alan politikalara, bilim ve mühendisliğe gerekli önemin verilmesiyle, bu olaya neden olan kayma vb gibi jeolojik tehlike ve risklerin faciaya yol açmasını engellemek mümkündür.

Yaşanan bu facia ve önceki yaşanan olayların arka arkaya ölümlere sebep olması, yapılan yanlış uygulama ve eksikliklerin olduğunu açıkça göstermektedir. 16 maden emekçisinin yaşamına mal olan bu olay da, pekala öngörülebilir ve önlenebilir bir olaydır.

Siirt Şirvan Madenköyde meydana gelen facia bir kez daha göstermektedir ki, günümüzde her alanda olduğu gibi madencilik alanında da yaygın olarak yaşanan özelleştirme ve taşeronlaştırmanın yaşanan facianın nedenlerinin başında gelmektedir.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası olarak, iş cinayetlerine dönüşen maden facialarının yaşanmasının kader olmadığını bir kez daha belirtiyor, kısa zamanda en fazla kârı değil insanı merkezine alan politikalara, bilim ve mühendisliğe gerekli önemin verilmesi halinde jeolojik tehlike ve risklerin engellenerek faciaların tekrar yaşanmasının ve önlenmesinin mümkün olduğunu ifade ediyoruz.

Bugün bir işçinin daha cansız bedenine ulaşılan Şirvan Madenköy’de toprak altında kalan işçilerin ailelerinin bekleyişi sürüyor.

Dokuz8HABER