2020 yılında inşaatlarda 355 işçinin hayatını kaybettiğini ve bu cinayetlerin alınacak ufak tedbirlerle önlenebileceğini belirten Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, “Çalışırken ölmemek için örgütlenmekten başka çaremiz yok” diye konuştu.

Önlemlerin alınmaması ve yoğun çalışma şartları nedeniyle koronavirüs (Covid-19) salgını döneminde onlarca işçi hayatını kaybetti. Bunlardan bir tanesi ise Devrimci Yapı, İnşaat ve Yol İşçileri Sendikası (Dev Yapı-İş) İstanbul Avrupa Yakası Temsilcisi Hasan Oğuz oldu.
Mezopotamya Ajansından Kadir Güney’e konuşan Dev Yapı-İş Genel Başkanı Özgür Karabulut, inşaatlarda yaşanan iş cinayetlerini değerlendirdi.

“YAŞAM HAKKI GASBEDİLİYOR”

Mevsimlik tarım işçilerinden sonra en çok ölümlerin yaşandığı sektörün örgütlenme faaliyetlerinde bulundukları inşaat sektörü olduğunun altını çizen Karabulut, iki sektöre de çalışanların en yoksul kesimlerinden oluştuğunu kaydetti. Bu sektörlerde yasaların işlemediğini ve çalışma kanunlarının kağıt üzerinde kaldığını vurgulayan Karabulut, “İşçinin nasıl temel hakları gasp ediliyorsa yaşam hakkı da gasp ediliyor” diye konuştu.

“SEBEP KÂR HIRSI”

Örgütlenme faaliyetlerinin ana eksenini işçi sağlığı ve iş güvenliğinin oluşturduğunu hatırlatan Karabulut, şöyle devam etti:
“Geçen yıl en az 355 inşaat işçisi çalışırken yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin yüzde yüzü ise önlenebilir sebeplerden gerçekleşti. Bazen 2 metrelik halat olmadığından bazen ise ucuz yemekten zehirlenerek işçiler hayatını kaybediyor. Yaşamını yitiren işçiler eğer gerekli önlemler alınmış olsaydı hayatta olacaklardı. Gerekli önlemlerin alınmamasının sebebi ise patronların kar hırsı. Bu sistem insanlık dışı bir sistemdir ve bundan dolayı her yolu dener. Bunu sınırlandıracak işçilerin haklarını koruyacak örgütlenmeler olan bizler varız ve bizde bunu yürütüyoruz.”

“DEVLET DENETİM YAPMIYOR”

Devletin yaşanan iş cinayetlerine karşı alması gereken önlemler olduğunu anımsatan Karabulut, “Bunların bir tanesi denetim. Devlet denetim yapmıyor. Yapsa bile ceza uygulamıyor. Neredeyse kendi yasalarını yok saymış, kağıt üzerinde bırakmış. Biz mücadele ettikçe oralarda bir şeyler yapıyormuş gibi davranıyor. Şikayetlerimize rağmen denetimlerin yapılmaması işverenlere ‘ne yaparsanız yapın’ denilmekte. İşçinin örgütlenmesinde her türlü engel var ama işverenlere karşı bir engel yok” ifadelerini kullandı.

“SAĞLIĞIMIZI ÖNEMSEMİYORLAR”

Salgının başından beri emek örgütleri olarak “zorunlu olmayan iş alanları durdurulsun, işten çıkarılmalar yasaklansın, işçiler ücretli izine çıkarılsın” şeklinde taleplerini sıralayan Karabulut, şunları söyledi:
“Bu taleplerimiz karşılanmadı. Bu süreçte bir tane bile inşaat durmadı. Pervasız bir şekilde üretim devam etti. İşçiler ‘hastalık işsizlik’ ikilemi arasında bırakıldı. Salgın koşullarında bir inşaat çalışmasının anlamı yok. Fakat bizim sağlımızı önemsemiyorlar. Varsa yoksa kendi karları.”

“TEK SEÇENEK ÖRGÜTLENMEK”

“İnşaatlarda yaşanan sorunları çözmenin tek seçeneği örgütlenmek” diyen Karabulut, sözlerini şöyle tamamladı:
“Bugün örgütlenmek hem işçinin hayatını kaybetmesini engelliyor hem de haklarının gasp edilmesinin önüne geçiyor. Çalışırken ölmemek için örgütlenmekten başka çaremiz yok. ‘Yaşamak ve yaşatmak’ şiarı ile örgütlenme çalışmalarını yapıyoruz.”