Kızılay Başkanı Kerem Kınık, kan nakliyle koronavirüs tedavisine başlanacağını, yoğun bakımdaki hastaların virüsü yenmiş insanlardan alınan örneklerle iyileşebileceğini söyledi. Kınık, “İyileşen hastaya şu mesajı vereceğiz: ‘Sen bir kahramansız. Şimdi ağır hastalar için bu kahramanlığını kullan’ diyeceğiz” ifadesini kullandı.

Habertürk’e açıklamalarda bulunan Kızılay Başkanı Kınık, koronavirüsün Çin’de ortaya çıktığı günden itibaren takipte olduklarını belirterek, bir afet operasyon merkezi oluşturduklarını söyledi ve kan nakliyle koronavirüs tedavisine başlanacağını açıkladı.

“İKİNCİ DÜNYA SAVAŞINDAN KALMA BİR FABRİKADA ÜRETİME BAŞLANDI”

Maske üretim kapasitemizi 2. Dünya Savaşı döneminde kimyasal gaz ve silahlara karşı Kızılay’ın kurduğu bir maske fabrikası var. Bu maskelerle ilgili imalat kararını verdik. Nisan’ın sonunda imalat başlayacak. Yüksek kapasiteli bir makine satın aldık ama makinenin Türkiye’ye intikalinin sorunlarını çözmeye çalışıyoruz. Hızla yüksek kapasiteli bir maske imalatımız olacak. Ancak bu süre zarfında yüksek nitelikli olan Çin’deki çok büyük bir üreticiyle bağlantı kurarak tedarik ediyoruz. Hızla bir şekilde ihtiyaç duyan sağlık personeline dağıtıyoruz. Sağlık Bakanlığı da yaptı 3 milyon N95 maskesi tedarik etti. İhtiyaç artarsa hem dışardan ithalat hem de içerde üretim kapasitesi oluşturuyoruz.

“PROFESYONEL MASKE NOKTASINDA BİR SORUN YOK”

Kişisel koruyucuyu bilinçli kullanmamız gerekli. Koronada yüksek bir farkındalık oluştu. Herkes tedbir almaya çalışıyor. ‘Maske takmalıyım’, ‘eldiven takmalıyım’ diye düşünüyor. Bir afet tıbbı uzmanı olarak şunu söyleyebilirim ki; sağlıklı insanların maske takması riski artırıyor. Özellikle eldiven kesinlikle koruyucu değil, bulaşma riskini çok artırıyor. Sahte bir güven duygusu oluşturuyor. Sağlıklı insanların maske takmaması gerekiyor. Çünkü diyelim ki küçük bir damlacık almış olabilirsiniz, sizi hasta etmeyecek ölçüde. Ama vücut bunu havalandırma yoluyla atabiliyor. Siz maske takarak bunu engelliyorsunuz. Profesyonel maske noktasında bir sıkıntı yok.

“KORONAVİRÜS KAN YOLUYLA BULAŞMIYOR”

Aldığımız kanların bir miyadı var. Trombosit 5 gün yaşıyor, eritrosit 40 gün yaşıyor. Hemen ihtiyaç sahibine ulaştırmak durumundayız. Günlük süt gibi her gün 9 bin ünite kanı 1500 hastaneye ulaştırmak zorundayız. Kazalar devam ediyor, lösemili çocuklarımızın kan ihtiyaçları devam ediyor. Korona nedeniyle yoğun bakıma alınan ve çoklu organ yetmezliği yaşayan ve kan ihtiyacı doğan vakalarla da karşılaşıyoruz. Acil olmayan ameliyatlar yapılmıyor ama en az günde 4-5 bin ünite kan toplamamız gerekiyor. Bu konuda duyarlılık oluşması gerekiyor. Kızılay’a gidersem bana korona bulaşır, kan verirsem korona bulaşır gibi düşenceler var. Koronavirüs kan yoluyla bulaşmıyor. Kızılay kan merkezleri bir hastane değil. Sağlıklı insanlar geliyor. Önlemler üst düzeyde. Bu dönemde de kan bağışlarının sürmesini istiyoruz. Bu durumda da başka bir ümit daha ortaya çıktı.

“2 HAFTADIR KANINDA VİRÜS BULUNMAYAN KİŞİLERİN KANINI ALIYORUZ”

Hacettepe Üniversitesi, Kızılay ve Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’yla 3’lü bir çalışma yürütüyorduk. Sağlık Bakanımızla irtibat kurduk. Bilim Kurulu da Sağlık Bakanımız da onay verdiler projenin ilerletilmesi için. Aslında bu 50 yıldır hekimlerin bildiği bir yöntem. Hastalığı geçirmiş ve iyileşmiş, kanında da 2 haftadır virüs bulunmayan gönüllü bağışçılarımızı alıyoruz ve plazmalarını alıyoruz. Sıvı kısmını alıp diğer kısmını geri veriyoruz. Plazmada ne var? İmmunglobolin dediğimiz antikorlar var. Bu immunglobilinler, yoğun bakıma alınmış, solunum sıkıntısına girmiş, durumu kötüye giden riski yükselmiş vatandaşlarımız için onu uçurumun kenarından çekip alabilecek bir tedavi edici özelliği var.

“İLK İYİLEŞEN HASTALARLA TEMAS KURACAĞIZ”

Önümüzdeki günlerde, ilk grup hastalarımız iyileşmeye başladı. Bu hastalarımızla temas kuracağız. Gönüllü olacak vatandaşlarımızın plazlamalarını alıp sofistike bir lojistik sistemle. Çünkü bunlar saatler içinde yoğun bakımlarda durumları kötüleşen insanlara yetiştirilmesi gerekiyor. Ülke genelinde 20’ye yakın noktamızda plazma farez dediğimiz aferez cihacımız var. 100 civarında cihazımız var. Bazı üniversite ve eğitim hastalerimizde de bu cihazdan bulunuyor. İyileşen hastaya şu mesajı vereceğiz: ‘Sen bir kahramansız. Hastalandın ama iyileştin. Hadi şimdi ağır hastalar için bu kahramanlığını kullan’ diyeceğiz.

“BÜTÇEDEN 50 MİLYON LİRA AYIRACAĞIZ”

Gelirlerimizi artırma, giderlerimizi azaltma, koronada olduğu gibi kampanyalarımıza daha yüksek bağış toplamak için seferberlik halindeyiz. Büyük kurumsal firmalar, global firmalar Kızılay’la müzakerelerini sürdürüyor. TİM, bunlardan birisi. Bir kısmı hijyen setleri veriyor, bir kısmı maddi destek sağlıyor. Mesela Amazon Türkiye 100 solunum cihazı hibe etti. Yeterli olmazsa kendi bütçemizden de ayıracağımız yeni 50 milyon liralarımız olacak.

“SAĞLIK SEKTÖRÜNDE DIŞA BAĞIMLIYIZ”

Tedarik noktasında firmalarla görüşüyoruz. Kendimizin bu cihazları üretmesi noktasında bir planımız yok ama bizim alanımıza giren örneğin kan torbaları, kan laboratuar kitleri, kişisel koruyucu maske, çadır hastane gibi ihtiyaçların karşılanmasıyla ilgili yatırım çalışmalarımızı yaptık. Sağlık sektöründe dışa bağımlıyız. Şu anda tüm yurt dışı uçak operasyonlarını durdurdu. Türkiye içindeki malzemelerimiz biterse sıkıntıya gireriz. Sağlık sektörümüzde milli seferberlik oluşturmak zorundayız.