EKONOMİ

Swap krizi ve Türk piyasasının oyun alanı olması

Ekonomist İbrahim Enes Özkan, “Son haftada yaşanan swap gelişmesinin Türkiye piyasası ve Türk Lirası açısından en olumsuz sonucu bu iki şeyin finansal piyasalarda oyun alanı haline gelmiş olmasıdır. Son swap hareketleri maalesef Türk Lirasının konvertibilitesine büyük darbe vurdu” dedi.

Ekonomist İbrahim Enes Özkan, son haftada yaşanan swap hareketlerini ve sonuçlarını değerlendirdi.” Özkan’ın konuyla ilgili makalesi şöyle:

En son söylemem gerekeni başlıkta söyledim. Son haftada yaşanan swap gelişmesinin Türkiye piyasası ve Türk Lirası açısından en olumsuz sonucu bu iki şeyin finansal piyasalarda oyun alanı haline gelmiş olmasıdır. Tabii bizi bu sonuca götüren nedenleri sadece finansal piyasalarda aramak oldukça naif bir düşünce olur. Maalesef sorunun nedenleri oldukça derin.

Eğer bir ülkenin ekonomik sorunlarını anlamak istiyorsanız iki kavramın önemini asla göz ardı etmemelisiniz. Güven ve beklenti… Piyasalar güven üzerine gelişir. Piyasalarda güveni sağlayan unsurlar vardır. Para piyasaları için bu unsurlardan ilki konvertibilitedir. Son swap hareketleri maalesef Türk Lirasının konvertibilitesine büyük darbe vurdu. Peki, swap ve konvertibilite nedir? Finansal yatırımcılar bu işlemlerden nasıl para kazanırlar?

SWAP VE KONVERTİBİLİTE NEDİR?

Swap temelde bir değiş tokuş işlemidir, bu işlemin konusu para, faiz yahut mal olabilir. Geçen hafta yaşanan işlem temelde; yabancı yatırımcıların TL cinsinden borçlanıp, karşılığında Türkiye’den dolar alması ve doların fiyatı TL cinsinden yükseldiğinde de aldıkları doları satıp yine TL’ye dönmeleri, dolayısıyla bu işlemden TL karşılığı kâr etmeyi sağlamaları olarak özetlenebilir. Örnek vermek gerekirse; bir yabancı yatırımcı bir Türk bankasına bir miktar dolar yatırır, bu miktarı teminat olarak kullanıp karşılığında TL cinsinden borç alır. Sonrasında aldığı borç karşılığında TL’yi de dolara çevirir, dolar yükseldiğinde ise hem kendi getirdiği doları hem de borç olarak aldığı doları satar. Bu işlem süresince dolardaki yükseliş devam ederse yatırımcı kar eder, bir şekilde dolar fiyatı düşer yahut aynı seviyede kalırsa yatırımcı zarar eder.

Yukarıda anlatılan işlem finansal piyasalara aşina olmayanlar için karmaşık görünebilir. Fakat tüm gününü bu tarz işlemler yaparak geçiren insanlar dünyada varlar ve olmaya da devam edecekler. Bu nedenle TCMB’nin ve BDDK’nın yaptığı gibi yerel paramıza zarar verecek yöntemler kullanarak o yatırımcılara zarar ettirmek doların yükselişi sorununu çok kısa bir vadede önler. Peki, burada alınan önlem nedir? Elimizde güvenilir kaynaklardan alınan bilgiler bulunmamakla birlikte Türkiye Bankalar Birliği Başkanının ve diğer piyasa uzmanlarının görüşüne göre kamu otoriteleri Türk bankalarını swap işlemlerine mahal vermemek için sözlü olarak uyarmış ve onlara yabancılara TL likidite sağlamaması noktasında tembihlemiş. Maalesef şeffaflık ilkesi uzun zamandır bizim para politikası yapıcılarının semtine uğramadığı için bu konuyu teyit edemiyoruz ama göstergeler bunun bu şekilde olduğunu ortaya koyuyor. Dolar tarafında sonuç kısa süreliğine istendiği gibi olsa da bunun ekonomimize çok daha büyük zararları oldu. Kısa vadeli bir yükselişi önlemek için geleceğimizi tehlike altına attık. Türkiye’nin tahvil faizleri, risk primi yükseldi; borsamız çok kısa sürede büyük bir düşüş yaşadı. Bankalardan aradığı TL’yi bulamayan yabancı yatırımcı aldığı borcu ödemek için gerekli olan TL’yi sağlamak amacıyla borsadaki hisselerini sattı. Bu sırada bizim ekonomi yönetimimiz yabancıyı oyuna getirmekten duydukları memnuniyeti ifade etmekteydi.

TÜRK LİRASI VE PARA PİYASASI FİNANSAL YATIRIMCILARIN ELİNDE NEDEN OYUN ALANI HALİNE DÖNDÜ?

Öte yandan, bir vatandaş olarak, ekonomist değilseniz, zaten swap, arbitraj vb. terimleri öğrenmek, bilmek zorunda değilsiniz ve umarım daha da ayrıntılı bilgilere haiz olmanız gerekmez ilerleyen süreçte. Vatandaşların bilmesi gereken Türk Lirası’nın ve para piyasasının finansal yatırımcıların elinde neden oyun alanı haline döndüğüdür. Bu noktada aslında konuyu yerel seçimlere getirmek gerekiyor. Çünkü, geçen hafta yaşanan sürecin yol taşları hükümetin seçim ekonomisi politikalarıyla ve söylemleriyle döşendi. Tabii FED’in parasal sıkılaşmayı ertelemesi finansal piyasalarda bir hareketlilik yarattı ama bu hareketliliğin bizi bu kadar çok etkilemesinin sebebi söylediğim gibi seçim ekonomisi ve söylemlerde saklı. Seçim süreci öncesinde Türkiye ekonomisi zaten zorlu bir süreçten geçiyordu, yine gelişmekte olan ülkeler arasında negatif yönde ayrışıyorduk. Buna ek olarak seçim sürecinde, serbest piyasa ilkelerine aykırı şekilde tanzim satış noktaları açılması, polisiye tedbirlerle fiyat kontrolleri yapılması, kamu bankalarının kredi musluklarını açması, TCMB’den yapılan kâr transferleriyle mali politikalarda genişlemeci bir yol izlenmesi, TL mevduat faizlerinin yapay olarak düşük tutulması gibi sorunlar derinleşti. Normalde tüm bu hareketlerin tersini yapmalıydık desek kimse itiraz etmez sanıyorum.

Sonuç olarak, geçen hafta yaşanan swap problemi büyük bir sorunun sonuçlarından biri olarak karşımızda duruyor. Öte yandan bu durum yeni sorunlara yol açtı ve dünyaya entegre olma iddiasında olan bir para birimi için en önemli unsurlardan biri olan konvertibilite mevzuunu sorgulamaya açtı. Başta söylediğimizi tekrarlayım: Bir ekonomi için en önemli konulardan biri “güven”dir. Yatırımcı ekonomiye zaten güvenmiyor, tüketici güvenmiyor, sektörel güven endeksleri kriz seviyelerinde… Bunun üzerine bir de ulusal paramıza karşı güveni kendi elimizle bu derece aşındırmamız “ev yapımı kriz”imizi derinleştirmekten başka bir sonuç doğurmayacak.