İki ülke arasında aylarca süren gerilimin ardından Ankara ve Paris ilişkilerini normalleştirmeye çalışılması bağlamında Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 6 Haziran Pazar ve 7 Haziran Pazartesi günü Fransa’ya ilk üst düzey ziyaretini gerçekleştirdi. Çavuşoğlu, Fransız mevkidaşı Jean-Yves Le Drian ile “Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ikili ilişkilerin” yanı sıra, “bölgesel ve uluslararası” konuları görüşmek üzere bir araya geldi.

Ziyaret, Ankara’nın iki ülke arasında Libya, Suriye, Doğu Akdeniz ve Paris’in Türkiye’nin Fransa’daki İslam etkisine yönelik saldırısı gibi çeşitli konularda aylarca süren gerilimin ardından Paris ile ilişkilerini normalleştirmeye çalıştığı bir zamanda gerçekleşti. Paris ile hazırlanan bir yol haritasının hayata geçirilmesi dile getirildi.

6 Haziran’da Fransız L’Opinion gazetesinde bir köşe yazısı yazan Çavuşoğlu, “Samimi olarak bağlı olduğumuz bu dostluk ilişkisini bozacak hiçbir yanlış anlaşılmaya yer vermemeliyiz” ifadelerini kullanmıştı. Bakan, Türkiye ve Fransa’nın Suriye’de ve Libya’da görüş ayrılığı bulunmadığını, IŞİD’e karşı mücadelede ise “YPG/PKK’lı teröristlerle işbirliğine” ilişkin görüş ayrılıklarında, ancak bu işbirliğinin kesin olarak kesildiğinde aşılabildiğini söyledi. Doğu Akdeniz konusunda Türkiye’nin hiçbir zaman yayılmacı hırsları olmadığını belirtirken, Yunanistan ile bu diyaloğun da, bunun bir başka teyidi olduğunu sözlerine ekledi. Aşırıcı Ermeni topluluklarının asılsız iddialarının Türk-Fransız ilişkilerine zarar vermesine mani olunması gerektiğini de bildirdi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler konusunda, Fransa’nın, hem AB’ye hem ikili ilişkilere fayda sağlayacak gelişmelere katkıda bulunarak yeniden Türkiye ile yakınlaşmanın itici gücü olmasını umduğunu kaydetti. Geçen Aralık ayında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yaptığı video konferans sırasında Avrupa Birliği ile “yeni bir sayfa” açmak istediğini söylemişti.

PARİS İLE HAZIRLANAN “YOL HARİTASI”

Ziyaret, Ankara’nın iki ülke arasında Libya, Suriye, Doğu Akdeniz veya Paris’in Fransa’daki İslam’ın etkisine karşı taarruzu gibi çeşitli konularda aylarca süren gerilimin ardından Paris ile ilişkilerini normalleştirmeye çalıştığı bir zamanda gerçekleşti.

Türkiye ve Fransa arasındaki ilişkiler, özellikle Suriye, Libya, Doğu Akdeniz, Yunanistan ve Kıbrıs ve daha yakın zamanda Türkiye’nin Ermenistan’a karşı Azerbaycan’ı desteklediği Dağlık Karabağ konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıldan bu yana giderek kötüleşen bir durum söz konusuydu. Geçtiğimiz Ekim ayında Paris ve Ankara arasındaki sözlü gerginlik, İslam dininin peygamperi Muhammed’in karikatürleri üzerinden silah geçişi ve Tarih-Coğrafya Profesörü Samuel Paty’nin hayatına mal olan saldırının ardından Fransız yetkililerin tepkisiyle daha da tırmandı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha sonra Fransız mevkidaşını doğrudan hedef aldı ve onu Fransa’daki İslamcı “ayrılıkçılığa” karşı yaptığı konuşmada bir “nefret kampanyasına” öncülük etmekle ve “ruh sağlığını” sorgulamakla suçladı. Aralık ayının başında da Erdoğan, Fransa’nın “Emmanuel Macron’dan bir an önce kurtulması” umudunu dile getirdi.

Bu meseleye yönelik bir ‘yatıştırma’ işareti olarak, iki devlet başkanı geçen Mart ayında video konferans yoluyla bir araya geldi. Ankara, bölgesel ve uluslararası sahnelerde artan izolasyonundan çıkmak için yılın başından bu yana Batılı ve bölgesel müttefiklerine yönelik eylemlerini hızlandırma kararı almıştı. Söz konusu ziyarette de yine Türkiye dışişleri bakanının, iki ülke arasında aylarca süren gerilimin ardından ve Ankara-Paris ile ilişkileri normalleştirmeye çalıştığı dikkatten kaçmadı.

KİLİT UNSUR: DOĞU AKDENİZ Mİ?

Geçen Aralık ayında AB’nin başkenti Brüksel’de bir araya gelen Avrupalı ​​liderler, gaz kaynakları bakımından zengin ve Türkiye’nin arama çalışmaları yürütürken deniz sınırlarının çizilmesine karşı çıktığı Doğu Akdeniz’deki “tek taraflı eylem ve provokasyonları” nedeniyle Ankara hedefli yaptırımlar uygulamaya karar verdiler. Ankara, bölgesel ve uluslararası sahnede artan izolasyonundan kurtulmak için yılın başından bu yana Batılı ve bölgesel müttefiklerine yönelik yakınlaşma eylemlerini hızlandırıyor. Görünen o ki, bu durum Ankara’yı köşeye sıkıştırarak istenen etkiyi yaratmış bir yanıt olarak da görülebilir.

Bu bağlamda Türkiye, Fransa ile diyaloğu yeniden başlatmaya çalışıyor. Nitekim, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir hafta içinde yapılacak NATO zirvesinin oturum aralarında Joe Biden ile yapacağı bir sonraki görüşmeden çok şey bekliyor. NATO ile Türkiye arasında çok önemli bir mesele bulunuyor, o da Türkiye’nin Rusya’dan karadan havaya füze satın alması. Bu nedenle Türkiye, F-35 uçaklarını satın almaktan ve aynı uçakları inşa etme ortaklığından da dışlanmıştı. NATO düzeyinde bile bugün Türkiye’nin kısmen izole olduğu bir gerçek. Bu sebeple Türkiye, füzelerden de geri adım atmadan ortak bir zemin bulmaya çalışıyor. Bu da siyaset konusunda yaşanan zorluklara bir nebze yatıştırma politikası güdüyor.

NE BEKLEMELİYİZ?

Hatırlarsak, tüm siyasi ve diplomatik gerilimlerin yanı sıra, Almanya ve Fransa, çok yakın bir tarihte, 21 Mayıs’ta görülen davası öncesi ortak bir yazılı açıklama yaparak, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına uyarak, Osman Kavala’yı derhal serbest bırakmasını istemişti. Ortak açıklamada, Avrupa Konseyi üyesi Türkiye’nin AİHM kararına uymamasının hukuk devleti ilkelerine ters düştüğü uyarısı yapılmıştı.

Peki bugün çizilen dostluk resmi neyin göstergesi olarak alınabilir? Türkiye’nin 14 Haziran’da düzenlenecek NATO zirvesinde Amerikan Başkanı Biden ile dirsek teması kurma yolu, bugün ABD’nin bölgesel müttefikleriyle ilişkilerini sıklaştırmasından geçiyor. Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da dostane mektubu, Türkiye’nin ABD ile bölgesel ittifak çizgisinde kalacağının bir göstergesi olarak okunabilir. Nitekim Ankara ve Paris açısından oldukça önemli bir adım oldu bu ziyaret. Yine de, bugün iki ülke dışişleri bakanlarının dostane görüntüsü, sadece bir kaç gün sonra iki ülkenin cumhurbaşkanları tarafından kolaylıkla bozulabilir. Bunu tahmin etmek şimdiden oldukça güç.